İSMEN VAR İLMEN YOK
Times Higher Education’ın (THE) 2026 Dünya Üniversiteleri Sıralaması açıklandı.
Ortaya çıkan tablo Türkiye açısından artık şaşırtıcı değil, fakat her yıl biraz daha can yakıcı.
İlk 100’de tek bir Türk üniversitesi yok.
İlk 500’de yalnızca dört üniversite var.
Ve o dört üniversite de yıllardır değişmiyor:
Koç, ODTÜ, Sabancı ve Boğaziçi.
Geriye kalan 205 üniversite ise, ya listenin en alt bandına sıkışmış durumda ya da —daha vahimi— hiç yok.
Karadeniz Bölgesi bu tablonun en çarpıcı örneklerinden biri. Bölgenin en köklü yükseköğretim kurumu olan Karadeniz Teknik Üniversitesi dahi ancak 1500+ bandında kendine yer bulabiliyor.
Trabzon Üniversitesi ile Gümüşhane Üniversitesi ise dünya sıralamasında adını dahi yazdıramayan üniversiteler arasında.
Trabzon ve Gümüşhane açısından bu tablo sadece akademik bir veri değil, acı bir aynadır.
Bu iki şehirde üniversite var, kampüs var, bina var.
Ama dünya ölçeğinde bir karşılık yok.
Bu tabloyu artık “haksız değerlendirme”, “Batı merkezli sıralama” ya da “algı operasyonu” diyerek geçiştirmek mümkün değildir.
Hâlâ “genel sorunlar”, “küresel kriterler” veya “bütçe meselesi” gibi soyut gerekçelerin arkasına sığınmak, gerçeği inkâr etmektir.
Çünkü dünya üniversite sıralamaları bina sayısına, kampüs manzarasına ya da tabelanın büyüklüğüne bakmaz.
Yayın sorar. Atıf sorar. Araştırma sorar. Uluslararası etki sorar.
Ve ne yazık ki bu soruların çoğuna verilecek güçlü cevaplar yoktur.
Trabzon gibi tarih, kültür ve insan kaynağı açısından güçlü bir şehirde bulunan Trabzon Üniversitesi’nin dünya sıralamalarında adının bile geçmemesi, ciddi bir yönetim ve vizyon sorununa işaret etmektedir.
Çünkü Trabzon, Karadeniz’in akademik hafızası olan bir şehirdir. KTÜ’nün geçmişi ve bölgenin bilimsel birikimi ortadayken, şehrin potansiyelini gerçek anlamda bilimsel üretime dönüştürememek Trabzon’a da, üniversiteye de yakışmamaktadır.
Gümüşhane gibi sosyal ve ekonomik açıdan zor bir şehirde yer alan Gümüşhane Üniversitesi, yalnızca bir eğitim kurumu değil; aynı zamanda şehrin kalkınma umududur. Ancak gelinen noktada, üniversitenin uluslararası akademik rekabette listelere dahi girememesi, bu umudu ciddi biçimde zayıflatmaktadır.
Yayın üretimi sınırlıysa,
araştırma altyapısı zayıfsa,
uluslararası iş birlikleri yok denecek düzeydeyse,
bu durum yalnızca üniversitenin değil, şehrin geleceğinin de zayıflaması anlamına gelir.
Üniversite yönetimleri, yerel yöneticiler ve karar vericiler artık şu gerçeği kabul etmek zorundadır:
Sorun sadece bütçe değildir.
Sorun, bilimi merkeze almayan anlayıştır.
Öncelikle bu anlayışın değişmesi gerekir.
Dünya sıralamaları düşman değildir; mesajdır.
Ve o mesaj bugün son derece nettir:
Üniversite fiilen var ama dünya liginde yoksa,
o üniversitenin akademik ağırlığı yok demektir.
Bu gerçeği görmezsek, kaybeden yalnızca üniversiteler değil, şehirlerin geleceği olacaktır.
Gümüşhane özelinde bir hakkı teslim ederek bitirelim. Gümüşhane Üniversitesi’nin yeni Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız’ın, Eylül 2025’te başlattığı “Üniversite–Şehir Buluşmaları” programları, üniversitenin topluma dokunma misyonu açısından önemlidir. Bundan sonraki süreçte yapılacak akademik atılımlarla, bu misyonun dünya ligine uzanan bir vizyona dönüşmesi beklenmektedir.
Trabzon da Gümüşhane de daha iyisini hak ediyor…
30.01.2026 Av. Ali Haydar Dereli