Gümüşhane
Parçalı az bulutlu
19°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,4649 %0.04
53,1385 %-0.33
6.238,29 % 0,53

Kırık Kalplerin Mevsimleri: İnsan Ne Zaman Kendine Döner?

YAYINLAMA:

Bazı insanların yüzünde görünmeyen mevsimler yaşanır. Dışarıdan bakıldığında güneş açmış olabilir, sokaklarda insanlar gülerek yürüyebilir, kuşlar baharın gelişini haber verebilir. Fakat bazı kalplerin içinde uzun bir kış hüküm sürer. Çünkü insanın yaşadığı her kırgınlık, her hayal kırıklığı, her kayıp; ruhun görünmeyen köşelerinde bir iz bırakır. Kalbi kırılmış insan bazen konuşmaz. Çünkü anlatacak çok şeyi vardır ama hangi kelimeyle başlayacağını bilemez. Bazen kalabalıkların içinde yalnız hisseder. Bazen de yalnız kalmayı seçer; çünkü kendi içindeki gürültüyü ancak sessizlikte duyabilir. Fakat insanın en büyük yanılgılarından biri şudur: Kalbin kırılması, hayatın bittiği anlamına gelmez. Kış nasıl sonsuza kadar sürmüyorsa, insanın içindeki ağır günler de hep aynı yerde kalmaz.

Kırılmış Bir Kalbin Yapabildikleri

Kalbi kırılmış insan önce durabilir. Evet, sadece durabilir. Her zaman güçlü görünmek, her zaman gülümsemek zorunda değildir. Bazen bir ağacın kışın yapraklarını dökmesi gibi insan da kendinden fazlalıkları bırakır. Çünkü bazı dönemler büyümek değil, iyileşmek zamanıdır.

Bir insan üzgünken:

Sessiz kalabilir. Her sessizlik ilgisizlik değildir. Bazı sessizlikler, insanın kendi yaralarını anlamaya çalıştığı anlardır.

Ağlayabilir. Gözyaşı bazen güçsüzlük değil, kalbin taşıdığı yükün dışarı çıkma biçimidir. Yağmur nasıl toprağı temizliyorsa, bazen insanın gözyaşı da içindeki ağırlığı azaltır.

Yalnız kalmayı seçebilir. Ama yalnızlıkla dünyadan tamamen kopmak arasında fark vardır. Bir insan kendini dinlemek için bir süre geri çekilebilir. Sabah yürüyüşüne çıkabilir, bir kahve eşliğinde düşüncelerini toparlayabilir, bir kitabın sayfalarında kendine başka bir pencere açabilir.

Geçmişini düşünebilir. Çünkü insan yaşadıklarından kaçarak değil, onları anlamlandırarak yoluna devam eder. Eski bir fotoğrafa bakmak, eski bir şarkıyı dinlemek, geçmişte kalan bir anıyı hatırlamak bazen iyileşmenin bir parçasıdır.

Doğaya sığınabilir. Bahar geldiğinde çiçek açan dallar insana bir şeyi hatırlatır: Hiçbir ağaç kış boyunca çiçek açmadığı için suçlanmaz. İnsan da zor zamanlarından dolayı kendini sürekli yargılamak zorunda değildir.

Deniz kıyısında yürüyen biri dalgaları izlerken kendi içindeki karmaşayı fark edebilir. Sonbaharda dökülen yapraklar, bazı şeylerin bırakılması gerektiğini anlatabilir. Yaz güneşi, insanın yeniden enerji bulabileceği günlerin geleceğini hatırlatabilir.

Kırılmış Bir Kalbin Yapmaması Gerekenler

Fakat kırgınlık, insanın kendine karşı acımasız olmasına dönüşmemelidir.

Kalbi yaralı bir insan: Kendisini tamamen suçlamamalıdır. Her ayrılıkta, her kayıpta, her hayal kırıklığında bütün yükü kendi omuzlarına almak insanı daha da yorabilir. Hayat iki kişinin, bazen birçok kişinin kesişen hikâyesidir.

Kendini değersiz görmemelidir. Birinin sizi anlamaması, sizin anlaşılmaz olduğunuz anlamına gelmez. Bir çiçek kışın açmadığında kimse ona “değersiz” demez. Sadece zamanı değildir. Herkesten uzaklaşmayı çözüm sanmamalıdır. Bazı insanlar kırıldığında kapılarını tamamen kapatır. Fakat insan insana iyi gelen bir varlıktır. Bazen bir dostun “nasılsın?” sorusu, uzun bir konuşmadan daha fazla iyileştirir.

Geçmişte yaşamamalıdır. Geçmiş bir öğretmendir ama sürekli yaşanacak bir ev değildir. Eski acıları tekrar tekrar düşünmek, kapanmaya çalışan yarayı yeniden kanatabilir.

Kendisini başkalarıyla kıyaslamamalıdır. Sosyal hayatta herkesin görünen bir yüzü vardır. İnsanlar bazen en büyük mücadelelerini, en güzel fotoğraflarının arkasında yaşar.

 

İnsanlarla İlişkisi Nasıl Olur?

Kalbi kırılan insan bazen insanların sesini duymak istemez. Çünkü kırıldığı yer genellikle insanlardan gelir. Fakat yine insanlardan aldığı küçük iyiliklerle iyileşir. Bir yabancının kapıyı tutması, bir arkadaşın mesaj atması, bir çocuğun samimi gülüşü, bir yaşlının “evladım” diye seslenmesi… Hayat bazen büyük mucizelerle değil, küçük temaslarla onarılır. İnsan, kendisine kötü davranan herkes yüzünden bütün dünyaya küserse, hayatın güzelliklerini de dışarıda bırakır. Çünkü dünyada hâlâ iyi insanlar vardır.

Sadece bazen onları görebilecek kadar sakinleşmek gerekir.

Mevsimler İnsan Gibidir Kış bize sabrı öğretir. Her şeyin yavaşladığı, toprağın dinlendiği zamandır. İnsan da bazen kış yaşar. İçine kapanır, düşünür, yorulur. İlkbahar yeniden başlamayı öğretir. Ağaçların tekrar yeşermesi, insanın da yeniden umut bulabileceğini anlatır. Yaz, yaşamın sıcak tarafıdır. Kahkahalar, sohbetler, açık gökyüzü… İnsan bazen uzun bir kıştan sonra güneşe çıkmayı yeniden öğrenir. Sonbahar ise bırakmayı öğretir. Her yaprak düşüş bir kayıp gibi görünür ama aslında yeni bir dönemin hazırlığıdır. İnsan da böyledir. Bazı şeyler gider ki bazı şeylere yer açılsın.

Kırık Kalpler de Yol Bulur

Kalbi kırılmış insanın en büyük görevi hemen eski haline dönmek değildir. Bazen insanın yeni bir hâle ulaşması gerekir. Çünkü bazı kırıklar insanı daha hassas, daha anlayışlı, daha derin yapar. Bir zamanlar başkasının acısını anlamayan insan, kendi acısından sonra başkalarının sessiz çığlıklarını duyabilir.

Belki de hayatın en büyük sırrı şudur: Bir ağaç her kış yapraklarını kaybeder ama bahar geldiğinde yeniden yeşerir. İnsan da kaybettiği şeylerle değil, yeniden ayağa kalkmayı seçtiği anlarla hatırlanır.

İşte bütün bunlar olunca mı insan kendine döner;

İnsan aslında kaybettiği anda değil, kendini yeniden dinlemeye başladığı anda kendine döner. Bazen hayatın içinde öyle zamanlar vardır ki insan kendi sesini duyamaz. Başkalarının beklentileri, yaşanan kırgınlıklar, söylenmemiş sözler, yarım kalmış hayaller ve içe atılmış acılar arasında kendi varlığını unutur. Kalbi kırılan insan çoğu zaman sadece bir kişiden, bir olaydan ya da bir hayalden uzaklaşmaz; bazen kendisinden de uzaklaşır. Fakat insanın içinde, en karanlık kış günlerinde bile baharı bekleyen sessiz bir taraf vardır. Bir gün sabah uyandığında pencereden dışarı bakar ve uzun zamandır fark etmediği gökyüzünü görür. Belki aynı sokak, aynı evler, aynı ağaçlardır ama insanın bakışı değişmiştir. İşte o an, insanın kendine dönüşünün küçük bir işaretidir. İnsan kendine; artık geçmişte yaşananları sürekli sorgulamak yerine onlardan ders çıkardığında döner. Çünkü bazı yaralar kapanmak için unutulmayı değil, anlaşılmayı bekler. Bir sonbahar yaprağı gibi geçmişten düşen bazı şeyler vardır. İnsan onları elinde tutmaya çalıştıkça yorulur. Fakat yere düşen bir yaprak, ağacın bittiği anlamına gelmez. Aksine ağaç, yeni bir bahar için kendini hazırlar. İnsan kendine; herkese kendini anlatmak zorunda olmadığını kabul ettiğinde döner. Çünkü bazen en büyük yorgunluk, anlaşılmak için verilen mücadeleden gelir. İnsan herkesin kalbine ulaşamaz. Bazıları sizi görmez, bazıları değerinizin farkına varmaz. Fakat bir çiçek, onu görmeyen biri yüzünden kokusunu kaybetmez. Deniz, kıyısında kimse yürümedi diye dalgalarını durdurmaz. İnsan kendine; kendi değerini başkalarının davranışlarıyla ölçmeyi bıraktığında döner. Kışın ortasında bir ağaç sessizdir. Dalları boş görünür. Uzaktan bakan biri, o ağacın yaşamını kaybettiğini düşünebilir. Oysa toprağın altında görünmeyen bir hazırlık vardır. İnsan da böyledir. Bazen dışarıdan sessiz, uzak ve kırgın görünür ama içinde yeniden güç topladığı bir dönem yaşar.

İnsan kendine; yeniden küçük şeylerden mutluluk duyabildiğinde döner. Bir fincan çayın sıcaklığında, bir dostun samimi cümlesinde, çocukların kahkahasında, yağmur sonrası toprağın kokusunda, deniz kenarında yapılan kısa bir yürüyüşte… Hayat bazen büyük cevaplarla değil, küçük güzelliklerle insanı yeniden kendine çağırır. İnsan kendine; acısını bir kimlik olmaktan çıkardığında döner. Çünkü insan yaşadığı kırgınlık değildir. Yaşadığı kayıp değildir. Yaşadığı hayal kırıklığı değildir. Bunlar hayat yolunun duraklarıdır, insanın tamamı değil.Bir insan uzun süre kış yaşayabilir. Ama hiçbir mevsim kendinden önce geleni sonsuza kadar taşımaz. Bahar geldiğinde ağaçlar geçmiş kışlarını anlatmaz; sadece yeniden çiçek açar.

Belki de insanın kendine dönüşü tam olarak burada başlar: Kendine kızmayı bıraktığında, kendini dinlemeye başladığında, geçmişin kapısını kapatıp geleceğin penceresini açtığında… Çünkü insan bazen kaybettiği yerde değil, yeniden umut etmeye başladığı yerde kendini bulur.

Ve en sonunda anlar ki; Kalbi kırılmış olabilir, yolları yorulmuş olabilir, bazı insanlar hayatından çıkmış olabilir… Ama içinde hâlâ bir bahar saklıdır.

İnsan, o baharın geldiğini fark ettiği gün kendine döner.

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız