Sosyal Medyadaki Fitne Tuzağı
Toplumdaki insanları birbirine düşüren söz, dedikodu ve yalan yayma eylemi olan fitne; sosyal medya ile birlikte daha tehlikeli ve daha yıkıcı hale gelmiş durumda. Çünkü, sosyal medyada bir yalanın yayılma hızı çok yüksektir.
Sosyal medyada fitnenin en çok kullanılanı, yalan haber (dezenformasyon) yaymadır. Yapay zeka sayesinde çok kolaylaştığı için, sık başvurulur. Toplumun hassas noktaları hedef alınarak, sonuç alınmak istenir. ABD-İsrail’in, İran’a saldırısı sonrasında, Türkiye’yi savaşa sokmak isteyenler, bir yandan “İran saldırdı, biz de saldıralım” derken, bir yandan da “İsrail daha önce bize saldırdı biz de onlara saldıralım” derler. Üstelik bu iki fitne genelde aynı kaynaktan çıkmaktadır.
Fitnenin bir başka hali de kırkırtıcı paylaşımlardır. Toplumu din, mezhep, siyaset veya etnik kimlik üzerinden birbirine düşürmeye çalışan içerikler paylaşarak, toplumsal birlikteliği bozmak amaçlanır. İran savaşında bir taraftan mezhep farkını öne sürerek zulmü görmezden gelenler olduğu gibi; devletimizin savaşa girmemesini “siyonistlerle bir olunuyor” diyerek halkı devlete karşı kışkırtanlarda var. Oysa ki, zulme karşı olmak için insan olmak yeter. Devlet aklı, mecbur kalmadıkça savaştan uzak kalmayı gerektirir.
Sosyal medyadaki fitnenin bir diğer hali de manipülasyondur. Gerçek bir olayın yalnızca bir kısmının gösterilip, insanları yanlış sonuca yönlendirmek amaçlanır. Nahcıvan’a düşen Sihaların İran malı olduğu açık olduğu gibi, bunu İran devletinin yapmadığı da bellidir. Çünkü Nahcivan’da Abd üssü olmadığı için, İran’ın saldırmayacağı nettir. Türkiye’ye gelen füzelerdeki durumda aynı. Ya hata, ya da İsrail veya ABD’nin elektronik harp sistemlerinin hedef şaşırtması sonucu oluştuğu açıktır.
Bir başka fitne türü de itibar suikastidir. Bir kişi yada devlet hakkında kanıtsız iddialar ortaya atılarak toplum önünde küçük düşürmeye çalışılır. Bunun en son örneği büyük tarihçimiz İlber Ortaylı hakkında yapılmaya çalışıldı. İlber Hoca’nın siyasi partiler için kullandığı “Türkiye de siyasi partiler için, kemalizm kutsaldır. Laf eden elenir.” sözünü, sanki bireyler için yapmış gibi göstererek onu dinsiz göstermeye çalıştılar. Oysa bu durum hocanın kendi şahsi görüşü olmayıp, Türkiye’deki siyasi partilerin, Anayasaya göre ilk uyması gereken kuralı söylüyor.
Can Azerbaycan’a yapılmak istenen itibar suikasti de dikkat çekiyor. Karabağ’ın işgalinde ne yazık ki İran’ın Ermenistan’ı, İsrail’in ise Azerbaycanı desteklemesinden dolayı, İsrail Azerbaycan ilişkileri güçlüdür. Ancak Azerbaycan’ın en güçlü ilişkisi olan “bir millet iki devlet” dediği Türkiye’dir. Siyonistlerin şu an ki en büyük amaçlarından biri de, bölgedeki müslüman ülkeleri birbirine düşürmek ve özellikle de Türkiye Azerbaycan birlikteliğini yoketmek. Bu nedenle İran’a karşı Azerbaycan’ı eleştiren Türkçe paylaşımlar, son zamanda artmış durumda. Aliyev’in İran’a ağır tepkisi bunu daha da tetikledi.
Siyonistlerin, İran’da devlet büyüklerinin yerlerini söyleyip şehit ettirecek kadar; bizde de 28 Şubat’ı, 15 Temmuz’u yaptıracak kadar büyük destekçileri varken; özgürlüğüne kavuşalı henüz 35 yıl olmuş Azerbaycan’da daha fazla olmasının, ne yazık ki, doğal olduğunu dikkate almalıyız.
Sosyal medyadaki fitnenin kaynağı, genelde gerçek kişiler gibi görünen ama belirli bir algı oluşturmak için kullanılan sahte hesaplardır. “İslami Grup, Gerçek Türkler yada Atatürkçüler” gibi dikkat çeken isimler verirler. Medya kullanıcısı hangi konuda hassassa, ya onu destekleyen ya da tam zıttı paylaşımlar karşısına çıkarılır. Böylece kişiyi tamamen etki altına alırlar. Gümüşhane de bu durum, ne yazık ki çok fazla.
Fitne oyunlarına düşmemek için; her yazılana inanmadan, bilginin kaynağını araştırmak, emin olmadan bilgiyi paylaşmamak ve provokatif içeriklere kapılmamak gerekir. Kısaca, Yüce Allah’ın insana verdiği en önemli nimet olan “Aklı” kullanmak zorundayız.
Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramı kutlu olsun.
16.03.2026 Av. Ali Haydar Dereli