Ara
Gümüşhane
Kapalı
-3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6199 %0.18
51,4787 %0.14
6.801,17 % 1,02
'TÜRKİYE’NİN HUZURU'

'TÜRKİYE’NİN HUZURU'

YAYINLAMA:

Devlet Bahçeli’nin, “Türkiye’nin huzuru” gerekçesiyle teröristbaşına umut hakkı, Demirtaş’a tahliye, DEM’li belediye başkanlarına iade çağrıları bu haftanın en sarsıcı gündemi oldu. Tartışma yalnızca siyasi olmayıp, doğrudan hukuk devleti ilkesini de ilgilendiriyor.

MHP cenahında güven ve şaşkınlık içiçe. “Devlet aklıdır, vardır bir bildiği” diyenler olduğu gibi, “Bu çizgi bizi temsil etmiyor” diyenlerde var. Dikkat çeken ise suskunluk. Açık itiraz az, içteki sorular ise son derece yüksek.

AK Parti çevrelerinde ise temkinli bir sessizlik hâkim. Resmî açıklamalar “Yargı bağımsızdır, süreçler hukuki zemindedir” söylemiyle geçiştirilirken, kulislerde tek soru dolaşıyor: Toplum buna hazır mı? 

Muhalefetin CHP ve DEM Parti kanadında “geç kalınmış ama doğru tespit” diyenler olduğu gibi, CHP’nin ulusalcı kesimleri bu çıkışların karşısında. Bayrak provakasyonunu planlayan DEM’liler bıyık altı gülerken, ortak tereddüt ise “samimi bir hukuk arayışı mı, yoksa siyasi bir taktik mi?”

İYİ Parti, A Parti ve Zafer Partisi’nden oluşan milliyetçi muhalefet bloku açıklamalara sert tepki gösterirken; Saadet, DEVA, Gelecek ve Yeniden Refah Partisi’nin yer aldığı muhafazakâr kanat ise, daha sakin ama net biçimde açıklamalara karşı pozisyonda duruyor.

Bu tartışmalarda en çok hesaba katılması gereken kesim ise şehitler ve gazilerdir. Toprağa verilen, sakat kalan, dul ve yetim bırakılan binlerce insan bu devletin varlık bedelidir. Hukuk devleti yalnızca sanığın hakkını değil; şehidin, gazinin ve geride kalanların adalet duygusunu da korumak zorundadır.

Hukuki tablo ise daha vahimdir. Çünkü hukuk, kişilere göre değil, herkes için aynı şekilde uygulanmalıdır. Kanunlar genel ihtiyaçlara göre çıkar, toplumun huzuru için uygulanır ve eşitlik ilkesine göre işler. Hukuk isme bakmaz, dosyaya bakar. AİHM kararları uygulanacaksa, bu bir kişiye özgü çağrıyla değil; tüm dosyalar için eşit, ilkesel ve normatif biçimde yapılmalıdır. 

Türkiye’de hukukun temel sorunu artık kanun eksikliği olmayıp, yargının yerine geçen söz fazlalığıdır. Devam eden veya kesinleşmiş yargı süreçleri hakkında siyasetçilerin hüküm vermesi, hangi iyi niyetle yapılırsa yapılsın, hukuken sorunludur. Çünkü hukuki kararlar siyasi temennilerle verilmez. Siyasilerin beyanlarına göre yön değiştiren bir sistem ise hukuk değildir.

Asıl tehlike ise yargının sessizleştirilmesidir. Bu tür açıklamalar karşısında yargı konuşamaz hâle gelir. Hâkim karar verse “siyasete uydu” denir, vermezse “direndi” suçlamasıyla karşılaşır. Bu tablo yargıyı güçlendirmez; felç eder.

Teröristbaşına önce idam cezası verilmiş, daha sonra idam kaldırılınca ceza ağırlaştırılmış müebbet hapse  çevrilmiştir.. Ağırlaştırılmış müebbet alan terör suçluları için Türkiye’de umut hakkı hukuken yoktur. Ellibin kişinin katili olan, Türkiyenin 40 yılını çalan bir terör elebaşısı için kanunda olmayan umut hakkı tanınması, Türkiye’nin huzurunu bozacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devleti; terörle mücadeleyi de, normalleşmeyi de, toplumsal barışı da, sözle değil, kanunla ve hukukla yürütür.

Siyaset, kanun ve düzenlemeler yapmak haricinde, hukukun işleyişine karışmamalıdır.

Türkiyenin huzuru için…

06.02.2026    Av. Ali Haydar Dereli

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *