İNSANI SEV NE KAYBEDERSİN
56 yıllık hayat serüvenimde “yaratılanı hoş gördüm Yaratan’dan ötürü” felsefesini kendime şiar etmemin epey zararlarını görsem de çok az da olsa faydasını görmenin bahtiyarlığını yaşadım hep.
Gümüşhane Halk Eğitimi Müdürü Coşkun Okur’un;
“Seni daha güzel görebilmek için gözlüğümün camını silerim” demesi gibi bende iyi görmek için hep kendi sol yanıma müracaat etmişimdir. Bazen hatalı kararlara yöneltse de beni çoğunlukla insanlara bakış açılarımdan oldukça memnunum. Zira toplum öylesine bir hale doğru hızlı adımlarla koşuyor ki dur demek neredeyse imkânsız.
Z kuşağının hiç sevmediği bir söz var ya hani bizlerin bizden önse de büyüklerimizin dillendirdiği “ah bizim zamanımızda” diye başlayan ve tahmin ettiğiniz üzere devam eden cümleler.
Evet, bizim zamanımızda sevgi, saygı, hoşgörü, paylaşma, çalışma, okuma vb. ne kadar değerlerimiz varsa harfiyen yerine getirilirdi. Ama şimdi Gümüşhane gibi mazbut bir şehirde üstelik mübarek Ramazan ayında iftar çadırına gelen öğrenciler neredeyse anadan üryan bir şekilde inançlı insanlara saygısızlığa, uluorta sigara içerek yüzümüze üflemeye ve içlerinden başörtülü kızlarımızın da olduğu bu manzara maalesef bizi temsil etmiyor. Ve de çok komik durumu düşürüyor bu şekilde hareket edenleri.
Sizi bilmem ama ben bu dünyayı sevginin kurtaracağına inanıyorum. Ve sevmekten asla vazgeçmiyorum, vazgeçmeyeceğim.
Birisine şiir yazıyorum takla atıyor diyorlar, bir güzel oluşumu destekliyorum neden öyle yazdın diyorlar, bundan kesin bir çıkarın var diyorlar. Ben de onlara orada dediğim gibi buradan da bir kez daha yazıyorum ki benim “kasa, masa ve nisa” ile hayatta işim olmadı, olamaz, olmasın da.
Zira kasa denen para, makam denen masa ve kadın denen nisanın bozmayacağı, bozamayacağı insanoğlu göremiyorum dünyada. Şükürler olsun Rabbim’e ki kimsenin parasında, makamında ve kadınlarda asla gözüm olmadı. Yaklaşık dokuz senedir eşimin rahatsızlığı olsa da başkasının elini tutmadım şükürler olsun. Bir arkadaşım ev alıp arabasını değiştirirken gönülden hayırlı olsun dedim. Hak edenler makama getirildiğinde ondan daha çok sevindim. Bu benim insani özelliğim ve atadan gördüğüm terbiye ile alakalı.
Ve ben bu 56 senelik ömürde “hayır bildiklerimizde şer, şer bildiklerimizde hayrın olacağına” iman ettim.
İnsana insan iki yerde lazım olur düsturu çerçevesinde bu şehirde hemen her cenazeye katılmaya, acıları paylaşmaya, vaktim müsaitse defnedileceği köye kadar gitmeye, mezarı başında dua etmeye gayret ettim.
Rabbim’e şükürler olsun ki devletten şahsım ve çocuklarım adına asla hakkım olmayanı talep etmedim. Oğlum kendi başarısı ve iltimas almadan devlete girdi şükürler olsun. Kızıma zamanın Belediye Başkanı işe alacağına söz verirken kendisine;
“Çocuğumu boş yere umutlandırma gerçekten işe alacaksan söyle” dedim ve maalesef bu vaat boş çıktı. Bunda da bir hayır vardır dedim. Müteahhit altın kalpli şehrimizde 10’u polis, biri şehit polis eşi olan 30 kişilik üyeyi dolandırıp gittiğinde bile ona hakkımı helal etmesem de insanları sevmeye devam ettim.
Erzurum’a tayin olan Sayın Valimiz Aydın Baruş’u uğurlarken kendisine yazdığım şiire takılanlar ve beni eleştirenlere diyorum ki;
14 Kasım 2025’de eşim vefat ettiğinde ilk kapımı çalan Sayın Valimiz Aydın Baruş oldu. Zira insana insan iki yerde lazım olur. Biri en acılı günümüz cenazede ve diğeri de en mutlu günümüz olan düğünde.
Sayın Valimize şiiri takdim ettiğimde bana söylediği;
“Bu şehrin kültürü için gayretlerini çok takdir ediyorum” sözü inanın her makamdan, her ödülden daha güzel geldi bana. Yolun açık olsun mütevazı Valim. Erzurum’un soğuğunda sıcak yüreğinizle başarılı olacağınıza inancım tamdır.