Kürtün Harmancık Mevkii Kamp Etkinliği

Çılgın Kampçılar ismini verdiğimiz grubumuzla, geleneksel hale getirdiğimiz Kamp etkinliğimizi bu sene Kürtün ilçemiz Harmancık mevkiinde gerçekleştirdik. 

Grubumuz zaman zaman değişiklik gösterse de, bu yılki ekibimiz Adem Ezber, Muhammed Emin Okur, Hüseyin Sarı, Mustafa Okur, Fatih Andiç oldu.

Harmancık Obası Kamp Alanımız

Asıl amacımız Gümüşhane doğa güzelliklerini tanımak ve tanıtmak, doğanın limitsiz keyfini yaşamaktır. Çakır Göl, Çaltılı köyü yaylası, Altınpınar Limni gölü, Kürtün Harmancık mevkilerinde yaktığımız kamp ateşinin yanı sıra, benzer mevkilerde uzun soluklu doğa yürüyüşleri bazen de araç ile uzun soluklu yaylalar arası geçişler, yeni güzelliklerin keşfi grup olarak ortak zevklerimizden oldu. Gerçekten de bu gurup doğanın aşığı diyebiliriz.

Uzun zamandır doğal sis bulutunun üzerine çıkıp orada kamp kurmak, güneşin doğuşunu izlemek istiyorduk. Bunun için en elverişli doğanın Kürtün Güvende yaylası civarı olduğunu tespit etmiş, zamanı takibe almıştık. Hangi zamanlar, hangi koşullar hepsini planlamıştık. Rotamız Çağlayandibi şelalesi, Örümcek ormanları, Çıkrıkdüzü yaylası, Güvende yaylası, Şehitlik, Kürtün yaylaları, Kazıkbeli yaylası idi.

Cumartesi sabahı arkadaşlarımızla buluşup alışverişimizi yaptık. Şunu belirtmeliyim ki aracınız ne kadar büyük olursa olsun, hiç bir zaman tam anlamıyla ihtiyaçlarınızı sığdıramıyorsunuz. Öğleden sonra yola çıkmıştık. İlk durağımız Çağlayan dibi şelalesi. Şahsi düşüncem Gümüşhane’nin Avrupai standartlardaki tek turizm alanı diyebilirim. Şelaleyi ilk defa bu kadar coşkulu görüyorum. Haliyle tedbir amaçlı biraz yığıntı yapılmış şelalenin yanına. 

Örümcek ormanları içerisindeki ikinci durağımız Anıt Ağaç olarak belirlenen Avrupa’nın en yüksek ve en geniş köknar ağaçları idi. Harika doğa içerisinde bu kadar ihtişamlı ağaçların ilimizde bulunmasında dolayı gerçekten çok şanslıyız. Lakin gördüğümüz kadarı ile birileri bu ağaçlardan bile çıra almak için kök kısımlarını yaralamış. Bu kişileri kınıyorum, yazıklar olsun. Umarım erkenden bir tedbir alınır.

Rotamıza devam ederek harika manzaralar seyrederek tepedeki Çıkrıkdüzü yaylasına ulaştık. Çıkrık, ismini çocukların oynadığı, bir kazık üzerine konulmuş bir ağacın 360 derece dönmesiyle oluşan bir oyuncak olarak tarif edebiliriz. Yaylanın girişindeki düzlükte bu çıkrıktan var. Muhtemelen yaylanın adı buradan gelmektedir. Dik yamaçlardan ani yükselişlerle çıktığımız dağın üstünde bu düzlük gerçekten şaşırtıcıydı.

Burada biraz vakit geçirdikten sonra Güvende yaylasına yol almaya başladık, beton yol üzerinden yaylaya ulaştık. Güvende yaylası, Güvenç Abdal olarak bilinen bir Evliya’dan ismini almaktadır. Güvenç Abdal bir gün sis içerisinde kaybolup gitmiş bu diyarlardan. Yayla halkı, mezarlık içerisinde tam orta kısmında temsili bir mezarlık yapmışlar Güvenç Abdal için. 

Hava beklediğimiz gibi çıkmamıştı, hiç sis yoktu ama etrafı gerçekten tüm güzelliğiyle görebiliyorduk. Kabaktepe Şehitliği yayladan görebildiğimiz için, rotamızı direk Harmancık Obasına çevirdik.

Dağ başlarında yol kaybetmek olmazsa olmazlarımızdandır. Harmancığa gidelim derken Pinti yaylasına gitmiştik. Yamaçta kurulmuş, Kazıkbelinden doğan derenin sesiyle zamanın aktığı bu güzel yayla gerçekten büyüleyici idi. Pinti yaylasından beş dakika dere aşağı gittiğimizde kamp kurmayı planladığımız Harmancık obasına ulaşmıştık.

 

Harmancık Obası

Burası bir kaç yayla yolunun keşişim noktasında idi. Arkadaşımız Hurşit ve babası burada bir tesis kurmuş, misafirlerine çay, alabalık, köfte, et, gibi ikramlarda bulunuyorlardı. Bölge kısmen açık vadi yamacında, ortasından derenin geçtiği, piknikçilerin ihtiyaçlarını giderebilecek kadar ortasında düzlük, büyükçe bir camisi, tuvaleti olan tertemiz bir yerleşim alanı idi. İlk görüşte gerçekten sevmiştik, tamda istediğimiz gibi bir ortamdı. Vakit geçmeden çadırlarımızı kurup, geceye hazırlık için içlik ve kalın giyecekleri üzerimize almıştık. Kamp etkinliğinin belki de en önemli anahtarı, üşümemek. Üşüyünce beyin gerçekten olumsuzlukları aramaya başlıyor. 

Hava kararmadan kamp kurulmuş, ateş için kütükler hazırlanmış, semavere su konulmuş her şey bir kıvılcım bekler hale getirilmişti. Tesis sahibi arkadaşımız Hurşit akşam yemeğini hazırlamış, balık, köfte hazırlamıştı bizlere.

Kamp Alanımızdan

Yemek sonrası kamp ateşi yakılmış, semaver kaynar hale gelmişti. Önümüzde şırıl şırıl akan bir dere, her yanımız köknar ve çam ağaçları, tertemiz bir hava derken tepelerden doğan dolunay bize güneş gibi gelmişti.

Dolunayı Yakalamak

Çay, çekirdek ve muhabbetli sohbet ile gecenin geç saatine kadar ilerlemiştik. Bazı arkadaşlarımız erken uykuya dalarak, açık havada uykunun keyfine varmak istemişti. Belki de temiz ve serin hava ile şehrin ve hayatın stresinden biran da olsa uzaklaşmak istiyorlardı. 

Ay doğunca çok fazla yıldız çekimi yapamamış, ama yıldız yerine kendimizi fotoğraflamıştık. 

Kamp Alanımızda Gece

İki yiğit arkadaşımız nöbet görevini üstlenerek ateş çukuru başında sohbetlerine devam ederken, gece iki suları bende gözümü yummuştuk. Bir iki demeden gözlerimi kapatır kapatmaz çoktan uyumuştum. 

Kamp Alanımızda Nöbetçilerimiz

Mis gibi havada, uykusunu kısa zamanda almış uyanmak için bahane arayan ben; sönmek üzere olan ateşi alevlendirmek için odun yaran bir arkadaşımızın balta sesleriyle uyanmıştım. Saat 5 civarı uykumu almış olarak uyanmıştım. Hava aydınlanmaya başlamış, nöbetçiler uyumuş, erken yatıp erken kalkanlar sabah çayı için semaveri hazırlamış, ateş çukurunu harlamışlardı. 

Ateş başında ısınırken semaver çayını da yudumluyorduk. Sizce nasıldı?

 

Güneşin İlk Işıklarında Kamp Alanımız

Çay sonrası içimiz ısınmış, tepelere güneş almaya başlamıştı. Fotoğraf makinesini elimize alıp derenin kenarına inmiştik. Bir iki kare sonrası su bizi gerçekten büyülemişti. Elimizi yüzümüzü yıkarken bir anda çoraplarımız çıkmış ayaklarımızı o soğuk suya sokuş halde bulduk kendimizi. 
 
Kamp Alanımızın Önünde Akan Dere

İçimiz epeyce açılmış, üzerimiz birazcık ıslanmıştı. Çay hazır, ateş yanıyordu. Kendimizi iyice kuruturken, arkadaşlarımız uykudan uyanmışlardı. 

 

Hurşit sabah kahvaltısını tesiste hazırlamış bizleri bekliyordu. Sabah kahvaltısından sonra çadırları toplayarak gezi planımıza devam etmek için yola koyulduk.
  
Sabah Kahvaltısı Hazırlığımız

Hedef Kazıkbeli yaylası idi...

Zorlu dağ yollarından sallana sallana, güzelim nadide yayla obaları seyir ede ede, özgürce yayılan koyun ve inek sürülerini göre göre, şırıl şırıl akan derelerini dinleye dinleye hedefimize vardık. (Arada geçen yayla fotoğraflarını ayrıca paylaşacağım).

Büyükçe bir yayla olan Kazıkbeli, çarşısı ve büyük camisi ile gerçekten etkileyici idi. Genellikle 28 ve 61 plakalı araçların görüldüğü bir çarşı diyebiliriz. Sahilde bunalan vatandaşlarımız gerçekten buralarda nefes alabiliyor. 

Kazıkbeli Yaylası

Gümüşhaneliler ise zaten bir rahat nefes alabiliyoruz diyerek bu güzellikleri görmek için çokta ilgili değiller diye düşünüyorum. Yanılıyor da olabilirim.

Serince olan bu yaylada evlerin yakınlarında hala kar kütleleri bulmak mümkün. Çocuklar yaz günü kar keyfi yapmak için kar üzerinde oynuyorlardı. Ne kadar ilginç değil mi? Daha önce Çakır gölde kamp yaparken yanımızda götürdüğümüz etlerin bozulmaması için böyle bir kar kütlesi içerisine gömdüğümüz gün geldi aklıma. Yorucu ama bir o kadarda eğlenceli tırmanışımızın son noktasına gelmiştik. Rakım 2300.

Kazıkbeli Yaylasından İnerken

Dönüş yolu biraz zahmetli idi, dönemeçli ve bozuk yollar. Gerçi biz de rahat bir yol tercih etmedik ki. Kısa olsun diye dağlar ve vadiler arasında kestirme yollar bakıyorduk. Kürtünden Torul’a hiç inen bir yol düşünebiliyor musunuz? Aralardan derelerden bir yolla Torul Manastır köyünde bulduk kendimizi. Burada metfun olan şehit öğretmenimiz Necmettin Yılmaz’ı ziyaret etmekte nasibimizde varmış. Dualarımızı okuyarak yolumuza devam ettik.

Torul Manastır Köyü

Zaman ilerlemiş, salına salına iyice acıkmıştık. Torul ilçemiz Herek Köyü Çayırlar piknik alanında durmaya karar verdik. Harika bir manzara içerisinde çayımızı demleyerek bir parça ekmek atıştırdıktan sonra, Torul içerisinden ana yola inmiş olduk.

Torul Herek Köyü Çayırlar Piknik Alanı

İki gün süren macera dolu seyahatimiz Gümüşhane'ye varınca tamamlanmış oldu. 

Farklı illerden Kurban bayramı tatili için memleketlerine gelen ve bu esnada bir fırsat bulup yorucu ama bir o kadarda eğlenceli gezimize katılan, emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

•    Adem Ezber - Mühendis / Ankara
•    Muhammed Emin Okur - Mimar (Esnaf) / Gümüşhane
•    Hüseyin Sarı - Öğretmen (Gümüşhane Özel Eğitim Anaokulu Müdürü) / Gümüşhane
•    Mustafa Okur - Bilgisayar Programcısı (Esnaf) / Gümüşhane
•    Fatih Andiç - Kamu Görevlisi / Bitlis

Gümüşhane Karadeniz sahilinde en çok yaylası olan ilimizdir. Bir o kadarda kültürel ve tarihsel zenginliklere sahiptir. Bu güzelliklerin farkında olmadan ilimizde yaşayan hemşerilerimiz zaten yüksek bir yerde yaşıyoruz, piknik yapmak, gezmek için bu kadar zahmete değer mi demeyin. 

Halen taze eriyen kar sularına elinizi ayağınızı sokun ferahlayın. O sularla beslenen balıkların lezzetini tadın, buz gibi sularından için. Yaratan ne güzel yaratmış diyeceksiniz. Kuş ve akan suların notalarını, esen rüzgârın melodisini dinleyin. Gece dolunayda güneşi, karanlıkta el ile toplanabilecek yıldızlara dokunun. Kutup yıldızını tarif edin yanınızdakilere. Sabah gün doğmadan uyanın, üşüyün biraz. Çayınızı yudumlayarak ısının ateş başında. Güneş vurunca omuzlarınıza geçin bir ağacın altına yatın uyuyun mis gibi havada.

Varsın birazcık paranız gitsin ve aracınız biraz yorulsun ama sonunda gerçekten iyi ki gitmişiz diyeceksiniz.

Bu anlattıklarımı tadıyla yaşayabilmeniz için bir kaç teknik öneride bulunmak isterim:

Kesinlikle iyi bir çadırınız olmalı iki kat ve tentesi sağlam olsun. Dere kenarı oldu için bol miktarda çise düşebiliyor doğamızda. Çimlerde yürürken ayaklarınız ıslanabiliyor, bunun için botlarınız su geçirmez olsun. Mat ve uyku tulumunuz olmazsa bu iş olmaz. Doğada benim için en önemli olan üşümemektir. Üşüyünce gerçekten keyif kaçabiliyor insanın. İçliklerinizi, berelerinizi, montlarınızı, tepe lambanızı unutmayın. Ateş çukuru, kütük, balta, oturak, ... Ailecek gidiyorsanız etrafında tesis olan yerler (Mescit, Wc, Bakkal, vb.) sizin için harika olacaktır. Bu iş kesinlikle hafife alınacak bir iş değildir. Uyduruk tentesiz bir çadır ve iki battaniyeyle keyif alamazsınız. Profesyonel yaklaşmanız lazım. Bir kere yatırımınızı yapın sonra defalarca kullanın.

Bu anlattıklarımı acaba hayal edebiliyor musunuz? Hayal etmeyin “Gidin ve Yaşayın”.  Saygılarımla.

Teşekkür: Harmancık Obasında nezih bir tesis kurdukları ve bizlere her türlü desteği sağladıkları için Hurşit kardeşimize ve babasına çok teşekkür ediyoruz.

Araştırmacı Yazar: Adem Ezber / Temmuz 2023 / Gümüşhane

YORUM EKLE