TAHAMMÜLSÜZLÜK
Müslümanlık çünkü adımız bizim,
Adımız gibi mi tadımız bizim.
Ozan ARİF
“Az önce metrodan indik. Kızımı sınava getirdim de. İnerken kapalı bir kadın bildiğin cahillik akıyo her yerinden yobaz kadın bildiğin hanzo. Yanındaki kızı ondan beter barzo. Bi de üstüne el kol hareketi yapıyo. Bütün kapalılar mümkünse kapatılsın. Kapatılsın derken imha şeklinde kapatılsın. Kapalı anlamında kapatılmasın. Kapalılar imha edilsin. Net.”
Bu yukarıda okuduğunuz bir film repliği değil. Bir diziden de alınmadı. Yüzde doksan dokuzu sözüm ona Müslüman (!) sandığımız güzel ülkemin bir vatandaşının ağzından çıkan zehir zemberek sözler tabiri caizse kusmuklar.
Neyse ki bu ülkenin insanlarını inançlarından dolayı aşağılayan, tehdit eden ve azmettiren bu seküleristi yüce devletimiz gözaltına alarak inançlı insanların yüreklerine su serpmiştir.
Bu ve buna benzer olayları dünyanın İslam olmayan herhangi bir köşesinde göremezken bizlerde yaşanması da ayrı bir kara mizah örneğidir.
Ya Allah’ım çıldırmamak elde değil vallahi. Bu seküler kesimi anlamak mümkün değil. Onlar ayrıcalıklı, her istediklerini yapmakta özgür, özgürüm maskesi altında çırılçıplak gezebilir, fikir özgürlüğü diyerek dinimizle, peygamberimizle, kitabımızla dalga geçebilir ama biz inancı gereği kapananlara tahammülleri yok. Ve bunlar küfrettikleri, kabul etmedikleri dinimizin sembolü camilerimizin önüne son yolculuklarına getiriliyorlar.
Gümüşhane gibi küçücük ve mazbut bir şehirde adeta çırılçıplak anadan üryan gezebilirsiniz. Buna onlar özgürlük, moda ve dahi bilmem ne diyerek makul görebilir. Bunlara ne polis ne de hiç kimse sesini çıkaramazken azıcık eleştiri babında ses çıkaranlar, karşı çıkanlar, eleştiren, benim gibi kaleme alanları da merkeze götürülebilmektedir.
Şimdi ben özgürüm diyerek bütün çıplaklar toplansın ve itlaf edilsin diyebiliyor muyum, yok. O halde nedir bu tahammülsüzlüğünüz. Şimdi dört duvar arkasında -hiç sanmıyorum- pişman da değilsindir.
Gümüşhane Fatih Parkı’nda arkadaşlarla muhabbet ederken bir büyüğümüz bir misal anlatmıştı. Bayağı etkilenmiştim ve burada sizlerle de paylaşmayı uygun görmekteyim.
Yurt dışında bir restaurantta kapalı bir bacımız yemek istemiş. Garson o bacımıza dönerek;
“Siz Müslümansınız ve bu yemek size uygun değil zira içinde domuz eti bulunmaktadır.”
O bacımız şaşırmış ve bu nezaket ve dürüstlüğünden dolayı o yabancı garsona teşekkür etmiş. Yan masada oturan bir grup bayan müşterilerden bir tanesi garsonu yanına çağırarak;
“Bizlerde Müslümanız. Bizi neden uyarmadınız?” deyince garson onlara dönerek;
“Kusura bakmayın efendim sizi Müslümana benzetemedim ki” demiş.
Son cümle olarak kendini çağdaş, özgür, her istediğini yapmaya muktedir gören hazımsız hanfendiye (!) soruyorum;
“Bu memleketi kuran Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ile eşleri Latife Hanım’da başörtülüydü ve kapalıydı. Cepheye silah taşıyan analarımızın her biri de kapalıydı ve başörtülüydü. Peki, sen kendini özgür zannettiğin bu ülkede o kapalı bayanın ve kızının özgürlüğü yok mu?”
Bu fikirlerinizin koktuğu, tahammülsüzlüklerinizin nirvanaya çıktığı durum normal mi sizce? Siz neyin kafasını yaşıyor ve sabah kahvaltısında çay yerine ne içiyorsunuz Allah aşkına. Bir bitmediniz, bir tükenmediniz ya Hu!