GÜMÜŞHANE’DE HERFENE KÜLTÜRÜ
Gümüşhane’nin sosyal ve kültürel bağlamda yetersiz argümanları karşısında bu şehrin kültürüne sevdalı birkaç güzel adamın bir araya gelerek adına da Gümüşhane’de eski uzun kış gecelerinde genellikle köy odalarında yapılan yiyecekleri ortaklaşa getirilen, şarkılar, türküler, âşıklık geleneğinden örnekler, köy seyirlik oyunları ve şiirlerin okunduğu eğlencenin anlamına gelen HERFENE 156. Programıyla yine iz bıraktı.
Dile kolay Gümüşhane gibi her yönüyle mahrum coğrafyalarda bu kültürü başlatmak ve daha da önemlisi 156 kere devam ettirebilmek zor iş olsa gerek. Ama inana birkaç insan inanmayan yığınlardan evladır sözünden hareketle bu kültürü yaşatan, ayakta tutan ve geleceğe miras bırakmaya gayret eden bu güzel insanları ayakta alkışlıyorum.
Fırsat buldukça katılmakla onur duyduğum, bu kültürün baş mimarlarından ve sunuculuğunu da yapan geniş kültürü, güzel üslubu ve şiirleri ile renk katan Talat Ülker’in nazik jestleri ile şiirlerimi seslendirdiğim Herfene Geceleri Gümüşhane’de resmen marka olma yolunda ilerliyor.
Urfa’da sıra gecelerinin artık özelliğini kaybettiği, sıradanlaştığı ve resmen maddiyata dayalı şova dönüştüğü bir dönemde özünü kaybetmeyen Herfene amatör şekliyle devam etmesi ve bozulacaksa asla profesyonele geçmemesi tek temennimizdir.
Herfene kurulduğu o ilk gününden bugüne lokomotifleri olan Talat Ülker ve Ender Ülker dışında farklı dönemlerde bu kültüre omuz veren Şahin Kazancı, Lokman Kazancı, Hışır Osman, Kürşat Ciğerci, Yusuf Yıldırım, Halil Soydaş, Mevlüt Nas, Serhat Doğan ve Saliha Ulutaş gibi birçok güzel insana bu kültüre verdikleri katkılardan dolayı minnettarız.
Evet, her ne kadar bu şehirde itibar göremesek de dört gazetemizde karikatür, Turan Tuğlu’dan sonra en çok sayıda köşe yazıları ve beş yüz sayı üzerinde uzun soluklu olması hasebiyle aynı zamanda şehrin ilk ve tek kültür sanat sayfası Hayal Dükkânı hani Bayburtlunun dediği gibi;
“Em biyen bah. Em bu gravatı ve ha bu göbeği göriy misen? Demek ki bende bir po…..m” deme mecburiyetini hissediyorum zaman zaman.
Bu bağlamda şehrimizde kısıtlı olsa da yapılan festival, kitap fuarları, herfene geceleri ve şiir dinletilerinde genelde çağrılıyoruz. Ve kendimize ait veya başka şairlerden şiirlere ses vererek çorbada çok az olsa da tad verdiğimiz oluyor.
Bundan birkaç sene evvel yapılan festivalde Gümüş Otel bahçesindeki şiir dinletisinde Sevgili Talat Ülker’in bir konuşması bu şehrin kültüre ve insanına bakışı açısından çok önem arz etmektedir. Orada Talat Hocam aynen şunu ifade etmişti.
“Kültür geniş kapsamlı bir değerdir. Siyasi hiçbir argüman bunun önüne geçemez geçmemeli. Ama görüyoruz ki yapılan festivalde bu etkinlikte belediye hangi siyasi erkte ise o görüşte olanlar katılıyor. Diğer tüm parti, dernek ve sendikaları ortak payda Gümüşhane olan bu etkinliklerde görmek en büyük arzumuzdur.”
Evet, bu sözüne ve tespitine yerden göğe kadar hak vererek Talat Hocamızın şehrin bilhassa kültürel hayatına katkılarını asla inkâr edemeyiz. Kendisine ve ekibine bir kez daha teşekkür ediyorum.
Sanıyorum 7 Şubat’ta Türk Eğitim Sen’in Belediyemizin 6.katındaki muhteşem mekânı Otağ Salonu’nda şiir dinletisi yapılacak. Şehrin kültürel birliği açısından bu şiir dinletisine üç şiir kitabına imza atan, sosyal mecrada bilhassa Gümüşhane ve insanları ağırlıklı şiirleri ilgi gören bir kültür sevdalısı olarak davet edilmeyi çok ama çok arzu etmeme rağmen davet edilmedim.
Ama o gece Rabbim bir keder vermezse eğer en önde bu güzel programı izleyeceğim.