Kapitalizm Bir Saadet Düzeni Değildir
Kapitalizmi göklere çıkaranlar da yanılır, yerin dibine batıranlar da… Çünkü hakikat, sloganların değil, hayatın içindedir.
Evet, kapitalizm bir saadet düzeni değildir.
Ama şunu da açıkça söyleyelim: Her derdin anası da değildir.
Aşırı sosyalist zihniyet, kapitalizmi şeytanlaştırarak kendi ütopyasını meşrulaştırmaya çalışır. Sanki devlet her şeyi üstlenince, herkes eşitlenince, insan tabiatı da değişecek… Oysa tarih defalarca göstermiştir ki; devletin aşırı büyüdüğü yerde birey küçülür, özgürlük solar, üretim körelir.
Diğer tarafta, “bırakınız yapsınlar” diyerek piyasayı kutsayanlar da başka bir uçtur. Onlar da görmezden gelir: Denetimsiz bir piyasa, güçlü olanın zayıfı ezdiği bir ormana döner.
İşte bizim durduğumuz yer tam burasıdır:
Ne kör bir devletçilik, ne başıboş bir serbestlik.
Devlet; hakemdir, oyuncu değil.
Piyasa; araçtır, amaç değil.
Kapitalizm üretir, büyütür, geliştirir… ama paylaşmayı kendi haline bırakırsanız adalet terazisi şaşar. İşte bu noktada devlet devreye girer:
Düzeni kurar, zayıfı korur, fırsat eşitliğini sağlar.
Ama devlet üretmeye kalkarsa, rekabeti boğarsa, her işe el atarsa; o zaman da hantallaşır, milletin sırtına yük olur.
Aşırı sosyalistlere soralım:
Eşitlik uğruna özgürlüğü feda ettiğinizde, geriye ne kalır?
Ve kapitalizmi kutsayanlara da soralım:
Kazancın sınırı yoksa, vicdanın sınırı nerede başlar?
Bizim yolumuz bellidir:
Devlet aklıyla düzen, piyasa dinamizmiyle kalkınma.
Ne ütopya satıyoruz, ne felaket tellallığı yapıyoruz.
Biz, hayatın içinden konuşuyoruz.
Çünkü biliriz ki:
Saadet, ne sadece devlettedir ne sadece piyasada…
Saadet, adaletle kurulmuş dengededir.
Yusuf SADIK, Eğitimci, Yazar, Gazeteci, Emekli Milli Eğitim Müdürü