“GÜNAYDIN DEME SANATI”
“Günaydın’ı yalnızca bir sözcük sanmayın!
Sabahın ışığıyla yıkanmış, yüreğe düşen bir dil pırıltısıdır “günaydın”; karanlığı incitmeden aydınlatır.
Bir anahtardır, yalnızlığın çıkış kapısını aralar.
Günaydın diyen, yalnız bırakmayı ve bırakılmayı reddetmiş demektir.
Gönül çelendir günaydın, buzkıran gemisidir.
Ağzımızın içindeki deniz feneridir.
Öylesine güzeldir, “Bu sabah ışığın elinden birlikte tutalım mı?” cümlesinin kısaltılmışıdır.
Günaydın, kardeşidir merhaba’nın.
Kolay gelsin’in, teşekkür ederim’in yakınıdır.
İyi geceler’i soracak olursanız, o da günaydın’ın pijama giymiş halidir!“
AKGÜN AKOVA’nın “Günaydın Deme Sanatı” adlı eserinden;
///
Mikelanja, Davut heykeli nasıl çıktı diye sorulduğunda;
“o kayanın içinde saklıydı ben sadece fazlalıkları çıkardım” demiş.
Davut’un, sol omuzunun üzerinde, sağ eliyle tutmakta olduğu taş Davut’un zalim dev Golyat’a karşı gösterdiği güç ve kararlılığını temsil ediyormuş.
///
Esasında içimizdeki merhametin de, hoşgörünün de gücün de heykeltraşı biziz.
Çok kıymetlidir canı yanmış, hayatından bezmiş birisine günaydın demek,
güç vermektir, yanındayım demektir…
Tıpkı Davutun omuzunda tuttuğu taş gibi…
Yeni güne merhaba…
Ernail Koç