Ara
Gümüşhane
Kapalı
-3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,4234 %0.03
52,0410 %0.25
7.623,27 % 1,60
Bayrağa Aşığız, Hainlere Karşıyız

Bayrağa Aşığız, Hainlere Karşıyız

YAYINLAMA:

Türk bayrağının hikâyesi, sıradan bir kumaşın hikâyesi değildir. O hikâye; gecenin en karanlık anında göğe bakıp umut bulanların, toprağa düşerken bile başını eğmeyenlerin hikâyesidir. 

Göğü yırtarcasına dalgalanan ay yıldızlı şanlı bayrağımız, bir milletin kaderini, inancını ve direncini taşır üzerinde. 

Kırmızısı; sıradan bir renk değil, bu topraklar için canını veren şehitlerin kanıdır. Ayı; karanlık gecelerde yol gösteren umuttur. Yıldızı ise istikbalimizin sönmeyen ışığıdır.

Bu bayrak, tarih boyunca nice badireler atlatmış; savaş meydanlarında yere düşmemek için canlarla tutulmuştur. 

Direğe çekildiğinde yalnızca yükselmez, aynı zamanda bir milletin başını dik tutar. Bu yüzden bayrağa uzanan her el, aslında doğrudan milletin onuruna uzanmıştır.

Son zamanlarda özellikle Mardin’in Nusaybin sınırında yaşananlar, sıradan birer “olay” olarak geçiştirilemeyecek kadar ağır ve yaralayıcıdır. Bayrağımıza uzanan hain eller, yalnızca bir kumaşa değil, bir milletin onuruna, tarihine ve ortak vicdanına dokunmaktadır. Bu çirkin girişimler, toplumun en hassas sinir uçlarıyla oynayan karanlık bir provokasyondur.

Bilgisayarımın başına oturup bu satırları yazarken bile, yurdun dört bir yanından menfur saldırıya karşı yükselen öfke ve tepki dalgaları gelmeye devam ediyor. Her bir itiraz, her bir haykırış, milletimizin bu ihaneti asla kabullenmeyeceğinin sessiz ama güçlü bir ilanı gibi… İçimde kabaran öfke, parmaklarıma kadar iniyor; kelimeler adeta isyan ederek dökülüyor.

Hatırlayın…
Kıbrıs’ta, ay-yıldızlı bayrağımızı indirmeye yeltenen o aşağılık Rum askeri, milletimizin namusuna uzanan elin ne anlama geldiğini öğrenmişti. O tek kurşun, sadece bir askeri değil; bir millete meydan okuma küstahlığını da yere sermişti. Çünkü bu bayrak, sıradan bir bez parçası değil; şehit kanlarıyla yoğrulmuş bir onurun adıdır.

Türk bayrağını indirmeye çalışıyordu. Bayrak değil  kurşunla kendi indi aşağıya. O an, sadece bir bayrak yere düşürülmek istenmedi; Türk milletinin iradesi sınandı. Ancak tarih bize şunu defalarca göstermiştir: Ay yıldız, kurşunla değil; imanla yükselir.

Bayrak, bir milletin onurudur, namusudur, şerefidir. Bu bayrağın altına kendini ait hissetmeyen, onu hazmedemeyen, ona kin duyan eşkiyalar varsa; kendilerine başka bir ülke, başka bir gök kubbe arasınlar. Çünkü bu bayrak, sahipsiz değildir. Ve hiçbir zaman da olmamıştır.

Burada şunu özellikle vurgulamak gerekir: Adı her ne olursa olsun, hiçbir terör örgütü Kürt halkının temsilcisi değildir. Aksine, bu yapılar yıllardır kendilerini besleyen küresel güçlerin çıkarları uğruna kullanılan, ipi başkasının elinde olan taşeronlardan ibarettir. Silahları başkalarının verdiği, yönü başkalarının çizdiği bu örgütlerin, halk adına söz söyleme yetkisi olamaz.

Kürt kardeşlerimizin artık bu gerçeği açıkça görmüş olması gerekir. Zira ABD’nin kayığına binenlerin, dalga çekildiğinde nasıl ortada kaldıkları, tarihin defalarca tekerrür eden hazin sahnelerinden biridir.

Dolayısıyla toplum olarak bu alçak girişimleri büyük bir öfke ve kararlılıkla kınıyoruz. Öyle ki, adeta yüce Türk milletinin sabrı test edilmektedir. Ancak bu millet sabırlıdır; zayıf değildir. Unutulmamalıdır ki sabır taşarsa, tarih yeniden yazılır.

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, bu hainlere gereken ders verilecek ve yaptıklarının hesabı mutlaka sorulacaktır. Bunu bekliyoruz.

Öyle bir ceza olmalıdır ki, bir daha hiç kimse bu bayrağa yan gözle bakma cesaretini bile kendinde bulamasın. Çünkü bayraksızlığın adı özgürlük değil, köksüzlüktür.

Böyle zamanlarda usta şairimiz Arif Nihat Asya’nın “Bayrak” şiiri dilime pelesenk olur.

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,

Işık ışık, dalga dalga bayrağım!

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

 

Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.

Seni selâmlamadan uçan kuşun

Yuvasını bozacağım…

 

Bu sözler, bir tehdit değil; bir milletin bayrağına olan sadakatinin şiirle ifadesidir dostlar.

Bu tür saldırıların bir daha yaşanmaması için yalnızca cezalar değil, bilinç de gereklidir. 

Bayrak sevgisi; çocuklara ezberle değil, anlayarak öğretilmelidir. Eğitimden medyaya, sanattan kamu diline kadar her alanda bayrağın anlamı ve değeri güçlü şekilde vurgulanmalıdır. 

Ayrıca bu tür provokasyonlara karşı hukuki yaptırımlar net, caydırıcı ve tavizsiz olmalıdır.

Çünkü bayrak, indirildiği an değil; unutulduğu an düşer.
Ve Türk Milleti, bayrağını ne unutur ne de yere düşürür.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *