VAZGEÇİLMEZ OLMAK
İnsan olarak, zayıf veya güçlü olarak, çocuk ve yetişkin olarak, duygusal ya da narsist olarak içten içe tercih edip, istediğimiz bir durum var ki, o da vazgeçilmez olmak. Peki bu yükü kim kaldırabilir?
Birçoğumuz biricik olma isteğini barındırırız. Annesinin bir tanesi, kardeşinin sırdaşı, öğretmeninin göz bebeği, sevdiceğinin kalbi…Ve daha sıralayabiliriz.
Evet mümkün, hayatın içinde var bu gerçekler. Bu bir tutku, özel bir konumda olmak, anlaşılır bir duygu ve de gayet insani. Olduğu zamanda tadından yenmez…
Fakat acı bir gerçek var. Bu halin devamlılığı. Çünkü öyle bir sonsuz sevilme isteğimiz, öyle bir sevgi açlığımız olabiliyor ki, bu havuzu doldurmak her yiğidin harcı değil.
Ah şu insanoğlu, hep özel olmak istiyor, hep herkes sevsin istiyor, hep bir bilinmek istiyor.
Tabiatında var evet. Gelelim kaynağın yetersizliğine, sevenler vazgeçebiliyor, ölürüm biterim diyenler kayıplara karışabiliyor, istenmez fakat, ölüm dahi sevenleri ayırabiliyor.
Kim sevecek bizi o zaman, kimin biriciği olacağız, kim bizi kollayacak?
Bu soruların cevapları mevcut. Bizden hiç vazgeçmeyen, en çok bizi seven, hep sarıp sarmalayan, iyiliğimizi düşünen, sürprizleri olan çok çok önemli, her şeyi umabileceğimiz yegane bir güç var.
Biz terk etsekde o bizi terk etmiyor. Bunu anlamak gayet rahatlatıcı olsa gerek, ama dediğim gibi fark etmek ve içselleştirmek lazım. Yoksa sevgi açlığında kıvranır dururuz.
Bu öyle bir dipsiz kuyu ki tek çaresi O’nu bulmak ve Yaratıcısını bulurken kendini de bilmek.
Malumunuz insan yüce vasıflarını aktif ettikçe, kendisinin de ne kadar değerli olduğunun ve bu hayatın, bu bedenin emanet edildiğinin idrakine varır. Ki böylece, kendi ruhuna, benliğine aşık olabilir.
Nihayetinde sevgili dostlar, kaynağı bulduk. Bizi sonsuz seven var. Bunu bildikçe insan özünü yani Yaratıcının üflemiş olduğu ruhunu ve elbiseye bürünmüş olan bedenini de çok seviyor. Uzaklara gitmeye gerek kaldı mı dersiniz?
Vazgeçilmeziz, hem de bize çok değer veren, yüce Güç tarafından…
Selamlar, sevgiler….
SÜMEYRA DURSUN