154 ŞEHİT ÖĞRETMENİN EMANETİ
“ÇERÇEVE YASA GÖLGESİNDE TERÖRSÜZ TÜRKİYE”
- Silah sesleri altında geçen 10 yılın tanıklığı: Üç şehit öğretmenin na’şını omuzlayan bir eğitimcinin, bugün Türkiye'nin önündeki yeni döneme dair duası.-
1988-1998... Tunceli, Siirt, Bingöl ve Ağrı.
On yıl terörün gölgesinde görev, 154 şehit öğretmen ve omuzlarda taşınan üç aziz naaş...
Ben bu meseleyi uzaktan seyredenlerden değilim.
1988-1998 yılları arasında, tam on yıl; Tunceli, Siirt, Bingöl ve Ağrı'da İl Millî Eğitim Müdürü olarak, terörün en ağır yaşandığı günlerde görev yaptım.
Silah seslerinin arasında okullarımızı açık tutmaya, öğretmenlerimizi görevlerinin başında bulundurmaya , en önemlisi Türk Bayrağını gönderinde asılı tutmaya çalıştık. Her an kör bir kurşuna hedef olma ihtimalini bilerek görev yaptık. Çünkü devletin zor günlerinde görev yerini terk etmeyi değil, devletin yanında durmayı görev bildik.
O yılların acısını anlatmaya bazen kelimeler yetmez.
Tam 154 öğretmenimiz PKK terörünün kurbanı oldu.
Onlar yalnızca öğretmen değildi. Bu ülkenin çocuklarına ışık götüren, geleceği inşa eden insanlardı. Ben de o yıllarda üç şehit öğretmenimizin aziz naaşını omuzladım.
O tabutların ağırlığını bugün bile yüreğimde taşıyorum.
İşte bugün Türkiye'nin önünde duran Çerçeve Yasa'ya da bu hatıraların penceresinden bakıyorum.
Çünkü bu yasa benim için yalnızca Meclis'te görüşülen maddelerden ibaret değildir.
Ben o maddelerin arkasındaki insan acısını biliyorum.
Bir öğretmenin okuluna giderken duyduğu endişeyi, bir annenin evladını beklerken yaşadığı korkuyu, bir güvenlik görevlimizin her an ölümle burun buruna görev yaptığını biliyorum.
Bu nedenle Çerçeve Yasa'nın en büyük imtihanı, kâğıt üzerinde değil, sahada vereceği sonuçtur.
Benim için “Terörsüz Türkiye” bir siyasi slogan değildir
28 Haziran 2025 tarihli “Terörsüz Türkiye”, 11 Temmuz 2025 tarihli “Terörsüz Türkiye m.? EVET” başlıklı yazılarımda da aynı düşünceyi dile getirmiştim:
Türkiye terörden kurtulmalıdır.
Bugün Çerçeve Yasa ile bu hedefin yeni bir aşamasına gelmiş bulunuyoruz.
Elbette beklentimiz açıktır:
Terör gerçekten sona ersin, silahlar gerçekten sussun ve devletimiz bu süreci hukuk içinde, kararlılıkla ve milletimizin vicdanını gözeterek yürütsün.
Çünkü benim gibi terörün en ağır yıllarını yaşamış insanların istediği şey, geçmişin acılarının yeniden yaşanmamasıdır.
Kanunun gerçek karşılığı sahada görülecektir
Çerçeve Yasa'nın değeri, ancak uygulamadaki olumlu sonuçlarıyla ortaya çıkacaktır.
Biz artık yeni acılar istemiyoruz.
Bir anne evladının yolunu korkmadan beklesin.
Bir öğretmen okuluna giderken “Acaba bugün eve dönebilecek miyim?” diye düşünmesin.
Mehmetçiğimiz, polisimiz ve güvenlik güçlerimiz vatan görevi sırasında terörün hedefi olmasın.
Çocuklarımız silah sesleri yerine okul zilini duyarak büyüsün.
İşte terörsüz Türkiye'nin gerçek anlamı budur.
Barış, şehitleri unutmak değil; şehitleri çoğaltmamaktır
Barış, şehitleri unutmak değildir.
Tam tersine, şehitleri çoğaltmamak ve onların uğruna can verdikleri vatanı daha güvenli hâle getirmektir.
Bu süreçte devletin güvenliği, hukukun üstünlüğü ve milletin vicdanı aynı anda korunmalıdır. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve terör mağdurlarının hakkı hiçbir şekilde göz ardı edilmemelidir.
Ben on yıl terör bölgesinde görev yaptım.
Bugün geriye baktığımda tek bir dileğim var:
O yıllarda yaşadığımız acılar tarihimizde kalsın; çocuklarımız o acıları yalnızca kitaplardan okusun.
Çerçeve Yasa'nın uygulamadaki olumlu sonuçlarını görelim. Terörün gerçekten sona erdiğine şahit olalım. Türkiye, huzur içinde ve güven içinde geleceğe yürüsün.
Ve dileğim o dur ki:
Bir daha hiçbir öğretmenin na’şını omuzlamak zorunda kalmayalım.
Bir daha hiçbir anne evladının tabutuna sarılmasın.
Bir daha hiçbir Mehmetçik, polisimiz, öğretmenimiz ve vatandaşımız terörün kurbanı olmasın.
Çünkü bizim istediğimiz kavga değil huzur,
Ayrışma değil birlik,Korku değil güven.Ve en önemlisi:
Şehitlerimizin hatırasına layık, hukuku güçlü, devleti güçlü, terörsüz ve güçlü bir Türkiye'dir.
Yusuf SADIK, Eğitimci, Yazar, Gazeteci