Gümüşhane
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26
Gündüz Kuşağı Programları Kaldırılmalı mı?

Gündüz Kuşağı Programları Kaldırılmalı mı?

YAYINLAMA:

Kıymetli okurlar,
Son günlerde gündemde sıkça tartışılan bir konu var: Gündüz kuşağı kadın programları kaldırılmalı mı?

Bir kesim, bu programların aile yapısını olumsuz etkilediğini, şiddet, ihanet, taciz ve kavga gibi görüntülerin sıradanlaştırıldığını savunuyor. Diğer kesim ise bu programlar sayesinde yıllarca gizli kalmış cinayetlerin, tacizlerin, kayıpların ve aile içindeki sorunların ortaya çıkarıldığını söylüyor.

Aslında iki tarafın da haklı olduğu noktalar var.

Çünkü mesele sadece televizyon programı meselesi değil; gerçeği ortaya çıkarmakla, insanın acısını reyting malzemesine dönüştürmek arasındaki çizgiyi bulabilme meselesi.

Bir mağdurun sesini duyurmak elbette önemlidir. Bir kayıp insanın bulunmasına yardımcı olmak, yıllarca saklanan bir suçun ortaya çıkmasını sağlamak da kamu yararı taşıyabilir.

Fakat bir insanın özel hayatını milyonların önünde tartışmaya açmak, ailesini karşı karşıya getirmek veya henüz kanıtlanmamış iddiaları günlerce ekranda konuşmak başka bir şeydir.

Televizyon mahkeme salonu değildir.

Bir iddia, kanıtlanana kadar iddiadır. Bir insan hakkında ekranda oluşturulan kanaat de mahkeme kararı değildir.

Öte yandan, çocukların ve gençlerin saatlerce şiddet, kavga, ihanet ve ağır aile tartışmalarına maruz kalmasının etkileri de göz ardı edilemez. Televizyon, toplumun aynası olduğu kadar toplumu etkileyen güçlü bir araçtır.

Bu nedenle çözüm, bütün programları kaldırmak değil; daha güçlü denetim ve daha net sınırlar koymak olmalıdır.

Kamu yararı ile reyting arasındaki fark korunmalı, mağdurun acısı eğlenceye dönüştürülmemeli, özel hayatın gizliliğine ve masumiyetine saygı gösterilmelidir.

Çünkü bir insanın hayatı, başka insanların öğle eğlencesi değildir.

Belki de kaldırılması gereken programlar değil, sınırların net bir şekilde belirlenmesidir.

Televizyonda gördüğümüz kötülüklerden rahatsız olup ekranı kapatmak kolaydır. Asıl zor olan ise o kötülükleri ortaya çıkarırken insan onurunu koruyabilmektir.

Mesele ekranı karartmak değil, ekranın sınırlarını yeniden çizmektir.
Saygılarımla. 

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız