Ara
Gümüşhane
Kapalı
-7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,3725 %0.25
51,3279 %0.73
6.945,51 % 1,57
“Yapısal Reform” beklentisi

“Yapısal Reform” beklentisi

YAYINLAMA:

Merak bu ya!.

 

Yeni Yılın ilk saatlerinde ülkemde ne oluyor diye.

 

01 Ocak 2026 günü çoğu kez izlediğim bir TV kanalını açmıştım. Haber başlığı: 2026 yılı “yapısal reform yılı olacak” şeklinde idi. Yapısal Reform!...

 

Kendime sordum. Size de soruyorum?

 

Kaç kişi biliyor “yapısal reform” ne demek olduğunu...
Gerçekten bilen kaç kişi var bu Ülkede?

 

Bu ülkede 86 milyon insan yaşıyor.
Yedi yaş altını çıkar, geriye kalan milyonların yüzde kaçı bu iki kelimenin ne anlama geldiğini gerçekten biliyor?
Ben yüksekokul mezunuyum; televizyon ekranından söylendiği hâliyle ben de anlamıyorum.

 

Vatandaş anlamadığı bir kavram hakkında nasıl soru sorsun? Soramaz.
Soru soramayan da hesap soramaz.
İşte karmaşa tam burada başlıyor.

 

Bu yeni bir yöntem değil; eski bir Bizans oyunu.
Kavramı bilerek karmaşık tut,
vatandaşa da şunu dedirt:

 

“Galiba büyük işlerden söz ediliyor.”

 

Oysa büyük olan iş değil, muğlaklıktır.

 

Yılın ilk günlerinde çıkıp “Bu yıl yapısal reform yılı olacak” deniyor.
Peki kime sesleniliyor?
Pazara giden emekliye mi,ay sonunu getiremeyen işçiye mi,
tarlasına gübre alamayan çiftçiye mi?

 

“Yapısal reform” denince milletin zihninde somut bir karşılık yok.
Ne zaman?
Nerede?
Kimin hayatı değişecek?

 

Ama aynı cümleyi Türkçeleştirelim:

 

“Bu yıl köklü düzenleme yılı olacak.”

 

İşte o zaman Vatandaş sormaya başlar:
-Adalette mi?

-Ekonomide mi?

-Eğitimde mi?

-Sağlıkta mı?

-Turizmde mi?

-İhracatta mı?

 

Ve tam o anda, haberi yayına sokanın dili tutulur.
Çünkü Türkçe soru, Türkçe cevap ister.

 

Peki nedir bu “yapısal reform” dedikleri?

 

Açık konuşalım:
Devletin işleyişini düzeltmek,
Bozulan çarkları onarmak,
Kurumları adil ve hızlı çalışır hâle getirmek.

 

Türkçesi şudur:
Köklü düzenleme.
Kalıcı düzeltme.
Devleti rayına sokma.

 

Bu kadar açık. Ama bu açıklık bazılarını rahatsız eder. Haberi hazırlayan bu açık ifadeyi yayına sokabilir mi? Sıkar, sokamaz. Ama gavurcasıyla vaziyeti idare ettiğini sanır.
Çünkü açık dil, hesap sormayı beraberinde getirir. Hesap sorulan yerde de kaçamak olmaz.

 

Buradan bir çağrı yapmak gerekiyor:
Televizyonculuk, Millet adına yapılır.
Milletin anlamadığı dille yapılan yayın, bilgilendirme değil, yutturmacadır.

 

Türkçe soru sorun.
Türkçe cevap verin.
Milletin aklıyla oynamayın., aklına hitap edin.

 

Bu ülkenin adı: Türkiye.
Dili Türkçe.
Şeffaflık da bir lütuf değil, görevdir. Nitekim bu bağlamda Sayın Cumhurbaşkanımız, yurt içinde ve yurt dışında Turkey, Türkei gibi sözcükler yerine “TÜRKİYE” sözcüğü kullanılacak diye ortaya koyduğu tavır uygulanmakta ve bundan da gurur duymaktayız. Hal böyle iken Millete yabancı sözcüklerle seslenmek kendimizi inkar anlamına gelir ki buna asla müsaade edemeyiz.

 

Ve Millet, artık süslü kavramlar değil,
açık söz, açık yol ile köklü düzenlemelerin neler olduğunu görmek istiyor. 02 Ocak 2026

 

Yusuf SADIK, Eğitimci, Yazar, Gazeteci

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *