TERÖR ARTIK DAĞDA DEĞİL, SOKAĞIMIZDA
Kıymetli okurlarım,
Yıllarca terör denildiğinde gözümüzün önüne dağ başında pusu kurmuş silahlı bir grup militan gelirdi. Oysa bugün yüzleşmemiz gereken acı gerçek şudur: Terör artık sadece dağda değil. Terör mahallemizde, caddemizde, trafikte, apartmanımızın önünde.
Üstelik elinde silah var.
Ruhsatsız tabancalarla…
Pompalı tüfeklerle…
Bıçaklarla…
Bazen bir bakış yüzünden…
Bazen “niye baktın?” diye…
Bazen trafikte yol verme tartışmasıyla…
Bazen kıskançlık bahanesiyle…
Sudan sebeplerle insanların canını alan, bir anlık öfkeyi kurşuna dönüştüren bu gözü dönmüşler benim nazarımda teröristtir. Çünkü terör sadece ideolojik değildir; terör, masumun hayatına kast eden her kör şiddettir. Korku iklimi yaratan her eylem toplumsal terördür.
Bugün sokakta yürürken omzumuza çarpan birinden çekiniyoruz. Trafikte selektör yapmaya korkuyoruz. Göz göze gelmenin bile bedeli olabileceğini biliyoruz. Çünkü karşımızdakinin belinde silah olup olmadığını bilmiyoruz. Bir saniyelik öfke, bir dakikalık tartışma… Ve bir hayat daha toprağa düşüyor.
Soruyorum size:
Bu silahlar bu kadar kolay nasıl dolaşıyor?
Bu cesareti nereden alıyor bu caniler?
Cezasızlık algısından mı?
Denetimsizlikten mi?
Şiddetin normalleşmesinden mi?
Yoksa vicdanın sessizce geri çekilmesinden mi?
Bir toplumda insanlar sudan bahanelerle birbirini vuruyorsa orada yalnızca asayiş sorunu yoktur. Orada ciddi bir çürüme vardır. İnsan hayatının değeri düşmüştür. Öfke kontrolsüz, sabır tükenmiş, empati yok olmuştur.
Şiddet bulaşıcıdır. Görmezden gelindikçe yayılır. “Bana dokunmayan yılan” anlayışıyla susuldukça güçlenir. Bugün üçüncü sayfada okuduğumuz haber, yarın kapımızı çalabilir.
Ve en tehlikelisi şu: Alışıyoruz.
Cinayet haberlerini birkaç dakika konuşup hayatımıza devam ediyoruz. “Sinirlenmiş” diyerek katile gerekçe üretiyoruz. Oysa hayır… Sinirlenmek öldürmeyi meşru kılmaz. Kıskanmak kurşunu haklı çıkarmaz. Tartışmak tetiği mazur göstermez.
Artık çocuklarımıza “Aman dikkatli ol, kimseyle tartışma” diyerek büyütüyoruz. Bu normal mi? Sokakta rahat yürüyemiyorsak, trafikte can güvenliğimiz yoksa, bir tartışmanın sonu silah sesine dönüşüyorsa alarm zilleri çoktan çalıyor demektir.
Mesele yalnızca güvenlik değil.
Mesele insan kalabilmek.
Hukukun caydırıcı olması, ruhsatsız silahların gerçekten toplatılması, adaletin hızlı işlemesi, eğitimin karakter inşa etmesi… Bunlar sağlanmadan huzur gelmez.
Terör sadece dağda değildir.
Terör, masum insanları korku içinde yaşatmaktır.
Ve bugün o korku sokaktadır.
Kıymetli okurlarım,
Daha kaç kurşun sesi duyacağız?
Daha kaç hayat toprağa düşecek?
Ve gerçekten Nereye gidiyoruz?