BM’NİN SESSİZLİĞİNE HAYKIRIŞ
Gazze’de çocuklar katlediliyor, hastaneler bombalanıyor, şehirler taş üstünde taş kalmayacak şekilde yıkılıyor. Gözlerimizin önünde bir soykırım yaşanıyor; öyle bir soykırım ki insani yardıma bile izin verilmiyor. Ve dünya, bu vahşeti canlı yayında, film izler gibi izliyor. Peki, insanlığın adalet dağıtması için kurulmuş Birleşmiş Milletler ne yapıyor? Koca bir hiç! BM’nin sessizliği, aslında zulme ortak olmaktır.
Birleşmiş Milletler… 1945’te “dünya barışını korumak” amacıyla kuruldu. Mazlumun yanında, zalimin karşısında olması beklenen bir kurum. Ama gerçek ne? Sessizlik, etkisizlik ve çifte standart. 5 daimi üyenin ve özellikle ABD’nin elinde oynatılan bir tiyatro sahnesi sadece. Güçlülerin çıkarları söz konusu olduğunda çarklar dönüyor, ama mazlumu savunmaya gelince sistem kilitleniyor. Güvenlik Konseyi’nin vetosu, İsrail’e karşı alınacak her kararı boşa çıkarıyor. Hani nerede adalet? Hani nerede insanlık? BM artık adaletin değil, güçlünün kölesi.
Tam da bu sessizliğin ortasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kürsüye çıktı. Açık açık söyledi: “Gazze’de soykırım var.” Bu söz, yalnızca bir liderin çıkışı değildi; mazlumun sesi, ümmetin haykırışıdır. ABD’nin, yani İsrail’in en büyük hamisinin merkezinde, onların gözlerine bakarak “Soykırım” demek cesaret ister. Erdoğan’ın o kürsüden yükselen sesi, BM’nin suskunluğuna ve çürümüş düzene atılmış bir tokattır. Aynı zamanda sessiz kalan İslam dünyasına da bir aynadır.
İslam dünyasının sokaklarında insanlar bu sözleri bağırlarına bastı. Kahire’de, Amman’da, Karaçi’de, Cakarta’da halk, yıllardır duyamadıkları hakikati bir Türk liderden duydu. Erdoğan, “ümmetin sesi” oldu. Ancak işin acı yüzü şu: Kendi halkı Müslüman olan ama koltuğunu koruma derdindeki liderler var. İsrail ile masaya oturan, ticaret yapan, normalleşme yarışına giren bu yönetimler, halklarının vicdanına ihanet ediyor. Halk yüreği kan ağlarken, saraylarda sessizlik hâkim.
Erdoğan’ın çıkışı, sadece İsrail’e değil, suskun liderlere de ayna tuttu. Halk artık soruyor: “Türkiye sesini yükseltiyor, bizimkiler niye susuyor?” Bu çıkış, İslam dünyasının utancını ve umudunu bir arada gösteriyor: Utancı, çünkü milyonlarca Müslümanın sesi olması gereken liderler susuyor. Umudu, çünkü en azından birileri zalimin karşısında, mazlumun yanında dimdik durabiliyor.
BM’nin suskunluğu, İsrail’in zulmünü meşrulaştırmıyor; kendini sorgulatıyor. İslam ülkelerinin sessizliği ise bu suça ortaklık ediyor. Ama unutmayalım ki tarih, susanları da, konuşanları da kaydediyor.
Bugün dünyada üç acı gerçek var: Gazze’de soykırım, BM’de sessizlik ve kürsüde Erdoğan’ın haykırışı…
Ve bu haykırış, İslam dünyasına ve insanlığa şunu söylüyor: Hepiniz sussa da ben susmayacağım.
Anlayana…
25.09.2025 Av. Ali Haydar Dereli