Gümüşhane
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,3498 %0.02
53,9163 %0.08
6.212,77 % 0,72
BU SON MEKTUBUM OLSUN

BU SON MEKTUBUM OLSUN

YAYINLAMA:

İçimde bir bahar ötesi hüzün
Mecnun’a Leyla’dan haber mi bilmem.
Hangi gurbet sende bu hangi yüzün? 
Meryem’ce düşlerin hazan mı bilmem.
İsmail HAYAL

 

Gecenin en zifiri karanlığında yazıyorum bu satırları sana. Gökyüzü alabildiğine duru, yıldızlar ise neonlarını yakmış bu gece üstüme. İçimde bir bahar ötesi hüzün hakim. Ve taa uzak bir yerlerden kurbağa sesleri bölüyor gecenin sessizliğini. 

 

Ve çekirgeler eşlik ediyorlar en hazin besteleri ile bu sessizliğe. Ve bir yıldız kayıyor gökyüzünden, yüzümü okşuyor öte yandan en çıplaklığıyla zemheriden arta kalan bir bahar esintisi ve ben akrebini durduruyorum zamanın.

 

Gittiğinden beri en ıssız yalnızlığını yaşıyor yüreğim ve hâlâ alışamadığım sensizliğin sarıyor bedenimi çepeçevre. Adeta bir ısırgan otu istilasındayım bu gece. Bedenim yanıyor lakin yok orta yerde hiç bir şey. Güllere uzanmak istiyorum dikenler çıkıyor önüme. Ve bir kuşburnu gülümsüyor derinden göz kırparak. Ve ben en sürgünümdeyim sensiz ve sessiz.

 

Ve verdiğin ama arkasında durmadığın yalan sözlerin kurcalıyor beynimi. Sen söylemiştin ya bana biraz da gün yanığı yüzün kızararak, bekleyeceğim diye. Ve ben sana gelmenin ilk adımlarını atmak için yola çıkmadan, henüz sırtımı dönmeden sen sırra kadem bastın. Nereden bilebilirdim ki sözlerin yalan, gözlerinin ışıltısının sahte olacağını. 

 

Bir gulyabani gibi gecelerimi bölüyor sensizliğin. Ve en çirkin kahkahalarını duyuyorum gizli gizli vefasızlığının. Sonsuz kere sonsuzda bir boşluğa düştü hayallerim. Yusuf misali kuyulardayım ve esaretindeyim kör karanlıkların. O gözlerine bakarak kurduğum hayallerim bir bir sürgününü yaşıyor. Ve şimdi yorgun hem perişan ve hem de çaresizim.

 

Gözyaşlarım sağanak sağanak dökülürken, içine düştüğüm İbrahim ateşi ne yapar ki bana? Bu yüzden sitemkârım, kırgınım sana. Satırlarıma ağuları dökülüyor yüreğimin ve bir türkü tutturmuşum ayrılık üzerine. Sen kim bilir, belki de bir asude gurbetin koynundasın. Ve ben gurbet gurbet işledim seni yüreğime. Bir sürgün yayılıyor eflatun renginde, bağım, bahçem, yuvam darmadağın, mutlu musun?

 

Heyhat sen gittiğine belki memnun, belki pişmansın, kim bilir? Can yakan huzur bulur mu onu da bilemem. Ama gel gör ki sensizliği anlatamadım kalbime. Karadeniz kabul etmedi gözyaşlarımı, dinlemedi hiçbir derdimi Harşit, güldü üstüme caddeleri bu şehrin. Ve Arnavut kaldırımlara döküldü isyanı vefasızlığının. Ve ben gözyaşlarımı topladım gecenin en derininde bu şehrin sokaklarından. Ve dost bildiğim kaldırımlar ayak seslerimden behüzar oldu her gün, her saat, an be an her an.

 

Hani derler ya; “bıçak vursan kanım akmaz” diye. İşte öylesi bir haldeyim. Döktüğüm gözyaşları kurtardı bir müddet beni, peki ya akıtamadıklarım. Onlar da yedi bitirdi beni. Anlatmak isterim anlatamam, ağlamak isterim ağlayamam, boğazıma düğümlenir isyanı kalbimin. Ve ben bu yüzden bizarım.

 

Yalanlarla kurulu yalan dünyanda yalanlarına kandığımı heyhat çok geç anladım. 

 

Ben Mecnun’luğumu yaptığıma inanıyorum ya sen Leyla olabildin mi acaba? 

 

Ben uğruna dağları delmeyi göze almışken sen Şirin misali tutulabildin mi aşka? 

 

Ya ben Kerem oldum diyelim sen Aslı’nın saçının bir tek kılına değer misin onu da bilemem. 

 

Ben mancınıklarla atılmaya razıydım İbrahim narına, ya sen bir serçe kuşu olabildin mi gagasında su misali baharları taşıyacak? Ve sen kaldın mı böyle çaresiz, bir başına?

 

Bu son mektubum olsun sevda üstüne. Kirletilmesin sevdalar, verilmesin tutulmayacak sözler, yayından çıktıktan sonra geriye döner mi ok? 

 

Kırılan hangi bardak tekrar eski haline döner? Sevda karşılığı olunca manidardır ve iltimas gördüğü yerde yeşillenir yapraklar. Ya da güz gazelleri gibi sararıp düşer dalından. Bir çöpçü tarafından süpürülür gider. 

 

Ve bu sana yazılan yüreğimin son sitemleridir. İstesen de bir daha yazılmayacak bu satırlar. Ve bu yaslı yüreğim ebediyen bir daha anmayacak seni.

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız