Gümüşhane
Açık
2°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,2208 %0.05
51,2593 %0.36
7.095,67 % -0,24
KAĞIT VE AĞIT
yazar
Eğitimci, şair, yazar
Tüm Yazıları

KAĞIT VE AĞIT

YAYINLAMA:

Var oluşumuzu sorgulamak ve dönüp aynaya bakmak…

Kalabalıklar içinde kaynayıp gitmek mi doğal olan, yoksa tek tek ayıklayalım mı birbirimizi ?

Bu aralar, buna benzer sorularla hem halim. Sormadan, cevabımı almadan ilerleyemiyorum.

Birey olarak önce kendimiz var oluyor sonra aile ve topluma dönüşüyoruz. Bu dönüşüm içinde yanlışlarımızla, hatalarımızla ve sevaplarımızla varız.

Şöyle bir yakın geçmişe baksak, yani seksenlere ve doksanlara, çocuk hep efendi, hanım ve uslu olmalı. Kızlar kahve içmemeli, sofraya misafirlerden sonra oturmalı, yetişkinler en iyi tarafı götürmeli, erkek çocuklarının ise varlığına bin şükredilmeli. Neden böyle başladım açıklayayım. Ailenin en küçük yapıtaşı çocuklardan oluşuyor. Hani şu pek bir şey bilmeyen, hiç bir şeyden anlamayan, vara yoğa ağlayan, eline oyuncak tutuşturulan çocuklardan. Eskiden öyleydi şimdilerde ise dünya onların etrafında dönecekmiş gibi oluyor.

Aman, bir dengeyi tutturamadık. Arada kalan dayağı yer misali, 30 ve 50 yaş sınırı nasibini aldı. Önceden ailelerimizi, büyükleri memnun etmeliydik, şimdiyse çocuklarımızı.

Gelelim konumuza, bu hengamenin içinde kendimizin farkında olmamız pek mühim. Yaratıcı seçmiş ve beni, seni özenle var etmiş. Hadi ol demiş, sen önemlisin buyurmuş.

Ne yazık ki   çoğumuz bu yüce hitabı keşfedemedik. Bir an önce uyanmalı ve potansiyelimizin idrakine varıp, olmamız gerekeni olmalı, yapmamız gerekeni yapmalıyız…

Zaman zaman zor durumlardan geçiyoruz, evet, hepimiz yaşıyoruz bunu. Kaderde ayrımcılık yok. Buruşturulup, top haline getirilip, sağa sola atılan bir kağıt parçası gibi hissettiğimiz olmuştur. Ah o kağıt kim bilir karalanmıştır ya da yırtık pırtıktır. Çöpe bile atılmaya tenezzül edilmemiştir belki de. Ağıtlar yakmışızdır peşinden.

E, ne olacak yani öyle mi kalacağız. Bizim görevimiz o buruşuk kağıdı alıp ütüleyip, ardından hatırlamak ve ders almak amaçlı, en güzel köşeye çerçeve yapıp asmak.

Sonra da bir paket yeni kağıt alıp, bembeyaz sayfalarla yeniden başlamak. Kendi hikayemizi yazmak. Bunu yapmak boynumuzun borcu. Çünkü çocukların, insanların, kadınların, öğrencilerin, toplumun, en önemlisi bizim kendimize iyi bir yaşam sözümüz var…

Boşuna gelmedik ve boşuna gitmeyeceğiz…

Sümeyra DURSUN
Eğitimci ve Yazar

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız