ÇAĞIMIZIN BAŞ BELASI AKRAN ZORBALIĞI
“Şiddet yetersiz kimsenin son barınağıdır”
ASİMOV
Yüzde doksan dokuz küsuru sözde Müslüman bir memleketiz aslına bakarsanız da Rahmetli Ozan Arif’in AYNA şiirinin en başında ki dörtlüğündeki gibi;
Müslümanlık çünkü adımız bizim,
Adımız gibi mi tadımız bizim.
Eksik mi dedimiz kodumuz bizim
Fitnesiz fesatsız duruyor muyuz?
Evet, maalesef sadece adımız Müslüman zira o da nüfus kâğıtlarımızda artık yazmaz oldu. Televizyonlarda dizilere bakıyoruz kan davası, vurma, kırma, çete, adam kaçırma, fidye, çocuğa, kadına, doktora, öğretmene ve Rabbim’in onlar benim sessiz kullarım dediği sokak hayvanlarına şiddet, sabah programlarında ise bizim topluma yakışmayacak çarpık aile ilişkileri, aldatma, boynuzlama gibi mide bulandırıcı olaylar da üstüne tuz biber olmaktadır.
Ondan sonra gazetelerin üçüncü sayfalarında bu güzelim ülkeye yakışmayacak haberler üst üste önümüzse serilmektedir.
Bir eğitimci olarak maalesef sacayağı dediğimiz eğitim olgusunun ilk ayağı olan aile mevhumunun sakatlığı, ilgisizliği, dikkatsizliği, aman sendeciliği ve daha birçok nahoş olayları ile rolmodel olan ebeveynlerin ilgisizliği ve bilgisizliği ile sacayağının ikinci ayağı bozuk çevrede şekillenen yavrularımız üçüncü sacayağı yani okula geldiklerinde okul idaresinin ve biz öğretmenlerin yapacağı bir şey de kalmıyor esasında.
Zira bu durum alkolik, kumarbaz ve uyuşturucu batağındaki evlatlarını düzelir umudu ile evlendirmeleri hikâyesine benziyor maalesef. Evlenirse düzelir belki, sorumluluk alırsa kötü alışkanlıklarından vazgeçebilir belki diyerek elin masum yavrularını da bu zulmün ortasına ortak ediyorlar. Onlara her daim dediğim bir sitemim var;
“Elin mazlum ve masum kızları psikolog mu senin rezil durumda olan evladını iyileştirecek?”
32 yıllık bir eğitimciyim. Doğunun en uzak coğrafyalarında terörün kol gezdiği Kars Kağızman İlçesinde vatana, millete, dini ve devlete sadık yüzlerce çocuk yetiştirdim. O yıllarda ailelerin öğretmenlere bakış açıları, saygısı, sevgisi ve itimadı sayesinde başardım bunları. Bugün hâlâ Kars Kağızman’da çoluk çocuğa karışmış onlarca öğrencim arar hal ve hatırımı sorarlar.
Bunun sebebi onlara heybemdeki sevdayı karşılıksız ve riyasız sunmam yanında o ailelerle kurduğumuz samimi ilişkilere dayanmaktadır.
Bugün eğer sokakta, okulda ve daha birçok yerde şiddet varsa, akran zorbalığı varsa, cinayet varsa, adaletsizlik, torpil varsa hepsinin altında yatan tek gerçek şudur ki eğitimsizlik, kötü örnek olma, şımartılma, liyakatsizlik, adamcılık, torpilcilik, haram, içki, kumar ve dahi birçok menfi sebeplerin ta kendileridir.
Her sabah okula başlarken okuduğumuz “Andımız” ile ve her Pazartesi ve Cuma günleri gür bir sesle seslendirdiğimiz “İstiklal Marşı” ve sınıflarımızda tahtanın başında gözümüzün önündeki “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi” ile yol haritasını çizen çocuklarımız ve gençlerimiz neden bu hale geldi hiç merak ediyor muyuz?
Eğitimden geçmeyen o hemşire kuvözdeki masum yavruyu döverek engelli duruma düşürürken, diğer yandan iki cani henüz hayatlarının baharında güzeller güzeli Ahmet Minguzzi ve Atlas’ı hunharca katletti maalesef. Bunun müsebbipleri öğretmenleri değersizleştiren biz bilgisiz veliler ile her şeyi mubah gören toplumlardır.
Evet, İslamiyet’ten, ahlaktan, geleneklerimizden, milli ve manevi değerlerimizden soyutladığımız her çocuk ileride sokaklarda birer suç makinesi olarak şiddetin her türlüsünü ve daha ilerisi cinayeti normal göreceklerdir. Her daim dediğim gibi öğretim nasıl olsa verilir ancak eğitim olgusunu arka plana attığımız müddetçe maalesef üçüncü sayfa haberlerini okumaya devam ederiz.