ORTADOĞU SATRANCI
Ortadoğu’da savaşların, krizlerin ve diplomatik hamlelerin arkasında, bölgede etkin olmaya çalışan devletlerin görünmeyen bir rekabeti var. Küresel güçlerin dışında, bölgesel olarak iki ülke rekabetin merkezinde bulunuyor:İsrail ve Türkiye.
Doğu Akdeniz’deki enerji denklemi bunun en çarpıcı örneği. İsrail’in Doğu Akdeniz doğalgazını Avrupa’ya taşıma planı, Türkiye’nin attığı kritik bir hamleyle ciddi bir sarsıntı yaşadı. Ankara’nın Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları anlaşması, Doğu Akdeniz’deki hesapları bir anda değiştirdi. Henüz imzalar atılmadan, sahadaki gerçeklik, İsrail’in projesini etkisiz hale getirdi.
Kıbrıs çevresinde de benzer bir satranç oynanıyor. İsrail’in Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile geliştirdiği askerî iş birliklerine karşı Türkiye, Mavi Vatan anlayışı çerçevesinde büyük çaplı tatbikatlar yaptı ve Kuzey Kıbrıs’ta askerî varlığını güçlendirdi. Mesaj açıktı: Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi yok sayan hiçbir denklem sürdürülebilir değildir.
Rekabet yalnızca enerjiyle sınırlı değil. Küresel ticaret yolları da bu mücadelenin önemli bir parçası haline geldi. İsrail’in desteklediği Hindistan–Ortadoğu–Avrupa ticaret koridoru projesi, Hindistan’dan Avrupa’ya uzanan yeni bir ticaret hattı oluşturmayı hedefliyor. Türkiye ise buna karşılık Kalkınma Yolu Projesi ile Basra Körfezi’ni Anadolu üzerinden Avrupa’ya bağlayan alternatif bir güzergâh inşa etmeye çalışıyor.
Savunma teknolojilerinde de benzer bir yarış var. İsrail uzun yıllardır insansız hava araçları ve hava savunma sistemlerinde öncüydü. Ancak Türkiye’nin geliştirdiği Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi insansız hava araçları sahada büyük etki yarattı. Buna ek olarak geliştirilen KAAN millî savaş uçağı projesi, Türkiye’nin hava gücünü yeni bir seviyeye taşımayı hedefliyor.
Kızıldeniz ve Afrika’da da rekabet sessiz ama yoğun şekilde sürüyor. Türkiye’nin Somali’de kurduğu büyük askerî üs ve Afrika’daki geniş diplomatik ağı, bölgedeki dengeleri değiştirdi. İsrail ise Afrika Boynuzu’nda farklı ortaklıklarla bu etkiyi dengelemeye çalışıyor.
Tüm bu gelişmeler gösteriyor ki, Ortadoğu’da yaşanan birçok kriz aslında daha büyük bir güç mücadelesinin parçalarıdır. Türkiye’nin sunduğu enerji ve ticaret güzergâhları, coğrafyanın sağladığı doğal avantajla birleştiğinde bölgesel dengelerde belirleyici bir rol oynayacaktır.
Ortadoğu’nun geleceğini belirleyecek olan bu uzun soluklu satrançta; devletlerin attığı adımlar, kamuoyunun gördüğünden çok daha büyük stratejik hesapların sonucudur.
İsrail; Gazze’deki soykırımı, İran’a saldırıları ve şımarık çocuk tavırları ile bölgeyi karşısına almış, İran’ın karşı saldırılarında ciddi zarar görmüş ve adeta fillerini ve atlarını kaybetmiştir. Elindeki kukla vezir ABD ile kaleleri AB ise, İsrail karşıtı yoğun bir iç muhalefetle karşı karşıyadır.
Türkiye ise, süreçlerdeki barışçıl ve akılcı tutumu ile, büyük bir güven ortamı yaratmıştır. Satranç tahtasındaki tüm taşları sağlam ve hazırdır.
KAAN gökvatana çıktığında, oyunun dengesi Türkiye lehine tamamen değişecektir.
Osmanlı’dan sonra huzuru bulamayan Ortadoğu, kalıcı barışa kavuşmak için, yine bir Türk devletinin güçlü olmasını bekliyor.
Zalimi mat edecek Türkiye Cumhuriyetini…
Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun…
19.03.2026 Av. Ali Haydar Dereli