Gümüşhane
Parçalı az bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,9589 %0.07
55,8121 %-0.26
6.222,90 %-3.56
Carpe Diem

Carpe Diem

Belki birçoğunuz biliyorsunuz veya ilk defa duyuyorsunuz; "carpe diem" Latince bir kelime ve anlamı "anı yakala". Anın tadını çıkar, şimdiki zamanın değerini bil...

​Günümüzde büyük şehirlerde yaşamak, iletişimin sınırlı olduğu binaların içinde, araçların, telefonların, tabletlerin ve bitmek bilmeyen kalabalıkların arasında olmak, zamanın tadını kaçırmamıza neden olabiliyor.

​Peki, anı yakalamak ne demek? Güneşe bakarken sadece güneşe bakmak, ağaçların rüzgarda dalgalanışını izlerken sadece onu izlemek, bir yemeği yerken sadece onun tadına varmak... O anı bilinçli bir şekilde geçirmek çok kıymetli. Biliyorsunuz, geçmiş ve gelecek şu anın birikimlerinden oluşan zaman dilimleridir. Geçmiş zaman anların birikimidir, gelecek henüz gelmemiştir ama şu an vardır. O yüzden şu an o kadar değerlidir ki; geleceği inşa ederken şu an inşa ediyoruz. Bu yüzden bilinçli olmalıyız.

Tabii bu durum, "zamanı kaçırıyorum, acele etmeliyim" anlamına gelmez. Zamanı bazen uzun uzun düşünerek de geçirebiliriz, sakin sakin takılarak da... Bu da zamanı değerlendirmektir. İlla sürekli bir koşturmaca içinde "bir şeyleri kaçırıyorum, yetişmem lazım" psikolojisine kapılmamalıyız. İçimizdeki o pimpirikli oluşu, kaygıyı tedavi etmeli ve anı en güzel şekilde yaşamalıyız. Şükrederek belki, farkına vararak, çok sevdiğimiz biriyle sohbet ederek, kitap okuyarak, dersimize çalışarak ya da yapmamız gerekeni ertelemeden "şu an yapmam gereken en güzel şey bu" diyerek... Hatta uyuyarak bile! Çünkü uyku da kendimize bir yatırımdır, pek çok şeyi düzenler ve kendimize gelmemizi sağlar. Faydalı olan her şeyi zamanı gelince yapmak, belki de anı kaçırmadan yaşamak demektir.

​Peki bu sihirli kelimeyi, "carpe diem"i hayatımızda nasıl daim kılacağız?

​Sinirlendiğimizde, öfkelendiğimizde durup kendimize "Anda kal!" demek iyi gelebilir. Kendi ismimizi fısıldayıp "Şu an ne hissediyorum?" diye sormalıyız. Duygularımızın farkına vararak yaşamak... Şu an öfkeliyim; neden öfkelendim, beni ne öfkelendirdi? Sınırlarım mı ihlal edildi, istemediğim bir gerçekle mi yüzleştim yoksa acı mı çekiyorum? Ya da şu an mutluyum; çünkü hava çok güzel, çünkü sevdiğim biriyle sohbet ettim, çünkü işimi ertelemeden tamamladım. Veya huzurluyum; çünkü elimden geleni yaptım ve içim rahat. Ne hissediyorsak onu adlandırmak, o anın bize ne anlattığını duymak gerekir.

Bazen dalıp gideriz; bir toplantı masasında, bir sohbetin ortasında zihnimiz uzaklara kayar. İşte o an anda değilizdir, geçmişte ya da gelecekte geziniyoruzdur. Anda kalmak bir kas gibidir; tıpkı spor yaptıkça güçlenen kaslar gibi, egzersiz yaptıkça gelişir. Bunun için illa bir uzman gözetimine gerek yok. Bulunduğumuz ortamın kokusunu almak, oturduğumuz koltuğun dokusunu hissetmek, hatta kendi yanağımıza dokunarak o an orada var olduğumuzu hatırlamak... Başımızı kaldırıp derin ve temiz bir nefes almak... Bunları yaptıkça o kas güçlenecek ve hayatın akışında daha çok kalacağız.

​Tabii ki arada bir dalmaktan da zeval gelmez! Bunları küçük nüanslar, hayatın sevimli kusurları olarak görebiliriz. Sürekli "acaba anda mıyım?" kaygısının ve mükemmeliyetçiliğin içine düşmek de yanlıştır. Hayat hiçbir zaman kusursuz değil, ama farkına vardıkça daha tatlı. Anı doğru kullandığımız zaman geçmişimizle daha barışık oluyor, geleceğimizi en güzel şekilde inşa ediyoruz. Zaman bize verilmiş en büyük fırsat; ertelemeyi, boş vermeyi bir kenara bırakıp anın değerini bildiğimizde her şey kendiliğinden yerini bulacak.

Ne dersiniz ?

SÜMEYRA DURSUN

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız