Bir daha anladım ben bu şehirde,
Hem evvel zamanda hem de ahirde.
Göründüğü ayrı bir de zahirde,
Yaşaması heyhat epey zor imiş.
İsmail HAYAL
Gümüşhane gibi küçük şehirlerde doğmanın, okumanın, yaşamanın ve kalmanın ne elzem bir şey olduğunu şu son haftada yaşadıklarımdan dolayı bir kere daha yeniden anladım.
2007 yılında zamanın Gümüşhane Valisi Enver Salihoğlu’na Gümüşhaneli Şairler Antolojisi kitabımı takdim ettiğimde odasında bana aynen şunları söylemişti;
“Sevgili İsmail Hocam. Bu şehir seni anlayamaz, kıymetini bilemez. Zira bu şehirde senin kısa pantolonla gezdiğini bilirler. Ama eğer dışarıya çıkmış olsaydın büyük ihtimalle ulusal bir yazar ve şair olurdun.”
Aradan koskoca 18 yıl geçti ve bugün ben sayın valimizin telkinlerine kulak vermediğim için son derece pişmanım. Neden mi? Aslında sebebini tahmin etmişsinizdir ama ben yine benim başıma gelenler başka bir hemşerimin başına gelmesin diye tekrar etmek istiyorum.
Bu şehrin kültür hayatına dokunan 500 sayı ile kültür sanat sayfası Hayal Dükkanı, yine bu şehrin kütüphanesine şiir kitaplarımı saymazsam Köyüm Demirören, Fıkralarla Gümüşhane I-II, Gümüş Portreler, Gümüşhane Eğitim Tarihi, Gümüşhaneli 29 Renk, Mahmut Oltan Sungurlu, Gümüşhaneli Şairler Antolojisi, İsmail Akçay, Seksen Yıllık Çınar H. Kenan Çetiner, Erol Nedim Pehlivan, Bir Şiir Gümüşhane, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Gümüşhane Köyler Destanı, Ekmek Arası Domates ve son olarak 1056 sayfalık muazzam eser GÜMÜŞHANELİ SİMALAR’I kazandırmama rağmen az da olsa takdir edildiğimizin yanında hakarete varan haksız eleştirilere muhatap olmaktan yoruldum usandım.
Bu eleştiri yapanların aslında okumayanlar, okuyanları sevmeyenler tarafından yapılmaları içimize su serpse de üstad diyerek elini öptüğümüz, eserlerine çıkarsız yardımcı olduğumuz kişiler tarafından dağdan geldiğimizi her fırsatta lanse etmesi, yüzümüze ve arkamızdan yaptığı hakarete varan sözleri inanın sol yanımda onarılması imkânsız derin yaralar açmaktadır.
Öte yandan çok sevdiğimiz, saydığımız bazı değerlerimize kitapta yer vermemize ve hiçbir ücret de talep etmediğimiz halde Gümüşhane’de bulunduğu her ortamda sırf fotoğrafını kapağa koymadığımız için bizleri eleştirmesini sizlerin insafına bırakıyorum.
Ve ben buradan tekrar ediyorum. Sizler her ne olursa olsun hiçbir menfaat beklemeden bu şehrin her yüküne seve seve omuz veren, her şeye rağmen bu şehirde kalan, şiirlerinde vasiyet niteliğinde doğduğu Demirören Köyü’nde babasının sağ tarafına mezar yeri belli olup oraya gömülmeyi işaret eden bu kardeşinizi asla inandığı yoldan geri çeviremez.
Her türlü haksız eleştiriye, her türlü mobbinge, kıskançlığa ve daha birçok yanlışlıklarınıza rağmen bu kardeşiniz imkânların el verdiği ölçüde üretmeye, paylaşmaya, bu şehrin derdini kendisine dert etmeye devam edecektir.
Çıkardığımız eserlerde elbette hatalarımız, eksikliklerimiz olacaktır. Bundan daha doğal ne olabilir. Ama haksız yere kimse çıkardığım eserlerde asla kasıt aramasın bulamazlar.
İsterseniz çıkardığım her kitabın hemen her sayfasını didik didik inceleyin göreceksiniz ki beni sevmeyen, bana bir bardak su bile vermeyecek olan ama bu şehrin değeri olan, bu şehre eser üretenlerine fikri, düşüncesine bakılmaksızın yer verilmektedir.
Şunu da son olarak ifade etmek isterim ki; Beni haksız yere yerden yere vuranların hemen hepsini hem de çok iyi tanıyorum. Öte yandan; “meyve veren ağaç taşlanır” hükmünden hareketle ve maalesef “aman sende boş ver geç” diyemiyorum.
Son olarak son eserim GÜMÜŞHANELİ SİMALAR’ı her Gümüşhaneli okusun ve kütüphanesine koysun diyerek temin etmek isteyenlere ve kadir kıymetini bilecek olanlara maliyetine vereceğimi de ifade etmek istiyorum. 0530 607 29 29 whatsaptan adres atabilirsiniz. Allah’a emanet olunuz.
BİR DAHA ANLADIM
Bir daha anladım ben bu şehirde,
Hem evvel zamanda hem de ahirde.
Göründüğü ayrı bir de zahirde,
Yaşaması heyhat epey zor imiş.
Üreten sevilmez arkandan derler,
Hem sağda hem solda etini yerler.
Üstelik üstüne ahkâm keserler,
Anlaması heyhat epey zor imiş.
Bir kitap okumaz bir kelam bilmez,
Somurtur habire yüzü de gülmez.
Atadan anadan nasihat almaz,
Konuşması heyhat epey zor imiş.
Hani altın kalpli insanlar nerde,
Araya demirden çekmişler perde.
Hani akrabaya çareydik derde,
Ulaşması heyhat epey zor imiş.
Kul Hayali der ki çapımız bizim,
Beşikten mezara yapımız bizim.
Kapalı gönlümüz kapımız bizim,
Açılması heyhat epey zor imiş.