Siyasette Butlan Tartışması: Hukuk mu, Hesaplaşma mı?
“MUTLAK BUTLAN”
“Siyaset, çoğu zaman çıkarların arenası gibi görünür. Oysa gerçek siyaset, insanın insanla kurduğu samimi bağda, halkın derdiyle dertlenmekte saklıdır. Bugün ise gündem bambaşka bir tartışmayla meşgul:
“Mutlak butlan.”
Hukukun ağır ve keskin kavramlarından biridir bu. Öyle her önüne gelenin ağzına alacağı bir söz değildir. Çünkü “mutlak butlan” demek; yapılan bir işlemin, alınan bir kararın, gerçekleştirilen bir sürecin baştan sona yok sayılması demektir. Yani sadece yanlış değil, hiç olmamış kabul edilmesidir.
Ben hukukçu değilim. Ancak hukukçu dostlara danışarak, kaynakları inceleyerek bu bilgileri okurlarım için derledim. Çünkü eminim ki pek çok okur, benim gibi “mutlak butlan” kavramına yabancıydı. Araştırdım, öğrendim ve paylaşıyorum. Böylece bende bir bilgi oluştuysa, okurlarımda da oluşsun istedim. Her iki taraf da kazansın…
Peki soralım:
Siyaset sahnesinde bu kadar ağır bir hüküm, bu kadar kolay telaffuz edilebilir mi?
Bugün mevcut bir siyasi parti üzerinden yürütülen tartışmalara baktığımızda, ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yokken, “mutlak butlan” gibi kavramların adeta siyasi bir sopa gibi kullanıldığını görüyoruz.
Oysa hukuk, slogan kaldırmaz.
Hukuk, sabır ister.
Hukuk, belge ister.
Bir sürecin yok hükmünde sayılması için yalnızca kanaat yetmez; delil gerekir, hüküm gerekir, mahkeme kararı gerekir.
Burada asıl mesele şudur: Bu tartışma gerçekten hukuki bir arayış mıdır, yoksa siyasetin kendi iç hesaplaşmasının hukuki kavramlar üzerinden yürütülmesinden mi ibarettir?
Çünkü tarih bize şunu öğretmiştir: Siyasette kaybedilen mücadeleler, çoğu zaman masa başında telafi edilmek istenir. Ve o masalarda en çok kullanılan kelimeler de genellikle hukukun en ağır terimleri olur. Ancak unutulmamalıdır ki;
Hukuk, siyasetin arka bahçesi değildir.
Ve hukuk terimleri, siyasi hesaplaşmaların cephanesi hâline getirildiğinde, en büyük zararı yine adalet duygusu görür.
Milletin gözünde esas olan şudur:
Kim haklı, kim haksız…
Ama bundan da öte:
Kim samimi, kim değil…
Eğer ortada bir usulsüzlük varsa, yargı konuşur.
Eğer yoksa, bu tartışmalar bir süre sonra kendi ağırlığı altında ezilir.
Son söz niyetine:
Siyaseti hukukla dizayn etmeye kalkarsanız ne hukuku koruyabilirsiniz ne de siyaseti. Çünkü adalet, günü kurtarmak için değil, geleceği inşa etmek için vardır.
“Hukukun en ağır kavramları, siyasetin en hafif tartışmalarına malzeme yapılmamalıdır.” 11.04.2026
Yusuf SADIK, Eğitimci, Yazar, Gazeteci, Emekli Milli Eğitim Müdürü