Gümüşhane
Açık
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,3517 %0.14
55,3074 %-0.03
6.642,65 %-0.03
BANA KAPIYI KIZIM AÇACAK

BANA KAPIYI KIZIM AÇACAK

Nişanlı çift evlenmeden önce aralarında konuşarak anlaşmış;

"Evlendiğimiz günün sabahına eve kim gelirse gelsin kapıyı açmayacağız" diye birbirlerine söz vermişti.

O büyük gün gelmiş, genç çift evlenmişti. Düğünün ertesi günü öğleye doğru ilk olarak damadın anne ve babası evli çiftleri görmeye geldi. Kapının hemen ardındaydılar. Kadın ve kocası birbirlerine baktılar, adam kapıyı açmak istedi ama eşi yaptıkları anlaşmayı hatırlatınca vazgeçti. Anne babası ise daha fazla beklemeyip gitti.

Aynı gün içerisinde bir süre sonra, gelinin ailesi geldi. Kapıyı çaldılar,  açılmayınca, tam gideceklerdi ki taze gelin kapıya yöneldi. Bunu gören adam; 

"Ama anlaşmıştık, bana söz vermiştin!" dedi.  Kadının gözleri dolmuştu, 

"Bunu yapamam” diye fısıldadı ve kapıyı açtı. Eşi hiçbir şey söylemedi...

Yıllar sonra dört erkek çocuğunun ardından beşinci olarak kız çocukları dünyaya geldi. Baba yeni doğan evladı için büyük bir kutlama yaptı, eş dost tanıdık kim varsa çağırdı.

Misafirler gittikten sonra eşi kocasına diğer dört çocuğa yapmadığı hâlde neden bu sefer böylesine bir kutlama yapmak istediğini sordu.

Eşi basit bir cevap verdi:

"Çünkü yalnızca kızım bana kapıyı açacak..."

Rabbim rahmetli eşim Ayşe Hanım’dan bana iki hediye kaldı bu emanet dünyada. Babamın adını yaşatan oğlum Ahmet ile kızım Merve Nur. Rabbim herkese evladın en hayırlısını nasip etsin. Ve hayatında da evlat acısını hiçbir anne babaya göstermesin.

Günler veriliyor birilerine, bir kesime. Öyle ki günü olmayan neredeyse yok gibi. Babalar günü, anneler günü, çocuklar günü vs, vs. 

Tamamen tüketim toplumu haline gelen çağımızda yavaş yavaş tüketiyoruz değerlerimizi. Günlerin arkasına sığınmışız aslında. Anneler ve babalar günü diyoruz demesine de anne ve babalarımızı huzurevlerine (!) yatırmaktan da geri kalmıyoruz. Onların varlıklarından utanıyoruz. Onları hor görüyoruz, aşağılıyoruz ve ne acıdır ki dövüyoruz da. 

Onların en çaresiz ve bakıma muhtaç oldukları yaşlarında neredeyse her zulmü onlara reva görebiliyoruz. Oğullarından, kızlarından ve en acısı da torunlarından uzaklaştırıyoruz. 

Erkekler derler ya elkızı alıyorlar ve o elin kızları bir şekilde uzaklaştırıyor eşini ailesinden. Bunun yanında o kızlar evlendiğinde kendi ailesine resmen kol kanat geriyor ve eşini bir şekilde ikna edebiliyor. 

Cahiliye döneminde kız çocuklarını diri diri toprağa gömen zihniyetten bugün kızlarımız baş tacı ettiğimiz günlere kavuştuk şükürler olsun. Ancak ne oğlumuzu, ne de kızımızı tamamen lağıma dönen bu çağda imanla, ahlakla ve değerlerimizle barışık bir şekilde yetiştirebiliyor muyuz tartışılır. Ozan Arif’in AYNA şiirinin bir dörtlüğüne bakalım dilerseniz,

Neyi öğreniyor, neyi duyuyor,
Karnı evde beyni nerde doyuyor.
Oğlumuz, kızımız nasıl büyüyor,
Üstüne kol kanat geriyor muyuz?

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız