İKİ EVLAT ÖRNEĞİ
Bu yazımda Gümüşhaneli iki biyografiden bahsetmek istiyorum. Hani çok dillendirdiğimiz ve hatta slogan yaparak şehrimizin muhtelif yerlerine neonlarla yazdığımız ama orada yazılan gibi olamadığımız “altın kalpli insanların şehrinden” iki farklı biyografiden vefa örneği.
İlki yakın akrabam, sevgili ağabeyim, vefanın, hizmetin ve ata sevgisinin genlerinde hayat bulduğu Selami Hayal. Neden mi? Ben kalem, kalem yazıya dökeyim sizlerde okuyarak bana katılın ya da katılmayın.
Öyle bir evlat ki baba ve annesine sevdasından dolayı evlenmeyen, hayatını onların hizmetine, bakımına, sevgisine adayan bir güzel portre. Kendisini dünyaya getiren, büyüten, okutan ve meslek sahibi eden anne ile babasına bu kadar sevdalı, bu kadar hizmetkâr bir başka insan portresi ben dahil hayatımda görmedim, göremedim ve görebileceğimi de asla zannetmiyorum.
İstanbul’da ve yazları ata yurdu Gümüşhane’nin en uzak dağ köyü Demirören’de onlara ev yapan, hizmetlerini gören, yemeklerini yapan ve bulaşıkları ve elbiselerini yıkayan, banyo ettiren, tıraşlarını yapan, elbiselerini giydiren, hastalandıklarında sırtında taşıyarak haftanın üç günü diyalize taşıyan ve vefat ettiklerinde ikisinin de yıkanmasında moraran uzuvlarını koklayarak öpen ve mezara elleriyle koyan bir evlat modeli.
Ve daha sonrasında kabristanlıklarını yaparak çiçeklerle donatan, hemen her yıl Mayıs ayında Gümüşhane’ye gelip Ekim’de geri dönen bir hayırlı evlat. Anne ve babası öldükten sonra bile evlenmeyen bir vefa abidesi.
İkinci vefa tablosu Asuman Koçyiğit. Gümüşhane Milli Eğitim Müdürlüğü’nün emekli personel şefi. Tabiri caizse Milli Eğitim Müdürlüğü’nün kara kutusu. Güler yüzlü ve yardımsever ablası. Yanına kim gelirse gelsin ayakta karşılayan, izzet ikramda bulunan ve kapıda uğurlayan bir güzel kalbin sahibi. Bir hafta önce vefat eden annesini el ve ayaktan düştükten sonra yaklaşık 15 yıldır bebek gibi bakan, elleriyle besleyen, banyosunu yaptıran, yaralarına merhem olan merhamet, sevgi, saygı ve sabır abidesi bir portre.
Kanserden kaybettiğim eşimin hizmetini görürken onun annesine olan hizmetlerini, vefasını, sevgisini, merhametini ve sabrını örnek aldığım yegâne insan. O da hiç evlenmeyerek hayatını, sağlığını ve tüm mesaisini anne hizmetine adayan bir muhteşem şahsiyet.
Anne ve babalarını sözüm ona huzurevlerine (!) yerleştiren, kapıya koyan, hakaret eden, öven, söven yine sözüm ona insanları (!) gördükçe yukarıda kısaca bahsettiğim bu güzel isimlerden şehrimizde ve ülkemizde neden daha çok yok diye hayıflanmadan da geçemeyeceğim.
Hele günahsız ve savunmasız eşini odunla döverek öldürenleri gördükçe bu güzel iki insanın kıymeti daha net anlaşılıyor. Bu güzel insanların sizlerin de adına anne ve babalarına hizmet ettikleri el ve ayaklarının altlarından öpüyorum.
Efendimizin (SAV) “Cennet ayakları altındadır” diye buyurduğu o dünyaya gelme vesilemiz olan annelerimize hizmette ne olur kusur etmeyelim. Yaşlarını aldıklarında çocuk gibi olduklarından dolayı sabredelim, öf dahi demeyelim ve Cennet’i kazanmaya müşteri olalım ne olur.
Böylesi hizmetin ve vefanın zirve olduğu biri abim, diğeri ablam iki güzel portreyi onlara danışmadan almama inşallah kızmalar ümidiyle ikisine de gerçek altın kalpli oldukları için sonsuz şükranlarımı sunuyorum.