Şehrin Sessiz Hafızası, Bir Alim, Bir Arif: Niyazi KARABULUT
Bazı insanlar vardır; yaşadıkları şehre betonla, taşla değil, ruhla ve harfle imza atarlar. Onlar, kalabalıkların gürültüsünde kaybolmayı bir erdem sayar, şöhretin parıltısı yerine kütüphanelerin vakur sessizliğini tercih ederler. Bugün köşemi, Gümüşhane’nin yetiştirdiği, ilmiyle mücehhez, irfanıyla münevver bir isme; Niyazi Karabulut hocaya ayırmak istedim.
20 Mart 1963 günü Torul’un Yücebelen köyünde dünyaya gözlerini açtığında, kaderinin bir "kalem işçisi" olarak yazılacağını kim bilebilirdi? Gümüşhane İmam Hatip Lisesi’nin koridorlarında yankılanan adımları, yıllar sonra aynı okulda bir muallim vakarıyla yankılandı. O, sadece müfredatı anlatan bir öğretmen değil; yüksek lisans teziyle taçlandırdığı akademik derinliğini, talebelerinin kalbine nakşeden bir rehber oldu.

Yirmi Kitap, Tek Bir İstikamet
Günümüzde iki satır yazanların "yazar" payesiyle ortalıkta arz-ı endam ettiği bir çağda; Niyazi Karabulut, sessiz sedasız yirmiye yakın eser vücuda getirdi. Bu sıradan bir sayı değil, bir ömrün zekâtıdır. Her bir kitabı; inancın, tarihin ve düşüncenin imbiğinden süzülmüş birer hazinedir. O, ilahiyatçı kimliğini "arif" duruşuyla harmanlamış; kalemini sadece kağıda değil, Gümüşhane’nin kültürel mirasına da sürmüştür.
Tanıyamadığımız Değer, Tanıtacağımız Hakikat
İtiraf edelim ki; biz bu toprakların gerçek evlatlarını, "sessiz kahramanlarını" çoğu zaman ihmal ediyoruz. Niyazi Hoca, emekliliğin dinginliğinde bile üretmeye devam ederken, aslında şehre bir ayna tutuyor. O aynada görünen; Torul’un sarp dağları kadar dik bir duruş ve Yücebelen’in berrak suları kadar saf bir niyetten ibarettir.
O bir alimdir, çünkü bilginin peşinde nefes tüketmiştir. O bir ariftir, çünkü bildiğini hayatına hal eylemiştir.
Vefa Borcumuz
Gümüşhane’nin "Asra Sığmayanlar" kervanına bir isim daha ekliyoruz bugün. Niyazi Karabulut’u tanımak, aslında Gümüşhane’nin saklı kalmış entelektüel gücünü keşfetmektir. Biz onu sadece bir hemşehrimiz olarak değil; bu şehrin ruhunu kağıda döken, geleceğe köprü kuran bir fikir işçisi olarak selamlıyoruz.
Kıymetli Niyazi Karabulut hocam, kalemine sağlık, ömrüne bereket. Bu şehir seni ve bıraktığın o yirmi şaheseri asla unutmayacak. Biz buradayız; hakikat dilsiz, marifet iltifatsız kalmasın diye nöbetteyiz.07.03.2026
Yusuf SADIK, Eğitimci, Yazar, Gazeteci, Emekli Milli Eğitim Müdürü