"Hayat üç buçukla dört arasındadır; ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın!"
Neyzen TEVFİK
Malumunuz Gümüşhane küçük bir şehir. Haliyle küçük olduğu hasebiyle şehirde hemen herkes ile bir iletişim kuruyorsunuz.
Şehrin hemen her gazetesinde köşe yazılarım yayınlandı. Şehrin en duayen gazetecisi ve yazarı Turan Tuğlu’dan sonra en çok köşe yazısına imza atan bir yazar olduğumu da bildikleri için parkta, yolda, çay ocağında veya herhangi bir mekanda sitem ederekten yakamıza yapışarak şu soruyu alnımızın çatısına vuruyorlar;
“Hocam, neden yazmıyorsun?”
“Neyi ve neden yazmıyorum” diye cevap verdiğimde bu sefer adeta bir soru bombardımanına maruz kalıyorum istemeden. Peki, ne soruyorlar bir bakalım dilerseniz;
“Sokaklarda üniversite öğrencileri anadan üryan geziyor, çocuklarımız onları örnek alıyor. Bizde onlara artık söz geçiremiyoruz.”
“Fatih Parkı çay ocağı ihaleye verildi eyvallah. Alttaki belediyeye ait olan tuvaletler neden paralı yapıldı. Çoğumuz emekli ve prostat. Günde dört beş defa gidiyoruz, bize bayağı bir külfet.”
“Belediyenin altında belediyeye ait olan tuvalet bile ihaleye verilmediği halde 10 lira vermeden giremiyoruz”
“Bu şehirde neden hal yok, hamam yok”
“Bu trafik keşmekeşine ve park sorununa neden son verilemiyor”
“16. Yüzyıl tarihi eseri köprünün yanına yapılan karakol neden 6 kat yapılıyor”
“Harşit Çayı yürüyüş yolu ne zaman bitecek”
“Kaldırımlar genişledi ama esnaf kaldırımların yarısına yakınını işgal ediyor, yürüyemiyoruz…”
Sorular, sorular böyle uzayıp gidiyor.
Evet, malum 657 elimizi, kolumuzu, ayağımızı bağlıyor desek de gel de vatandaşı ikna et. Vatandaş haklı mı evet. Peki vatandaşı dinleyen bir merci, makam var mı onu da bilemiyorum.
Dinleseler zaten benim yolumu kesip “yaz hocam yaz” demezler.
İşte 657 yüzünden yazamıyorum deyince de;
“Hadi oradan korkuyorum desene…” diyerek sırt çeviriyorlar.
Evet, yazılacak çok konu var. Dertler elbette çok. Gençler işsiz. Emekliler aralarında olan maaş uçurumundan oldukça şikâyetçi. Ev kiraları, sebze, meyve ve diğer tüketim fiyatları adeta roket misali yetişemiyoruz.
İşte değerli okurum. Yukarıda sayılı şikâyetlerinizi, temennilerinizi ve her konudaki fikirlerinizi görüyorum, duyuyorum, anlıyorum ama maalesef yazamıyorum. Ama bu yazıdan sonra inşallah birileri sizleri dikkate alır diye de düşünüyorum.
Dediklerinizi ve ricalarınızı yazamadığım için hepinizden ayrı ayrı özür diliyorum. Allah’a emanet olunuz.