76 Yıl Önce Kore Savaşı’nda Kaybettiklerimiz
II. Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’de açık bir şekilde Boğazlar yüzünden Sovyet tehdidine maruz kalmıştı. 1946 yılında Sovyetler üç ana doğrultuda yayılma çabası içerisindeydi. İran üzerinden Ortadoğu petrolleri ve Basra Körfezi ile Hint Okyanusu, Türkiye üzerinden Boğazlar, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz ve Yunanistan üzerinden ise Doğu Akdeniz hedefteydi. Dünya Soğuk Savaş diye nitelendirilen yeni bir döneme girmiştir. Bu dönemde dünya, başını Amerika Birleşik Devletleri’nin çektiği Batı Blok’u ile Sovyet Rusya’nın önderliğinde teşekkül eden Doğu Blok’u arasında hemen her alanda yaşanan rekabete sahne olacaktır. Bu iki kutuplu dünyada ve Sovyet tehdidi karşısında tercihini Batı Blok’undan yana kullanan Türkiye’nin dış politikasında Kore Savaşı oldukça önemli bir yere sahiptir. Zira Türkiye’nin dış politikasında belirleyici bir role sahip olan NATO üyeliği ve ABD müttefikliği büyük ölçüde bu savaşla teşekkül etmiştir. Kuzey Atlantik Anlaşması 4 Nisan 1949’da imzalanmıştı. Türkiye, Sovyetler Birliği’nin yayılmacı emelleri nedeniyle, Kuzey komşusundan emin değildi. Savunmasını güçlendirmek isteyen Türkiye, NATO’ya üye olmak istemiş ve 1948’den itibaren NATO’ya üye olmak isteğini sürekli dile getirmişti lakin bu isteğe sıcak bakılmamıştı. Türkiye, resmi olarak bir ittifaka dâhil edilmemesi nedeniyle yalnızlık içinde bulunurken, 1950 yılında patlak veren Kore Savaşı ile önemli bir fırsat oldu. Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın çağrısı üzerine Türk Hükümeti bir tugaylık kuvvetle savaşa katılma kararı aldı. Milli Mücadele’den sonra ilk defa Türk askeri bir savaşa katılacaktı.
Hükümetin kararının ardından Türk Genelkurmayı Ağustos 1950 başında 4.500 kişilik bir tugay hazırlamaya karar verdi. Gönderilecek erler 1929 doğumlu olacaktı. Tugay, 19-20 Eylül 1950 tarihinde, 259 subay, 18 askeri memur, 4 sivil memur, 395 astsubay ve 4.414 er olmak üzere toplam 5.090 kişilik idi ve dört kısım halinde İskenderun’a hareket etti. Tugayı Kore’ye götürmek üzere BM adına ABD tarafından tahsis edilen beş gemi hazırlanmıştı. Birinci, ikinci ve üçüncü kafileler 25, 26, 29 Eylül’de, araç gereç gemileri ise 30 Eylül ve 2 Ekim 1950’de yola çıktı. Güzergâh olarak, Süveyş Kanalı, Kızıldeniz, Mendep Boğazı, Seylan Adası, Colombo, Singapur, Filipinler, Formoza Adası ve Güney Kore yolu seçilmişti,17-20 Ekim 1950’de Pusan limanına ulaşan birlikler, Taegu şehrinde 20 gün süreyle eğitim kamplarında kaldı ve bölgedeki komünist çetelerin etkisizleştirilmesi görevini aldı. Ardından Türk birliklerine, cephedeki Amerikan kolordusunun ihtiyatı olmak üzere, 17 Kasım 1950’de Kunuri bölgesine hareket etmesi emri verildi. Türk birliği 23-26 Kasımda bölgeye ulaştı. Bölgeye ulaşıldıktan hemen sonra ileri hatlarda muharebeler baş gösterdi.
28 Kasım sabahı Çin kuvvetlerinin büyük saldırısı başladı. Türk birlikleri, üstün Çin kuvveti karşısında çarpışarak geri çekildi. Bu arada ABD birliklerinin hızla geri çekildiği haberi alındı. Üstelik bazı ABD birlikleri Türk tugayına haber bile vermemişti. Türk kuvvetleri Kunuri’ye çekilmek zorunda kaldı. Geri çekilme sırasında bazı Türk birlikleri ABD tank ve uçaklarının desteği ile kurtuldu. Türk tugayının on misli düşmana karşı 28-29 Kasım 1950’de Wavon, Sinnimni, Kaechon, Kunuri muharebeleriyle düşmanı oyalaması, ABD birliklerine çekilmek için üç günlük çok değerli zaman kazandırdı. Türk tugayı oyalama ve zaman kazandırma görevini başarıyla yerine getirdi. Muharebe sonunda Türklerin zayiatı, 34 subay, 19 astsubay, 772 er, toplam 825 kişi idi Ocak 1951’de muharebeler tekrar başladı. Türk Tugayı 2. Taburu 25-27 Ocak 1951’deki Kumyangjangni ve 156 Rakımlı Tepe muharebelerinde üstün başarı göstererek Çin ve Kuzey Kore kuvvetlerinin ağır bir yenilgi almasına katkıda bulundu.
Söz konusu muharebelerde Türk tugayı 1 astsubay ve 11 erini şehit vermiş, 31 asker de yaralanmıştı. Savaşa katılan her birliğe bir isim veriliyordu. BM Silahlı Kuvvetler Başkomutanı General Mc Arthur, Türk Tugayına " Şimal Yıldızı" adını verdi. ABD Kongresi ise Türk birliğine başarısından dolayı Mümtaz Birlik Nişanı verdi. Muharebede üstün hizmetleri görülenlere de ayrıca madalya verildi. Türk Tugayı, bundan sonra 5-21 Nisan 1951 tarihlerindeki muharebelerde görev aldı. 22- 23 Nisan 1951’deki şiddetli muharebelerde Türk tugayının zayiatı 5 subay, 3 astsubay ve 58 er şehit, 35 yaralı ve 105 esir oldu. Birleşmiş Milletler Ordusunun 21-25 Mayıs 1951’deki saldırısı sırasında Türk birliklerinin ihtiyat kuvveti olarak tutulduğu görülmektedir. Bu muharebede Birleşmiş Milletler ordusunun 38. Paraleli geçmesi, Çin ve Kuzey Kore’yi ateşkes görüşmesine başlamaya itmiştir. Her iki taraf savaşa son vermek için buna zaten istekliydi. 8 Temmuz 1951’de Panmunjom’da görüşmeler başladı. Birinci Türk Tugayı 26 Eylül 1951’de görevini Türkiye’den gelen 2. Türk tugayına devrederek Türkiye’ye dönmüştür. 1. Türk tugayının görev yaptığı süre içinde toplam zayiatı: 451’i muharebede, 60’ı kaza ve hastalıktan olmak üzere toplam 511 şehit ve 916’sı muharebede, 298’i kaza ile olmak üzere toplam 1214 yaralı idi 2. Türk tugayı Ağustos 1952’ye kadar görev yaptı ve yerini 3. Türk tugayına bırakarak Türkiye’ye döndü. 3. Türk tugayı 27-28 Mayıs 1953 gecesi başlayan şiddetli muharebede görev yaptı. Bu kanlı muharebede 321 şehit ve 239 yaralı verdi. 2 kişi de kayıptı. Tugay, 21 Temmuz-10 Ağustos 1953 tarihleri arasında Türkiye’ye döndü ve yerini 4. Türk tugayına bıraktı. Bundan sonra önemli bir olay olmadı. Temmuz 1953’te savaş bitse de Türkiye 1961 yılına kadar Kore’de kuvvet bulundurdu. Bu tarihten itibaren sembolik bir kuvvet bırakan Türkiye 1971’de Kore’den tamamen çekildi.
Genel bilançoya bakıldığı zaman “Kore’de toplam 24.882 subay, astsubay ve er görev yapmış”; muharebelerde 617 kişi hayatını kaybetmiş ve 168 kişi kaybolmuştur. 100 kişi muharebe dışındaki şartlardan dolayı hayatını kaybederken, 2150 kişi de yaralanmıştır. 1950 Haziranında başlayan Kore Savaşı, Temmuz 1953’te Panmunjom Mütarekesi’nin imzası ile sona erdi. Bu üç yıllık süre içinde taraflardan hiç biri kesin bir üstünlük sağlayamadı ve bu savaşın kazananı olmadı. Kore Savaşı’nı sona erdirecek mütareke görüşmeleri, Temmuz 1951’de başladı. Mütareke teklifi Kuzey Kore'den geldi. İki yıl süren mütareke görüşmeleri sırasında da çarpışmalar devam etti. Nihayet, Sovyet lideri Stalin’in Mart 1953’de hayatını kaybetmesi ve içerideki iktidar mücadelesi dolayısı ile Sovyet Rusya mütarekeye razı oldu ve mütareke anlaşması 27 Temmuz 1953’de Panmunjom’da imzalandı. Panmunjom Mütarekesi ile Kuzey ve Güney Kore arasındaki sınır yine 38. enlem çizgisi oldu. NATO Bakanlar Konseyi 21 Eylül 1951 de yayınladığı bildiri ile, Türkiye ve Yunanistan'ı NATO’ya davet etmeye karar verdiğini açıklamış, 17 Ekim 1951’de NATO Konseyi Londra’da imzaladığı protokol ile Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya katılmalarını kabul etmiştir. TBMM’nin 19 Şubat 1952'de NATO’ya katılma kararı almasının ardından, 20 Şubat 1952 de Lizbon’da yapılan, imza töreni ile Türkiye ve Yunanistan NATO’ya girmiş, Sovyet tehdidine karşı sadece ABD’nin değil diğer 13 NATO ülkesinin de desteğini almış ve istediği güvenliği sağlamış oldu.
Türkiye için Kore Savaşı, Kurtuluş Savaşı’ndan beri harp etmeyen Türk ordusu için de bir imtihan olmuştu. Neticede ise gücünden hiçbir şey kaybetmediğini dünyaya göstermişti. Türk kamuoyu Kore meselesini kendi davası olarak görmüş, dünya barışı için savaşmayı ise çok önemsemişti. Kore'de Türk askeri sadece kahramanlığı ve cesareti ile değil aynı zamanda fedakârlığı ve insani yönleri ile de ön plana çıkmıştır. Türk askeri, savaştan mağdur olan Koreli çocuklara ve yaşlılara uzattığı yardım eli kadar, halka götürdüğü eğitim, sağlık vb. sosyal hizmetlerle de bu güne kadar gelen Türkiye-Güney Kore dostluğunun temellerini atmıştır. Evet, Anadolu'dan binlerce kilometre ötede, koca Asya Anakarası'nın öbür ucunda, Kore denen uzak bir ülkede 1950'den 1953'e kadar üç yıl süren kanlı bir savaş olmuş ve "Mehmet" oralarda savaşmıştı.
Kore Savaşı’na Gümüşhane’den katılan askerler içerisinden 5 er şehit olmuş ve 2 er kaybolmuştur. Kore Savaşı Gümüşhane’nin kayıp ve şehitleri; 1-Yusuf Yılmaz-Kelkit-Şehit-1.Tugay-10.12.1951, 2-Arif Seven-Kelkit-Şehit-2.Tugay-22.12.1951, 3-Mehmet Kartal-Kelkit-Şehit-2.Tugay-24.02.1952, 4-Mehmet Çelik-Torul-Kayıp-1.Tugay-28.11.1950, 5- Hüzüfe Yılmaz-Şiran-Şehit-3.Tugay-29.05.1953, 6- Dede Kazancı-Kelkit-Şehit-1.Tugay-29.11.1950, 7- Dursun Aktaş-Kelkit-Kayıp-3. Tugay-29.05.1953
Kore savaşı sırasında akıbeti belli olmayan bir kısım erat, esir düştükten sonra hayatını kaybetmiş olabileceği de değerlendirilmektedir. Bunun yanında gerek raporlarda gerekse MSB Arşivinde bulunan Birlik Defterlerinde çatışmalardan sonra kaybolanların hayatlarını kaybettikleri düşünülerek “şehit” olarak kaydedildikleri bilinmektedir. Kore Savaşı 1950-1953 sırasında Kunuri Muharebelerinde şehit olan ve naaşları Kuzey Kore topraklarında kalan Türk askerleri’nin naaşlarından geriye kalanlar zaman içinde bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri laboratuvarlarında yapılan incelemelerden sonra Kore’deki Busan şehitliğine defnedilmektedir.
Şimdi Kore'de o kan ve barut dolu serüvenin bir anısı olarak Kumyangjangni'de "Türk Zafer Anıtı" ve bir de Puson'da Birleşmiş Milletler Ordusu Mezarlığı'nda "Türk Şehitliği" bulunuyor. Bu Türk Şehitliği'nde, bu kavganın suskun birer tanığı olarak ebedi uykularını uyuyan şehitlerimiz bulunuyor. Türkler, uzak ve yakın tarihte, dünyanın pek çok yerinde ve özellikle Osmanlı’nın çekildiği topraklarda, isimsiz yatan şehit ve şehitlikler bırakmıştır. Bu şehitliklerde yatan kahraman Türk evlâtlarının pek azının adına, tarih kitaplarının veya diğer edebi eserlerin sayfaları arasında rastlayabiliyoruz. Kunuri Muharebeleri’nde Hürriyet ve Birleşmiş Milletler ideali uğruna kandan, ateşten bir destan yazan Türk askerine bütün dünya radyoları ve gazetelerinde hayranlık hatta şaşkınlık ve takdirlerle yer vermiştir. Türk’ün en büyük kahramanı olan ve Kore’de yeni bir destan yazan Mehmetçiğin mezarının başında bir taş olmasa bile hatırasının bütün bir milletin kalbinde yaşamaktadır...
Kaynaklar;
Fahir Armaoglu,20. Yüzyıl Siyasi Tarihi
MSB,Kore Harbinde T.S.K'nin Muharebeleri
V.Yilmaz, Yakin Dünya Harp Tarihi Özetleri