İBNİ SİNA VE SAĞLIKLI YAŞAMAK
27 Eylül 2026 tarihli Türk basınında sağlıkla ilgili önemli bir haber çıktı. Haber şöyle: “Çocuklarda obezite sıralamasında Avrupa’da birinci, dünyada üçüncüyüz. Türkiye’deki obezite oranı yüzde 21,4.” Yani her beş kişiden birisi obezite.
Obezite, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Obezite, vücutta sağlığı bozacak kadar aşırı yağ birikmesi durumudur. Obezite, yanlış beslenmenin, çok yemek yemenin ve hareketsiz yaşamanın bir sonucudur.
Yani bunun kaynağı bizdeki yemek kültürüdür. Ebeveynleri çocuklara sürekli “ye, ye “ diye baskı uygularsa sonuç budur.
Öyleyse ne yapmalı? Bu soruya uzmanlarımız çok net ve açık yanıt veriyorlar.
Ben bundan 10 yıl kadar önce İbni Sina’nın sağlık ile ilgili öğütlerini okudum. İbni Sina diyor ki günde iki kez yemek sağlıktır ve de hastalıklardan vücudunu korur. Üç defa yemek ise hastalıklara davetiyedir. Ben de o zamanki yemek kültürümü değiştirdim. Günde üç hatta dört öğün yerine iki öğün yemek yemeye başladım. Ara öğünleri kaldırdım.
Sonuç ne oldu? Yıllardır şikâyetçi olduğum şeker hastalığından kurtuldum. Tam 10 yıldır artık şeker hastası değilim ve de şeker için ilaç kullanmıyorum. Ve de kendimi daha dinç hissediyorum. Bu durum canlı bir örnektir.
İbni Sina; bundan bin yıl önce yemek sırasında su içmeyin diyor. Günümüzde Japonya’da yemek sırasında su içmek yasaklandı.
İbni Sina’nın yazdığı El Kanun isimli eseri Avrupa üniversitelerinde tıbbın İncili diye tam altı asır ders kitabı olarak okutuldu.
İBNİ SİNA KİMDİR?
Batı dillerinde adı Avicenna olan İbni Sina 980 – 1037 yılları arasında yaşamış büyük bir hekim, doktordur. 57 yıllık yaşamında 270 adet eser yazdı. Doktorların sultanı hekimlerin babası olarak anıldı.
İbni Sina, çocukluğunda din ve ahlak eğitimin yanında matematik, fıkıh, felsefe, tıp dersleri de aldı. Çok okuyan, çok araştıran çok düşünen çok yazan bir İslam bilginidir.
Hollandalı bilim insanı Simon Rozendaal, 10 Aralık 2005 tarihinde Elsevier dergisinde yayınlanan yazısında şöyle diyor: “Dünyada 8. ve 15. asırlar arasında İslam Medeniyeti vardı. O zamanlar, Batı dünyası geri, İslam dünyası ileri ve öncü bir medeniyeti temsil ediyordu. Orta Çağ’da Hıristiyan dünyası kış uykusunda iken, Bağdat’ta müslüman bilim adamları, Yunan klasiklerini, Arapça’ya çevirip okuyorlardı. Dünyanın hiç bir yerinde müslümanlar kadar kitap okuyan bir millet yoktu. Bağdat kütüphanelerin merkeziydi. O zaman İslam âleminde 500 bin Avrupa’da ise 10 bin kitap vardı. İslam dünyası aydınlık, Avrupa karanlık içinde yaşıyordu. Hastane İslam âlimlerinin buluşudur. ”
Yani özetle İslam Medeniyeti, bugünkü Avrupa medeniyetinin de anasıdır.
İslam medeniyeti; medreselerde dini ilimler ile fenni ilimlerin birlikte öğretilmesi ve Yunan klasiklerinin tercüme edilip okunması ile ortaya çıktı.
İbni Sina, sağlığı şu harika formülle açıklar. “Hekimlik, sıhhati (sağlığı) koruma veya kaybolduğu zaman bulma sanatıdır. İlaçla tedavinin yanında ruhi tedaviye de önem verilmesini söyler. Onun için de 18 ciltten oluşan ŞİFA adlı ruhi tedavi kitabını da yazmıştır.
Yazdığı El Kanun isimli eseri 100 yılda tam 20 baskı yaptı. İçinde tam bir milyon kelime olan bu eser tam bir ansiklopedidir.
Bizlere düşen görev; okumak, anlamak, düşünmek ve öğrendiklerimizi hayatımıza uygulamak olmalıdır. Böylece hem bedeni hem de ruhi yapımızı korumuş oluruz.
Herkese sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.
Bekir CEBECİ
Trabzon, 28 Eylül 2026
e-mail: [email protected]