Gümüşhane
Parçalı az bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,2711 %0.05
55,9996 %0.10
6.887,38 %-0.31
BİR SONBAHAR NOSTALJİSİ

BİR SONBAHAR NOSTALJİSİ

YAYINLAMA:

“Gümüşhane Dağlarında Güz Renkleri ve Hasat Telaşı”

 

Eylül rüzgârı Kuşakkaya'nın eteklerinden esip Dörtkonak’ın vadilerine indiğinde, tabiatın o hüzünlü ama bir o kadar da bereketli senfonisi başlar. Gümüşhane dağlarında yeşilin binbir tonu, yerini yavaş yavaş sarıya, kızıla ve kahverenginin o ağırbaşlı asaletine bırakır. Gökyüzündeki bulutların rengi değişirken, köylerimizde o eski ve telaşlı kışa hazırlık ritüelleri yeniden canlanır.

 

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte sobaların usulca tütmesi, havaya karışan o hafif is kokusu, güzün en samimi habercisidir. Dağ yamaçlarında kuşburnu toplayan ellerin telaşı, dalları yere değen ceviz ağaçlarının etrafındaki o neşeli kalabalık ve elbirliğiyle yapılan işler, bu toprakların değişmez sonbahar tablosudur. Evlerin avlularında kurutulmaya bırakılan meyveler, pestil ve köme için kaynayan kazanlar asırlık bir geleneğin günümüze taşınan izleridir.

 

Bu bereketli telaşın bir başka yüzü de, yaz boyu sıla hasretiyle memlekete koşan gurbetçilerimizin dönüş yolculuklarında gizlidir. Büyük bir özlemle ata topraklarına gelen, tabiri caizse yılların yorgunluğunu omuzlarında taşıyan "suyu çıkmış limon" misali emekli hemşerilerimiz, artık üretici olmasalar da bu hasat coşkusuna ortak olurlar. Çarşıdan, pazardan ya da eşten dosttan satın aldıkları yerel ürünleri, adeta kendi elleriyle topraktan çıkarmışçasına büyük bir mutluluk ve gururla sahiplenirler.

 

Eylül ayında terminal manzaraları tam anlamıyla "Gümüşhane usulü bir dönüş" hikayesini anlatır. Neredeyse bir ay boyunca otobüs bagajları; çuval çuval patatesler, kutu kutu pestil ve kömeler, tenekeler dolusu yağlar, peynir bidonları ve çeşit çeşit turşularla dolup taşar. Bagaj yerleştirmek için verilen o tatlı uğraş ve yaşanan yorgunluk, hüzünlü veda manzaralarıyla birbirine karışır. Tıka basa kışlık yiyeceklerle doldurulan o bagajlar, aslında sadece bir erzak nakliyesi değil; büyükşehirlere dönen hemşerilerimizin memleket kokusunu beraberlerinde götürme çabasıdır ve bu tablo, yalnızca Gümüşhane'ye özgü eşsiz bir gelenektir.

 

Memleketin bu dağ köylerinde sonbahar, sadece dökülen yaprakların hüznü değil; aynı zamanda emeğin, komşuluk dayanışmasının, sıla özleminin ve toprağa duyulan derin şükranın mevsimidir. Vadilerimizden süzülen sonbahar güneşi, sadece kurumakta olan yaprakları değil, içimizdeki o bitmek bilmeyen memleket sevdasını da ısıtır. 

Yusuf SADIK, Eğitimci, Yazar, Gazeteci

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız