TOPLU VURDUKÇA YÜREKLER…
"Girmeden tefrika bir millete düşman giremez; toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”
İstiklal şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’un bu mısraları bir şiirden ziyade, millet olmanın özünü anlatan güçlü bir manifestodur. Âkif, bir milletin gücünü; sahip olduğu silahlarda, ekonomik imkânlarda ya da sayısal üstünlüktenten ziyade, ortak bir ideal etrafında birleşebilme iradesinde görmüştür. Çünkü tarih göstermiştir ki, aynı hedefe birlikte yönelen yüreklerin önünde en büyük engeller bile eriyip gitmiştir. Bunun en yakın örnekleri ise, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarıdır.
Tarihimiz böyle örneklerle dolu iken, günümüzde tam tersi bir kavram, sıkça karşımıza getirilmek ve toplumumuza kabul ettirilmek istenilmektedir:
“Öğrenilmiş çaresizlik.”
Psikolojideki tanımı, kişinin tekrar tekrar yaşadığı başarısızlık, engellenme veya kontrol edemediği olumsuz durumlarla karşılaşması sonucunda, aslında değiştirebileceği koşullar karşısında bile çaba göstermeyi bırakması durumudur.
Karşılaşılan bir sorunda daha önceki olumsuzlar örnek gösterilerek; “yapılamaz, engel olunamaz, boşuna uğraşmayın” denilmesidir
Aşkale Çimentonun, Hasköy-Boyluca köylerinde taş ocağı ve kalker kırma tesisi açmasına karşı çıktığımızda bize de aynısı denilmişti:
“Milletvekilinin köyünde taş ocağı kurmaları engellenemedi, siz mi engelleyeceksiniz ?”
“Bahçeli Beldesinde her türlü hukuksuzluklarına karşı çıkamıyorlar, sizi mi dinleyecekler ?”
Oysa biz daha önce de imkansızı başarmıştık.
Hasköy-Boyluca-Musallayı kapsayan HES projesini de akıllı taktiklerle engellemiştik.
HES’e ilişkin ÇED raporu Gümüşhane Kültür Merkezinde açıklanacağı zaman, salon projeye karşı çıkan bölge insanıyla doluydu. İnsanlar çok öfkeliydi, kavga ihtimali büyüktü, polis tedirgindi.
O zamanki dernek başkanımız Nihat Olgun ile salona girdik ve bizzat ben salondakilere “HES yapılmasını istemeyen salonu boşaltsın” dedim.
Halktan kimse salonda kalmadı. Salondaki resmi görevliye halkın salonu boşalttığını tespit etmesini istedim, not edildi. Dışarıda dernek başkanımız, HES projesine niçin karşı olduğumuzu açıkladı ve kalabalık sessizce dağıldı. Sorumlu emniyet amiri bana teşekkür etmişti. Böylece ÇED süreci tamamlanamadı ve iptal edildi.
Taş ocağı projesinde de aynı taktiği uyguladık.
22 köy halkı, muhtarları ve İkisu Tersun Derneği olarak dimdik ayakta durduk. Gönüllü çalışan avukatları olarak, ÇED sürecini boykot ettiğimizi toplantıda kurula bildirdim. Ardından muhtarlar ve dernek olarak, taş ocağına karşı olduğumuza ilişkin 23 dilekçemizi kuruma bildirdik.
Biz birlik olunca siyasiler ve kurumlarda yanımızda oldu. Gazetemiz Gümüşkoza ve haber portalımız Gumushane.Gen.Tr her faaliyetimizi haber yaparak desteğini gösterdi.
1075 sayfalık ÇED raporunu incelemek, bir hafta sonu tatilime mal oldu ama sonuç alınınca değdi.
Rapordaki hataları yazdığımız “İkisu Vadisine Atılmak İstenen Dinamit” adlı makalemiz büyük ses getirdi. Bölge halkı ve muhtarlar, dernek başkanı Cengiz Günday’la birlikte daha da kenetlendi. Vekillere toplu mesajlar gönderildi.
Gümüşhane de çok güçlü bir kamuoyu oluştu.
Vekillerimiz “Taş Ocağı Sınavı”nı geçtiler.
Ve sonuçta da proje iptal edildi.
Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz…
İslam inancında yaratıcıdan asla ümit kesilmez. Yeter ki, başaracağımıza inanarak, güvenerek ve akılcı hareketlerle birlik olalım.
Yüreklerimiz ayrı düşmesin.
İkisu Tersun vadisinde belde kurulur mu ?
Toplu vurursa yürekler,
Neden olmasın…
08.06.2026 Av. Ali Haydar DERELİ