Gümüşhane
Açık
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,1254 %0.03
53,3432 %0.23
6.418,52 % -0,02
BİTMİŞ SANILAN HİKÂYELER

BİTMİŞ SANILAN HİKÂYELER

YAYINLAMA:

Başarı ile başarısızlık arasındaki o ince çizgiyi çizen şey nedir? Sadece yetenek mi, şans mı, yoksa göz ardı ettiğimiz bambaşka bir şey mi? Hayat dediğin… Kimi zaman zirvedesindir, kimi zaman yere çakılırsın. Dağılmalar, mağlubiyetler, yıkılmış umutlar… Bunların hepsi bu işin doğasında var. Peki ya asıl mesele?  Cevabı birlikte aramak için tarihin derinliklerine, tozlu sayfalarına doğru bir yolculuğa çıkalım.

Efsanevi komutan Timur, girdiği savaşların neredeyse tamamını kazanmıştır. Genç yaşında katıldığı bir savaşta ağır yaralanır, ordusu dağılır, morali sıfırlanır. Umutsuzca bir mağaraya sığınır. Derken bir karınca görür. Karınca, ağzında arpa tanesiyle duvara tırmanmaya çalışmaktadır. Çıkar, düşer; çıkar, düşer. Yetmiş iki kez dener, her seferinde başarısız olur. Yetmiş üçüncü denemede arpa tanesini duvarın öbür tarafına geçirir. Timur bu azmi izler ve olduğu yerden fırlar. : “HEEEEEEEYTTTT!” diye bağırır. Kendini dışarı atar ve yaralı olduğu halde deli gibi savaşmaya başlar. Askerleri onu görür görmez cesaretlenir ve onlarda saldırıya geçer. Sonuç: Zafer.  Düşünsenize, karınca 72’de pes etseydi, Timur belki de hâlâ o mağarada olacaktı.

Çoğu insan iki, bilemedin üç kez dener, sonuç alamayınca vazgeçer. Oysa başarısızlık çoğu zaman yetenek eksikliğinden değil, sabrın tükenmesinden kaynaklanır.

Bunun bir başka güzel örneği de Michael Jordan’dır. Lisedeyken okulun basketbol takımına seçilemedi. Antrenörü, “Yetersizsin, boyun kısa,” dedi. Jordan çok üzüldü. Annesi ona şöyle dedi: “Önemli olan takımda ne kadar küçük olduğun değil; senin içinde ne kadar büyük bir takım olduğudur.” Bu sözler onu değiştirdi. Çalışmaya başladı ve bir sonraki seçmelerde takıma girdi. Bugün dünyanın en büyük basketbolcularından biri olarak anılıyor.

Aynı şey Thomas Edison için de geçerli. Gece yarısı laboratuvarı yandı. Yılların emeği kül oldu. 67 yaşındaki mucit, oğluna şöyle dedi: “Git anneni çağır, böyle bir yangını bir daha göremeyebilir.” Ertesi sabah ise “Yıkılan her şeyin yerine daha iyisini yaparız,” diyerek işe koyuldu. Üç hafta sonra fonografı icat etti.

J.K. Rowling de benzer bir yoldan geçti. Harry Potter’ın ilk kitabı tam 12 yayınevi tarafından reddedildi. Yoksulluk içinde, tek başına bir çocuk büyüten bekar bir anne olarak, birçok kişi ona “pes et” demişti.  Ama pes etmedi. Bugün onun eserleri milyonlarca çocuğun hayal dünyasını şekillendiriyor.

Peki tüm bu insanları sıradan kılan neydi? Belki de karıncanın arpa tanesini taşırken gösterdiği şeyle aynı şey: Her düşüşte, bir öncekinden biraz daha bilge bir şekilde ayağa kalkmak. Japonların “nanakorobi yaoki” diye bir sözü vardır: “Yedi kez düş, sekiz kez kalk.”

Sonuç olarak, başarı da başarısızlık da hayatın bir parçası ve gelişmemiz için ihtiyacımız olan olgulardır. Michael Jordan reddedilmeyi aşmayı bildi,  bir komutan yetmiş üç kez düşen karıncadan ilham alarak zafer kazandı. Edison yangında kaybettiği her şeyin yerine daha iyisini koymayı başardı, Rowling ise reddedilişleri bir özgürleşme fırsatına dönüştürdü. 

Demek ki önemli olan, başarısız durumdan kurtulmak için neler yapabileceğimizdir. Ayağa kalkıp devam etmek mi, yoksa mücadeleyi bırakmak mı? Bütün mesele bu… 

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız