Ara
Gümüşhane
Kapalı
-13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,2957 %0.03
50,6829 %-0.17
6.744,08 % 1,90
Soğuk Bir Eskişehir Sabahında Isınan Kalpler

Soğuk Bir Eskişehir Sabahında Isınan Kalpler

YAYINLAMA:

Eskişehir’in ayazı meşhurdur.Yıllar önce Gümüşhane’den tayinim bu güzel kente çıktığında, bazı arkadaşlarım beni uyarmıştı: “Soğuk bir şehre gidiyorsun.”
Önceki yıllarda bu sözlerin abartılı olduğunu düşünürdüm; kışlar eskisi kadar sert geçmezdi. Ancak bu yıl Eskişehir’in ayazı bambaşka. Soğuk, sadece üşütmüyor; insanın yüzünü bıçak gibi kesiyor, nefesi bile acıtıyor.

Ancak bazı sofralar vardır ki yalnızca mideyi değil, yüreği de ısıtır, insanı doyurur. İşte Eskişehirdenhaber.net köşe yazarlarının geleneksel hâle gelen kahvaltı buluşması da tam böyle bir sabaha denk geldi. Soğuğun hüküm sürdüğü bir günde, dost sohbetleriyle ısınan samimi bir ortamda bir araya geldik.

Aynı çatı altında yazan, düşünen, sorgulayan ve şehrin nabzını tutan köşe yazarları olarak aynı sofrayı paylaşmak, sıradan bir kahvaltıdan çok daha fazlasıydı. Kalemlerin kelimelerle kurduğu bağ, bu kez çay bardaklarının buharında, içten sohbetlerde hayat buldu.

Bu satırları bilgiayarımın karşısında yazarken bir kez daha anladım ki  bu hayatta insana iyi gelen; gönül hanesine buyur ettiği dostları ve yazar arkadaşları olmalı. Her biri kendi alanında birikimli, sözü olan ve bulundukları ortama değer katan kalemlerle aynı masada oturmak başlı başına anlamlıydı. 

O masa etrafında sadece kahvaltı edilmedi; anılar paylaşıldı, düşünceler yoğruldu, dostluklar pekiştirildi.

Sözler söylendi, şiirler okundu. Edebiyat dünyamıza adeta bir çocuk gibi doğan birbirinden kıymetli kitaplara kavuştuk.
Bu buluşmaya ayrı bir güzellik katan anlardan biri ise, bu yıl yazılarını büyük bir keyifle okuduğum; aruz ve hece ölçüsüyle kaleme aldığı muhteşem şiirlerle bizleri bambaşka âlemlere götüren değerli büyüğümüz Necibe Çetinkaya’nın yeni çıkan kitaplarını imzalaması oldu.
Ki Necibe ablamızın 300’ün üzerinde şiirinin TRT repertuvarına girerek bestelendiğini söylemeden geçmek büyük haksızlık olur.

”Marifet iltifata tabidir” sözünün bir gereği olarak bu satırları yazıyorum.

Ehli bilir aruz ve hece ölçüsüyle şiir yazmak herkesin harcı değildir. Çünkü her mısrada aynı hece sayısını tutturmak gerekir; duraklar doğru yerde olmalı, anlam bozulmadan doğal bir akış yakalanmalıdır. Saymak kolaydır ama şiiri sayıya boğmadan yazmak ustalık ister. İşte Necibe Çetinkaya, bu ustalığı yıllardır başarıyla sürdüren ender şairlerimizdendir dostlar.

Aynı şekilde şair-yazar kimliğiyle tanıdığımız kıymetli eşi Aydın Çetinkaya’nın kitaplarını imzalaması da kahvaltımıza ayrı bir edebi zarafet kattı.
Aydın Bey’in rubaileri adeta “beyin yakan” dörtlüklerdir. Az sözle çok anlam anlatır okuyucusuna. Öyle ki dört mısrada düşünceyi tamamlamak gerekir; fazlalığa yer yoktur. Son dize çoğu zaman vurucu, düşündürücü ya da şaşırtıcı olur. Eskişehirdenhaber’in takipçileri, Aydın Çetinkaya’nın rubailerinde bu etkiyi her defasında hisseder.

Kahvaltı etkinliğinde öyle anlar yaşadık ki; kelimelerin sadece yazıda değil, hayatta da nasıl iz bıraktığını bir kez daha fark ettik.
Kahvaltıdan bir çok yazar arkadaşımızın ortak kanaat netti: Daha sık bir araya gelmeliyiz.

Haksızda değiller.

Teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte insanoğlunun giderek birbirinden uzaklaştığı, elimizdeki “akıllı” telefonların adeta bizleri esir aldığı,yanıızdakini dahi görmediğimiz iletişim kuramadığımız bir dönemde, safları sıklaştırmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık. 

Bu nedenle aramızdaki dayanışmayı artıran, dostluğu pekiştiren bu tür programların sayısı mutlaka çoğalmalı.

Yerel basında bu ölçekte ve bu samimiyette yazar buluşmalarına pek rastlanmıyor. Oysa aynı sofrada yazar dostlarla bir araya gelmek, yalnızca bir medya dayanışması değil; aynı zamanda şehrimize, insanımıza ve geleceğimize karşı taşıdığımız ortak sorumluluğun da bir yansımasıdır.

Bu buluşma bize bir kez daha gösterdi ki; kalemler farklı olabilir ama niyet aynıysa, kafanızın arkasında başka bir plan yoksa yolunuz da aynı sofrada kesişebiliyor.
Evet dostlar…Soğuk bir Eskişehir gününde içimizi ısıtan bu kahvaltı, geride yalnızca güzel anılar değil; daha güçlü bir dostluk ve daha sağlam bir dayanışma duygusu bıraktı.

Yeni dostlar tanıdık. Yazmanın ve paylaşmanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha yaşayarak gördük.
Bizleri bir araya getiren Eskişehirdenhaber.net ailesini ve emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *