Mart ayında önemli iki gün
- 12 MART: İSTİKLÂLİN ŞİİRE DÖNÜŞTÜĞÜ GÜN
Bazı günler vardır ki takvimde yalnızca bir tarih değildir; bir milletin kalbinin attığı, ruhunun dile geldiği anların adıdır. İşte 12 Mart, Türk milletinin hafızasında böyle anlamlı bir gündür.
12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük alkışlar arasında kabul edilen İstiklâl Marşı, yalnızca bir şiir değil; bir milletin hür yaşama iradesinin kelimelere bürünmüş halidir. O gün Meclis sıralarında yankılanan dizeler, cephede savaşan askerin cesaretiyle, Anadolu insanının imanıyla ve milletin bağımsızlık sevdasıyla birleşmişti.
Bu büyük eserin sahibi, milletin vicdanı olmuş bir şairdi: Mehmet Akif Ersoy. O, bu şiiri yazarken bir ödülün peşinde değildi. Kalemiyle yalnızca milletinin duygularını ifade etmek istemişti. Nitekim verilen para ödülünü kabul etmeyip hayır yoluna bağışlaması da onun karakterinin en güzel göstergelerinden biri olmuştur.
İstiklâl Marşı’nın ilk kelimesi olan “Korkma!” hitabı, aslında bir milletin kendi kendine söylediği en güçlü sözdür. Çünkü o günlerde Anadolu yorgundu, yoksuldu; fakat ümitsiz değildi. Milletin kalbinde taşıdığı iman ve bağımsızlık arzusu, en karanlık günlerde bile sönmeyen bir meşale gibi yanıyordu.
Bu yüzden İstiklâl Marşı yalnızca okunmaz; hissedilir.
Yalnızca dinlenmez; yaşanır.
Her okunduğunda bize aynı gerçeği hatırlatır:
Bu topraklarda özgürlük kolay kazanılmamıştır. Her mısranın arkasında bir fedakârlık, bir mücadele ve bir milletin onuru vardır.
2-SERHAT ŞEHRİ ERZURUM’UN KURTULUŞU(12.03.1918)
Tarih bazen aynı günün içine iki büyük hatırayı sığdırır. 12 Mart da böyle anlamlı bir gündür. Çünkü bu tarih, aynı zamanda Doğu’nun serhat şehri Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüdür. Ve Nene Hatunların, Gazi Ahmet Muhtar Paşaların hatırlandığı gündür.
1918 yılının 12 Mart günü Erzurum, ay yıldızlı bayrağın yeniden gökyüzünde dalgalandığı o büyük ana kavuşmuştur. Bu, yalnızca bir şehrin kurtuluşu değil; Anadolu’nun direniş ruhunun en güçlü göstergelerinden biridir.
Erzurum tarih boyunca sınır boylarının bekçisi olmuştur. Sert iklimi, yüksek dağları ve vakur insanıyla her zaman vatanın muhafız şehirlerinden biri olmuştur. İşgal yıllarında da bu karakter değişmemiştir.
O günlerde Erzurum halkı, askeriyle birlikte büyük bir dayanışma göstermiştir. Kadınlar cephane taşımış, gençler cepheye koşmuş, yaşlılar dualarıyla bu mücadeleye güç vermiştir. Çünkü mesele yalnızca bir şehir değildi; mesele vatanın haysiyetiydi.
Ve nihayet o beklenen gün gelmiş, 12 Mart sabahı Erzurum yeniden özgürlüğüne kavuşmuştur. Şehrin sokaklarında dalgalanan bayrak, aslında bütün Anadolu’nun kalbinde yükselen umudun sembolü olmuştur.
Bugün o günleri hatırladığımızda bir gerçeği daha iyi anlıyoruz:
Milletlerin kaderini yalnızca silahlar değil, inanç ve birlik de belirler.
12 Mart’ın bize hatırlattığı iki büyük hakikat vardır:
Birinde milletin ruhu şiire dönüşmüştür, diğerinde ise o ruh toprağını kurtarmıştır.
Bu vesileyle Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle anıyor;
İstiklâl Marşı’nı kabul eden iradeyi ve Erzurum’un kurtuluşunda emeği geçen kahramanları şükranla yad ediyoruz.
Yüce Milletimizin bağımsızlığa giden yolda Yol komutanı: Gazi Mustafa kemal Paşayı ve Şehitlerimizi de saygıyla anmanın vazife olduğunu biliyoruz.
Çünkü bu milletin hafızasında değişmeyen bir hakikat vardır:
“İstiklâl ruhu yaşayan bir milletin Bayrağı daima göklerde dalgalanır.”11.03.2026
Yusuf SADIK, Eğitimci, Yazar, Gazeteci, Demokrat Gümüşhane Gazetesi GYY.