Ara
Gümüşhane
Kapalı
2°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6062 %0.16
51,6027 %0.37
6.943,53 % 3,13

ABD ‘NİN GELECEĞİ (görünen köy)

YAYINLAMA:

ABD’nin geleceği aynı zamanda Trump’ın geleceği ile çok yakından alakalıdır.50 Eyaletten oluşan ve etnik kökenleri çok farklı göçmenlerden bir araya gelen toplumsal yapı, güçlü kanunları ve birbirini denetleyen güçlü kuruluşları (Senato, Temsilciler Meclisi. Yüksek Mahkeme) sayesinde ayakta durabilmektedir. Bu denetim ve denetleme mekanizmasına dayalı hukuk sistemini bir gevşeten olursa ki; (Trump Buna çok hevesli) sen gel gör o zaman ülkenin başına gelecekleri…!
 

Ülkenin çoğunu İngiliz, Alman,  İtalyan, İskoç, Fransız, ve Polonyalılar oluşturuyorlar. Afrika kökenli siyahilerin oranı toplam nüfus içerisinde %14 civarında. Yine azımsanmayacak ölçüde Asyalı nüfusa sahip.Ülkenin asıl sahipleri olan Kızılderili yerlilerin oranı  ise sadece  % 1. Bunların yanında Meksika ve Orta Amerika ülkelerinden yasadışı yollardan gelen göçmen nüfus, toplam nüfusun %10 ‘undan fazla. (35 Milyon)
 

Sadece 250 yıllık bir tarihi geçmişi olan Amerika Birleşik Devletleri güçlü ekonomisi ve ordusu sayesinde 1. ve 2. Dünya savaşlarını kazanan tarafta olması sonrasında “süper güç “ olarak dünya siyasetini dizayn etmeye devam etmektedir. Zalim,acımasız,sorba bir güç olarak insanlığın başta yaşama hakkı olmak üzere temel hak ve hürriyetlerine zerre kadar saygı duymayan yönetim anlayışı, son başkan Trump “ın seçilmesi ile başka bir boyut kazandı. Son dönemde olup bitenleri bütün okuyucular bildiğinden ben olanların değil, olacak olanlar konusunda öngörüde bulunmak isterim.
 

Daha önceki başkanlığında seçimi kaybedince kongreyi basmak gibi kötü bir sabıkası olan Trump’ı halk ikinci kez büyük bir çoğunlukla seçince ona  (arka planda) hukuksuz davranma yetkisi de vermiş oldu. Trump şimdilik bu hukuku hiçe sayan özelliğini dünya ülkeleri üzerinde uygulamaktadır. Venezüella ,Ukrayna ,İran , Küba, Grönland için yaptıklarını bilmekteyiz. Trump dünya ülkelerine yaptığı eşkıyalıktan yeteri kadar güç kazanarak Kasım 2026 yılında yapılacak olan parlamento seçimlerinde çoğunluğu yeniden kazanmayı amaçlamaktadır. İşler yolunda giderse Kasım 2026 itibarı ile dünya  devletleri ile uğraşmayı rölantiye alarak içerde gücünü göstermek isteyecek ve işte ne olacaksa ondan sonra olacaktır..!
 

Trump’ın karakteri ve mutlak güç kazanmış devlet adamlarının genel davranış biçimleri göz önüne alındığında Trump’ın  yapması muhtemel ilk işler :
-Yargıyı kontrol altına alarak, cımbızla seçip atadığı kendisine bağlı yargıçlar ve mahkeme başkanları ile rakiplerini saf dışı bırakma yoluna gidecektir.
- Seçimle iş başına gelen eyalet valilerinin başkan tarafından atanma yolu ile göreve getirilmesi için anayasayı değiştirme yoluna gidebilir.
- Kendisine muhalefet eden basın yayın kuruluşlarının sesini kesmek için uğraşacaktır.
- Göçmenlere ve mültecilere verilen vatandaşlık hakları ve anayasal hakları geri alarak onları sınır dışı etme yoluna gidebilir.
- Anayasayı değiştirerek kendisinin 3. kez başkan seçilmesinin yolunu açmayı deneyecektir.
 


 

Bunları neden Trumptan beklenir? Beklenir ;çünkü kendisi bundan önceki başkanlardan çok farklı bir yol ve yöntem izlemektedir. Önceki başkanlar sadece devlet aklını ve ABD bürokrasisinin devlet geleneğini sürdürmek isterken, Trump hisleriyle hareket etmekte, geçmişi suçlamakta ,devlet aklını ve devlet bürokrasini hiçe saymaktadır. ABD’yi yeniden büyük yapacağım derken her türlü hile ve kanunsuzluğu mübah saymakta, başına buyruk yeni bir düzen getirmeye çalışmaktadır. Geçmişinde devlet bürokrasisinin her hangi bir safhasında görev almadığı için devletin işleyişinde devlet geleneğinin önemi hakkında bilinci yoktur. Birinci dönem başkanlığında kendisini kısıtlayan ne varsa onları devleti yavaşlatan birer engel gibi görmekte ve yoluna çıkan engellerle “Deli Dumrul “ misali savaş vermektedir. Kendisine soru soran gazeteciye bile tahammül edemeyen Trump, kendisine akıl vermeye ve devlet aklını hakim kılmaya çalışan bürokrasiyi de önemsememektedir.
 

Siyaset felsefeci Lord Action derki: “Güç yozlaştırır, mutlak güç ise mutlaka yozlaştır” Mutlak gücün yozlaştırmadığı tarih sahnesinde kimse kalmamıştır. Trump’a en çok benzerlik gösteren tarihi karakter 1941 Yılında iktidara gelen 1979 yılında ülkesini terk etmek zorunda kalan İran şahı Muhammed Rıza Pehlevi’dir. Şahın güç kazandıkça yaptıkları ve karakter yapısını biraz incelersek Trump’ın bunları yapmasının çok muhtemel olduğunu göreceğiz. Yakın tarihteki benzer pek çok devlet başkanı da örneğe dahil edilebilir; Filipinler Devlet Başkanı Marcos, Bulgaristan Devlet Başkanı Çavuşesko, Şili Devlet Başkanı Pinoşe v.b)
 

ABD’nin önünde iki seçenek vardır; ya Kasım 2026 yılındaki parlamento seçimlerinde çoğunluğu Trump'ın partisi Cumhuriyetçilere vermeyerek onu kontrol altına alacak yada Trump’ı dahada güçlendirerek ABD’nin parçalanmasının yolunu açacaktır. Bu öngörülerimizden hangisi gerçekleşir bilemeyiz ancak kesin olan bir şey var ki ;Trump Dünya ve ABD tarihine sabıkalı başkan ve kötü adam olarak geçecektir.
 

Mevlana’nın bir dörtlüğü ile konuyu bitirelim:
 

Küp, küp üstüne koysalar / Birbirine bent etseler / Aradan birini çekseler /  Seyreyle sen gümbürtüyü..
 

….
 

Bekleyip gümbürtüyü göreceğiz …

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *