GÜMÜŞHANE ZİGANA KIŞ FESTİVALİ
Karadeniz’in kışı yalnızca soğuk ve kar yağışını hatırlatmaz. Yapılan festivallerle insanına yaşama umudunu, heyecanını ve insanların bir araya gelip ısınan yüreklerini de anlatır. Kar taneleri bazen toprağın üzerine, bazen dağların zirvesine düşerken, yaşanan festivallerle şehirlerin ruhuna da düşer. İşte bu yüzden Rize’de Ayder Yaylası’nda yapılan Kardan Adam Festivali, şenlik olmanın yanında, insanların yüzünde tebessüm, çocukların gözlerinde ışıltı, esnafın dükkânında bereket demektir. Rize’nin Meşeköy’ünde yapılan Petranboard şenliklerinde hem kayak yapılıyor, hem de geçmişle bugün arasında köprü kuruluyor. Trabzon’un Uzungöl Kış Festivali, şehrin heyecanı ve kendine olan güveninin bir göstergesidir. Giresun yaylalarında yapılan etkinlikler ise şehrin içindeki yaşama sevincinin dışa yansımasıdır.
Karadenizdeki bu şenlikler, birer eğlence olmalarının yanında, şehirlerin ruhuna nefes veren canlılık kaynağıdır. Onlar başarıyor, şehirlerine hareket kazandırıyor, turizmlerini büyütüyor.
Peki Gümüşhane neden yapmasın?
Zigana gibi bir değere sahip bir şehir, neden hâlâ bu potansiyeli bekletsin?
Zigana sadece karla kaplı bir dağ değildir. Gümüşhane’nin çocukluk anılarıdır, gurbete gidenlerin hatıralarıdır, gençlerin umudu, şehir halkının gururudur. Kar yağdığında bembeyaz bir örtüye bürünen Zigana, sanki yıllardır şuna fısıldıyor: “Ben hazırım, yeter ki siz inanın.” Eğer gerçekten bir irade ortaya konulursa, Zigana Kış Festivali yalnızca bir eğlence değil; şehrin ruhuna iyi gelen bir nefes, kalbine dokunan bir umut olur. Esnafın yüzünde tebessüm, gençlerin gözünde ışık, Gümüşhane’nin kalbinde yeniden canlanma umudu olur.
Bu festival, yalnızca turizmi canlandırmakla kalmaz; şehrin onurunu, birlik ruhunu da ayağa kaldırır. Tam da bu nedenle büyük bir fırsat var: Gümüşhane’nin kurtuluş yıldönümü etkinliklerini Zigana Kış Festivali ile birleştirmek. Bu yalnızca bir takvim çakışması değil, tarihle bugünü buluşturmak, geçmişin mücadelesini bugünün umuduyla kucaklaştırmak demektir. Kurtuluş coşkusunu, Zigana’nın beyaz örtüsünün üzerinde tüm şehirle birlikte, gururla ve sevinçle yaşamak… Bu, bir organizasyon olmasının yanında, Gümüşhane’nin kendi kaderine sahip çıktığının en güçlü mesajı olur.
Gümüşhane sadece sınırları içindeki insanlardan ibaret değildir. İstanbul’da, Ankara’da, Bursa’da, Avrupa’da yaşayan binlerce Gümüşhaneliyle birlikte büyük bir aile. Bu nedenle yapılacak bir Zigana Kış Festivali, yerel bir etkinlik olmasının yanında Gümüşhane derneklerinin güçlü katılımıyla bir gönül buluşması haline getirilebilir. Gurbette yaşayan Gümüşhaneliler memleketlerine koşar, yıllardır gelmeye fırsat bulamayanlar bu vesileyle gelir, şehir yalnız kalmaz; şehir yalnız olmadığını hisseder. O festival alanında atılan her adım, yakılan her ateş, çalınan her türkü aslında “Biz bir aradayız” mesajı olur.
Üstelik şehir halkıyla birlikte, Türkiye’ye ve dünyaya da bir çağrı olur bu. Tanıtım artık yalnızca afişlerle yapılmıyor. Milyonlara ulaşan gezgin YouTuberlar, sosyal medya içerik üreticileri ve fenomenler davet edilirse Zigana bir anda milyonların ekranına düşer. Gümüşhane hem Türkiye’de, hem de dünyada konuşulur hale gelir. Kar taneleri Zigana’yla birlikte, festivali izleyen herkesin kalbine düşer.
Bunun için tek gereken şey, “olur mu acaba?” demekten vazgeçip “neden olmasın?” diyebilmek. Valilik, Belediye, İl Kültür Turizm Müdürlüğü, üniversite, sivil toplum kuruluşları ve Gümüşhane dernekleri el ele verirse ortaya bir festivalle birlikte, bir şehir ruhu da çıkar. Çünkü bu mesele yalnızca bir şenlik organizasyonu olmayıp, Gümüşhane’nin geleceğine atılan çok güçlü bir imzadır.
Komşu iller yapıyor, başarıyor, kazanıyor. Bizimse uzun süredir beklemeye tahammülümüz yok. Belki bu yıl Zigana’nın beyaz örtüsüne ayak izlerimizle birlikte, bir şehrin umudu, sevinci ve tarihi yazılır. Kurtuluş coşkusu karla birleşir, geçmişle bugün kucaklaşır ve Gümüşhane turizmde yeniden ayağa kalkar.
Ufkumuz geniş olursa, inanırsak, uğraşırsak,
Neden Olmasın !!!
05.01.2026 Av. Ali Haydar Dereli