Gümüşhane
Parçalı az bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,4966 %0.01
53,3244 %0.02
6.262,98 % 0,01
AVRUPA TÜRKLERİ

AVRUPA TÜRKLERİ

YAYINLAMA:

Son zamanlarda yazar arkadaşımız Veyis Güngör Avrupa Türkleri konusunda yazılar yazdı. Ben de bu yazıları okudum ve etkilendim. Teşekkürler sevgili Veyis Güngör. Ben de bu konuya bir katkı ve çözüm sunmak için bu satırları yazmaya başladım.

Bizler Avrupa Türkleri olarak 60 yıldan fazla bir süredir Avrupa’dayız. Avrupa ekonomilerine ve toplumlarına katkıda bulunduk, bulunmaya da devam ediyoruz. Çünkü atalarımızın bize vasiyeti “Vatan doğduğun yer değil, doyduğun yerdir.” Kaldı ki biz hem doğduğumuz anavatanımız Türkiye’ye hem de doyduğumuz baba vatanımız Avrupa ülkelerine sahip çıkıyoruz.

Bugün Avrupa ülkelerinde 7 milyona yakın Türk vatandaşı yaşamaktadır. Bu sayı Almanya’da 4 milyon, Hollanda’da ise 700 bini bulmaktadır.

Avrupa Türklerinin elbette bir misyonu ve vizyonu vardır.

Misyon; bugünkü durumumuzu hedeflerimizi ifade eder.

Vizyon ise gelecek hedeflerimiz nelerdir? Bizler bu hedeflere nasıl ulaşacağızdır?

Bizim misyonumuz ve vizyonumuz bellidir. Bizler artık Avrupa Türkleriyiz. Avrupa yerli halklarıyla birlikte eşit haklara sahip olarak yaşamak istiyoruz. Bunun için de bizlere lazım olan iki önemli temel konuyu sizlerle paylaşmak isterim. Bunlar: 1) Anadili ve Kültürü Eğitimi, 2) Çifte vatandaşlık. 

ANADİLİ VE KÜLTÜRÜ EĞİTİMİ

Önce şöyle bir soru ile konuya giriş yapalım. 

Türk kimdir? Tek kelimeyle TÜRK: TÜRKÇE KONUŞANDIR. Öyleyse Avrupa Türklerini yaşatmamızın birinci koşulu anadilimiz, resmi ve ortak dilimiz Türkçeyi bundan sonraki kuşaklara da öğretmeliyiz. Peki, bunu nasıl yapacağız? Çünkü örneğin Hollanda’da 2004 yılında okullardan Anadili Dersleri yani Türkçe kaldırıldı. Onun için şu anda üçüncü ve dördünce nesilde giderek Türkçenin bir erime ve kayıp sürecine girdiğini görüyoruz. Oysa dili olmayanın ne dini ne de ili olur. Türkçe anadilimiz aynen bir nehir gibi bizim dinimizi, kültürümüzü, tarihimizi, gelenek ve göreneklerimizi kuşaktan kuşağa taşıyan çok önemli bir zenginliktir. Bu Türkçe bilmeyen yavrularımız yaz tatilinde Türkiye’de büyük zorluklar çekiyorlar. Çünkü Türkçe konuşup Türkçe anlamıyorlar. 

Avrupalı Türk olmanın demek ki birinci koşulu Türkçe anadilimizi koruyup geliştirerek okullarda gelecek kuşaklarımıza öğretmeliyiz. 

ANADİLİ EĞİTİMİ

Hepimizin bildiği bir gerçek vardır. O da “Haklar verilmez alınır.”

Bu konuda tam 22 yıldır sürdürdüğüm bir mücadele vardır. O mücadele de şudur. Avrupa Konseyi 1995 tarihinde ULUSAL AZINLIKLARI KORUMAYA DAİR SÖZLEŞME’Yİ kabul etti. Böylece Avrupa ülkelerindeki azınlıklara anadillerinde eğitim verilmeye başlandı. Örneğin o güne kadar Hollandalı azınlık olarak tanınan Frizyalılara anadili eğitimi verilmiyordu. Ancak bu Sözleşmenin kabulünden sonra onlara Hollanda okullarında anadili hem de mecbur olarak verilmeye başlandı.

Hollanda’da 662 bin Frizyalı yaşıyor. Buna karşılık Türklerin sayısı ise 700 bine yaklaşmaktadır.

Hollanda’nın “de Volkskrant” gazetesinde 23 Şubat 2026 tarihinde bu konu ile ilgili şu satırları okuyoruz: “Friesland'daki okullar, öğrencilere Frizce dilini ve kültürünü öğretmek zorundadır; isteğe bağlılık ortadan kalkmaktadır.”

Aynı uygulamanın Türkler ve Faslılara da uygulanmasını talep etmek bizlerin en doğal hakkıdır. Kaldı ki böylece İslamofobi de gündemden çıkartılacaktır. Çünkü bu Sözleşmenin 5. maddesi azınlıkların dil, din ve kültür değerlerinin korunmasını ve öğretilmesini savunuyor. 

Ben de bu örnekten yola çıkarak 22 Haziran 2021 tarihinde bu konuda iki dilde Türkçe ve Hollandaca bir dilekçe hazırlayarak bütün STK’larımıza gönderdim. Şu öneride bulundum. Hep birlikte bir araya gelelim. Bu dilekçeleri okuyup imzalayalım ve Hollanda’daki siyasi partilere ve hükümete takdim edelim. Bu konuyla kimse ilgilenmedi. Bir tek duayen gazeteci abimiz İlhan Karaçay ilgilendi. Ve İlhan Karaçay, bu iki dilde yazılmış dilekçeleri Avrupa’daki bütün Türk STK’larına gönderdi. Kendisine buradan candan teşekkür ediyorum. Çünkü O yılların gazetecisi olduğu için onun iletişim ağı çok büyük ve çok geniş. Ancak oradan da bir ses gelmedi. Ben bu konuyu dönemin Başbakanı Wim KOK’a da sundum. Wim KOK, bu öneriyi hükümete kabul ettirdi. Ancak Meclisten geçmedi.

Bu demek ki sorun hala çözülmedi, çözüm bekliyor. Bunun için de bizlerin “Haklar verilmez alınır” ilkesinden hareketle geleceğimiz, göz bebeğimiz çocuklarımıza onların Türkçe eğitimine sahip çıkmalıyız. Bunun için de bizlerin de bu SÖZLEŞME kapsamına alınmamızı Hükümetten talep etmeliyiz. Sonra son pişmanlık para etmiyor.

ÇİFTE VATANDAŞLIK

İkinci önemli konu ise çifte vatandaşlıktır. Biz Avrupa Türkleri içinde yaşadığımız ülkelerin vatandaşlarıyla eşit haklar, seçme ve seçilme hakkına kavuşmak için çifte vatandaş olmalıyız.

Aksi halde özellikle aşırı sağcılar, bizleri yabancılar, göçmenler diyerek dışlamaya çalışıyorlar. Oysa çifte vatandaş oldumu biz de o ülkelerin vatandaşlarıyla aynı eşit haklara sahip oluyoruz.

Bunun da yolu çok kolay ve basit bir yoldur. Ben SİOT Vakfı başkanı olarak TBMM Başkanlığına T.C. vatandaşlığından çıkmayı zorlaştırmaları için bir yasa önerisinde bulundum. Bu önerimin Anayasa Komisyonunda kabul edildiğini ancak hala Meclisin gündemine gelmediğini sonradan öğrendim. Oysa Hollanda’da Faslılar ve Yunanlılar çok kolayca çifte vatandaş oluyorlar. Neden? Çünkü onların anayasalarında vatandaşlıktan çıkmak yoktur. Bunun için de Hollanda onlara kolayca çifte vatandaşlık hakkını veriyor. Bizim de bu yolu kazanmamız gerekiyor. Kaldı ki Hollanda’da çifte vatandaşlık konusunda ben daha yıllar önce işin başındaydım. Hiç unutmuyorum. 10 Mayıs 1990 tarihinde Yabancıların Danışma Konseyi LAO toplantısında dönemin Adalet Bakanı ile bir toplantı yaptık. Ben o zaman Türkler için Danışma Kurulu (İOT) genel sekreteriydim. Orada yaptığım konuşmada Türklere de çifte vatandaşlık hakkının verilmesini Bakandan rica ettim. Bakan da orada söz verdi. Bir yasa önerisi hazırlayarak Meclise sundular. Ancak bu yasa önerisi Hollanda Meclisinden geçti. Fakat Senato onaylamadığı için kabul edilmedi. 

Ama Türkiye yolu hala açık duruyor. Bu konuyu da ancak TBMM çözer. Tabii ki biz istersek çözer. Bu iki konuda bütün sivil toplum kuruluşlarını göreve davet ediyorum.

Bekir CEBECİ

Rotterdam, 23 Haziran 2026

e-mail: [email protected]

 

 

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız