SİYASETİN ANAHTARI KİMDE ?
Türk siyasetinde son dönemin en önemli tartışmalarından biri, yaklaşan seçim sürecinde “kilit parti”nin kim olacağı sorusudur. Bu tartışma seçim sonuçlarının yanında; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı, meclis aritmetiği, erken seçim kararı ve yeni siyasi ittifakların şekillenmesiyle de doğrudan bağlantılıdır.
Anayasa 116/3 gereğince, Cumhurbaşkanının yeniden aday olabilmesi için TBMM’nin seçimlerin yenilenmesi kararı alması gerekiyor. Bunun için gereken 360 oy, mevcut siyasi denklemin merkezine bazı partileri yerleştirirken bazılarını da yeni arayışlara yöneltmektedir. Bugün sayısal açıdan bakıldığında, Terörsüz Türkiye süreciyle iktidara yakınlaşan DEM Parti, sahip olduğu milletvekili sayısıyla, bu denklemin en kritik aktörlerinden biri olarak görünmektedir. Cumhur İttifakı’nın tek başına ulaşamadığı 360 oy eşiği, Yeniyol-İYİ Parti gruplarını da, meclis aritmetiği bakımından, kilit konuma taşımaktadır.
Ancak siyasette yalnızca rakamlar belirleyici değildir. Kamuoyu algısı, seçmen psikolojisi ve siyasi meşruiyet de, en az sayı hesabı kadar önem taşır. DEM Parti’nin terörle bağı, onu iki ucu sorunlu değnek haline getirmektedir. Türk Milleti, terörün bitmesine “Evet” derken, teröristbaşının bu yüzden affına ise “Hayır” demektedir. Doğu ve Güneydoğu’daki bazı iller hariç neredeyse her statta, “Terörist mecliste konuşma mı yapar…” diye başlayıp, teröristbaşına küfürle biten sloganların atılması bunun en açık örneğidir.
Öte yandan CHP’nin içinde bulunduğu durum da bu tabloyu etkileyen önemli bir faktördür. Son dönemde parti içinde yaşanan liderlik tartışmaları, kurultay sürecine ilişkin polemikler ve farklı siyasi çizgiler arasındaki gerilimler, CHP’nin gündemini büyük ölçüde iç meselelerine çevirmiştir. Bu durum, CHP’nin iktidara alternatif üretmek yerine, kendi sorunlarıyla uğraştığı yönünde eleştirilere neden olmaktadır.
DEM Partinin teröristbaşına özgürlük için miting düzenleyeceğini açıklamasına karşı, İYİ Parti’nin son dönemde attığı adımlar dikkat çekmektedir. Ankara’da düzenlenecek olan “Bayrak Açıyorum” mitingi, yalnızca bir parti etkinliği değil, aynı zamanda siyasi bir pozisyon alış olarak okunmalıdır. İYİ Parti bu mitingle, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü, milli kimlik ve Cumhuriyet değerleri üzerinden yeni bir siyasi merkez oluşturma çabası içerisine girmiştir. Verilen mesaj açıktır: Türkiye’nin geleceğini belirleyecek denklemlerde yalnızca DEM Parti’nin değil, milliyetçi ve merkez sağ seçmenin temsilcilerinin de söz sahibi olması gerektiği savunulmaktadır.
Bu nedenle İYİ Parti’nin hedefi bugün için Meclis’teki sayı üstünlüğünden çok, kamuoyundaki “anahtar parti” algısını oluşturmaktır. Çünkü siyasi tarih göstermiştir ki bazen parlamentodaki sayılar değil, toplumdaki yönelimler seçim sonuçlarını belirler. İYİ Parti’nin çabası da tam olarak bu noktada anlam kazanmaktadır.
Yavuz Ağıralioğlu’nun renkli ve enerjik liderliğinde siyasete renk katan Anahtar Parti, Zafer Partisi ve Yeniden Refah Partisi’ni de dikkate almak gerekir. Bugünkü tabloya bakıldığında, kamuoyu ve seçim stratejisi açısından İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti ve Yeniden Refah’ın oluşturduğu alanın da küçümsenemeyecek bir öneme sahip olduğu söylenebilir. Özellikle CHP’nin kendi iç tartışmalarıyla meşgul olduğu bir dönemde, bu partiler kararsız seçmen üzerinde beklenenden daha etkili hale gelebilirler.
Türk siyaseti önümüzdeki seçimlerde şu soruların cevabını bulacak:
Cumhur İttifakı ekonomik sorunlar ve adalet tartışmaları karşısında seçmenin desteğini koruyabilecek mi?
DEM Parti ve teröristbaşı ile olan ilişkiler seçmene nasıl yansıyacak ?
CHP yaşadığı iç krizleri aşarak yeniden güçlü bir alternatif haline gelebilecek mi?
Milliyetçi ve muhafazakâr muhalefet ortak bir siyasi zemin oluşturabilecek mi?
Bugün herkes siyasetin anahtarının hangi partide olduğunu tartışıyor. Oysa demokrasilerde gerçek anahtar seçmendedir.
Partiler o anahtara ulaşmaya çalışır.
Kapıyı açacak olan ise milletin tercihidir…
26.06.2026 Av. Ali Haydar DERELİ