İYİLİK Mİ VİTRİN Mİ ?
Bir hasta yatağının başında çekilen fotoğraf…
Yorgun bir yüz, mahcup bir bakış…
Yanında poz veren bir “yardım heyeti” ve birkaç saat sonra sosyal medyada paylaşılan kareler: “Geçmiş olsun ziyaretinde bulunduk”, “Yardımlarımızı ulaştırdık.”
Son yıllarda hasta ziyaretlerinin ve ihtiyaç sahiplerine yapılan yardımların adeta bir tanıtım faaliyetine dönüştüğüne şahit oluyoruz. Yardım kolileri kadar kamera ekipleri, geçmiş olsun çiçekleri kadar sosyal medya metinleri hazır bekliyor. Oysa insani yardımın özü mahremiyet, vakar ve inceliktir. Yardım edilen kişinin onuru, yardım edenin görünürlüğünden daha değerlidir.
İnsan burada ister istemez düşünüyor. Acaba yapılan iyilik mi, yoksa vitrine oynamak mı?
İyilik bu kadar görünür olmak zorunda mı?
Dinimize göre reklamı yapılan yardım riya olup, hadislerde küçük şirk sayılıyor. Maun suresinde gösteriş yapanlar açıkça eleştiriliyor.
Yapılan yardımı reklamize etmek ahlakende çok ayıp sayılıp, yapanı küçülten bir davranıştır. Çünkü İnsan onuru reklam malzemesi yapılamaz.
Meselenin birde çok önemli hukuki yönü var:
Türkiye’de kişisel veriler 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu ile korunmaktadır. Sağlık bilgileri ise kanun kapsamında “özel nitelikli kişisel veri” olarak tanımlanır. Yani bir kişinin hasta olduğu bilgisi, tedavi gördüğü yer, sağlık durumu gibi veriler sıradan bilgi değildir; en hassas veri kategorisindedir. Yazılı onay yoksa paylaşılamaz.
Yardıma muhtaç ve ekonomik olarak zor durumda olan ya da kamu gücü karşısında mahcup bir kişinin “verdiği rıza”nın ne kadar özgür olduğu ayrıca tartışmalıdır. Yardım alan birinin, kendisine destek olan kişiye “fotoğrafımı paylaşmayın” deme konforu gerçekten var mıdır ? Böyle bir onayı isteyerek kimsenin vermeyeceği açıktır.
Sosyal medyada paylaşılan bu görüntüler çoğu zaman iki sonucu beraberinde getiriyor:
Birincisi, yardım alan ya da hasta olan bir kişinin mahremiyetinin zedelenmesi.
İkincisi ise yardımın ya da ziyaretin bir “imaj yatırımına, riyaya” dönüşmesi.
Üstelik internet unutmaz. Bugün “geçmiş olsun” etiketiyle paylaşılan bir kare, yarın o kişinin iş başvurusunda, sosyal çevresinde, hatta psikolojik dünyasında karşısına çıkabilir. Dijital iz, yardımdan çok daha uzun ömürlüdür.
Toplum olarak iyiliğin gösterilmesinden ziyade, çoğalmasına ihtiyacımız var. Yardım, alkış için değil vicdan için yapılmalıdır. Hukuk ise bu vicdanın sınırlarını koruyan bir çerçevedir.
Hasta ziyaretlerini ve yardımları sosyal medya vitrinine dönüştürmek, insan onurunu örseleyen bir tutum olup, ahlaken ve hukuken yanlıştır.
İyilik sessiz olduğunda değerlidir.
Mahremiyet korunduğunda anlamlıdır.
Ve hukuk, tam da bu sınırı hatırlatmak için vardır.
27.02.2026 Av. Ali Haydar Dereli