EĞİTİMDE ASALETİN FOTOĞRAFI
Kıyafet Bir Kimliktir:
Bir fotoğraf vardır…
Söz söylemez ama çok şey anlatır.
Sessizdir; fakat bir neslin terbiyesini, bir kurumun vakarını, bir milletin geleceğe bakışını haykırır.
Elimizdeki bu kare, 28yıl önce emekli olmuş bir İl Millî Eğitim Müdürü ile bugün İstanbul’da özel bir ilkokulun başında bulunan, yarım asırlık tecrübeye sahip bir okul müdürünü yan yana getiriyor. Bu sadece bir hatıra değildir; bu, bir anlayışın, bir terbiyenin ve bir duruşun belgesidir.
Dikkatle bakınız…
Kılık kıyafet bir kumaş meselesi değildir; bir kimlik meselesidir.
O duruşta ciddiyet, o kıyafette asalet, o tavırda güven vardır.
Çünkü eğitim sadece bilgi aktarmak değildir; güven inşa etmektir.
Okul Değil, Bir Aile:
Bu okulda 45 yıl boyunca örülen bağlar, yalnızca öğretmen-öğrenci ilişkisi değildir. Orada kökü sağlam, temeli sarsılmaz bir aile kurulmuştur.
Öğrenci, öğretmen ve veli; aynı değer etrafında kenetlenmiş, saygı, disiplin ve sevgi ortak bir dil hâline gelmiştir. İşte bu yüzden o okulda güven vardır.
Bir okul düşününüz…
Veliler çocuklarını teslim ederken tereddüt etmez; aksine “Ben de bu ailenin bir parçası olabilir miyim?” diye sorar.
Bu güven tesadüf değildir.
Bu, yılların emeği, disiplinin kararlılığı ve yöneticinin temsil gücüdür.
Şiddetsiz Eğitimin Sırrı:
Bugün ülkemizin bazı şehirlerinde yaşanan acı hadiseleri düşündüğümüzde, bu fotoğraf adeta bir cevap gibi karşımızda durmaktadır.
Orada ne öğretmen sınıfında vahşice katledilir…
Ne de öğrenciler şiddetin gölgesinde büyür…
Çünkü o okulda bir anlayış hâkimdir:
“Eğitim, önce insanı şekillendirir.”
Özensiz bir görünüm, dağınık bir duruş; eğitimde gevşemenin ilk işaretidir. Oysa disiplin, önce dış görünüşle başlar; sonra ruha yerleşir.
İyi bir kıyafet, en güçlü tavsiye mektubudur.
Düzgün bir duruş, en etkili otoritedir.
Geleceğe Hazırlanan 1800 Yürek:
Bugün bu okulda 1800 öğrenci, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkusuna hazırlanıyor. Bu sadece bir tören değildir; bu, bir bilinç inşasıdır.
Her öğrenci bu büyük bütünün bir parçası olarak sorumluluk almakta, sahneye çıkmakta, kendini ifade etmektedir. Bu da özgüveni, aidiyeti ve disiplini aynı potada eritmektedir.
Müdür (G.T), sadece bir yönetici değil; bir rol model, bir ideal, bir hedef olarak görülmektedir. Öğrenciler onu örnek almakta, öğretmenler onun çizgisinde yürümekte, veliler ise bu yapının bir parçası olmak için çaba göstermektedir.
Bir okul düşününüz…
Köklerinden güç alarak geleceğe yelken açıyor…
Modern hayatın imkânlarını yaşıyor ama özünden asla kopmuyor…
İşte o zaman eğitim, bir meslek olmaktan çıkar; bir medeniyet inşasına dönüşür.
Ve açıkça ifade edelim:
Okullarda akran zorbalığını da, öğretmene yönelik şiddeti de kökünden kazıyacak olan şey; önce duruş, sonra disiplin, en sonunda da örnekliktir.
Çünkü bir fotoğraf bazen bir gerçeği değil, bir ideali gösterir…
Ve o ideal, milletlerin kaderini değiştirir.
Yusuf Sadık, Eğitimci, Yazar, Gazeteci, Emekli Milli Eğitim Müdürü
