KAPALI KAPILAR ŞEHRİ
Gümüşhane yıllardır göç veriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre nüfusu sürekli gerileyen, gençlerini büyük şehirlere kaptıran, ekonomik göstergelerde ülke ortalamalarının gerisinde kalan bir şehirden söz ediyoruz.
Böyle şehirlerde kalkınmanın yolu yeni fırsatlar oluşturmaktan geçer. Gümüşhane açısından bu fırsatların başında ise turizm gelir.
Çünkü doğanın, tarihin ve kültürün cömert davrandığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Karaca Mağarası’ndan Zigana’ya, Süleymaniye Mahallesi’nden İmera Manastırı’na, Santa Harabeleri’nden Tomara Şelalesi’ne kadar birçok şehirde bulunmayan değerlere sahibiz.
Ancak ne yazık ki yıllardır “turizm şehri olacağız” denilen Gümüşhane’de bugün yaşanan tablo tam tersini söylüyor.
Turizm sezonu açıldı.
Okullar kapandı.
Gurbetçiler memleketlerine dönmeye başladı.
Ama Gümüşhane’nin en önemli turizm destinasyonlarının önemli bir kısmı kapalı.
Karaca Mağarası kapalı.
Çağlayandibi Şelalesi kapalı.
Canca Kalesi kapalı.
İmera Manastırı kapalı.
Süleymaniye’deki tesislerin önemli bölümü kapalı.
Zigana’daki konaklama tesisleri yıllardır hizmet veremiyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Turist gelecek de nereyi gezecek?
Nerede konaklayacak?
Şehrin ekonomisine nasıl katkı sağlayacak?
Elbette güvenlik önemlidir.
Elbette restorasyon yapılmalıdır.
Elbette tarihi eserler korunmalıdır.
Kimse kaya düşme riskine rağmen insanların tehlikeye atılmasını istemez.
Ancak burada eleştirilmesi gereken şey güvenlik önlemleri değil, sorunların çözülememe hızıdır.
Bir çalışma aylarca, yıllarca sürüyorsa…
Bir tesis küçük eksiklikler nedeniyle sezonlar boyunca kapalı kalıyorsa…
Bir yatırım bürokratik süreçlerin arasında kayboluyorsa…
Ortada artık teknik değil, yönetsel bir sorun var demektir.
Üstelik mesele yalnızca turizm de değildir.
Gümüşhane’nin ekonomik hafızasında önemli bir yere sahip olan Gümüşsu Fabrikası da kapalı ve satılmak isteniyor.
Bir zamanlar onlarca kişiye istihdam sağlayan, şehir ekonomisine katkı sunan, Gümüşhane’nin markalarından biri olan fabrika bugün üretimden uzaktır.
Turizm tesisleri kapalı…
Üretim tesisleri kapalı…
Yatırımlar yarım…
Projeler beklemede…
Aslında karşımızdaki tablo tek tek kurumların veya projelerin hikâyesi değildir.
Bu tablo, Gümüşhane’nin yıllardır çözemediği kalkınma sorununun özetidir.
Göçün temel nedeni de budur.
İnsanlar doğdukları toprakları sevdikleri halde terk ediyorlar. Çünkü şehirler sadece manzaralarıyla değil, sundukları fırsatlarla yaşanabilir olur.
Bir şehirde iş alanları daralıyorsa, turizm gelirleri artırılamıyorsa, yatırımlar sonuçlandırılamıyorsa, gençlerin başka şehirlerde gelecek aramasına şaşırmamak gerekir.
Daha da düşündürücü olan ise Gümüşhane’nin aslında yoksul bir şehir olmamasıdır.
Yer altı kaynakları var.
Turizm potansiyeli var.
Tarihi mirası var.
Doğal güzellikleri var.
Üniversitesi var.
Stratejik ulaşım koridorları üzerinde bulunuyor.
Yani sorun kaynak eksikliği değil.
Sorun, mevcut kaynakların ekonomik değere dönüştürülememesidir.
Bugün Karaca Mağarası’nın kapalı olması da, Zigana’daki tesislerin yıllardır açılamaması da, Gümüşsu Fabrikası’nın sessizliği de aynı gerçeğe işaret ediyor:
Gümüşhane sahip olduğu potansiyeli harekete geçirmekte zorlanıyor.
Her kapanan tesis, kaybedilen bir yatırım demektir.
Her geciken proje, kaçırılan bir istihdam fırsatı demektir.
Her kilitli kapı, başka bir şehre gitmek zorunda kalan bir genç demektir.
Bu nedenle mesele yalnızca turizm sezonunda birkaç destinasyonun kapalı olması değildir.
Mesele, Gümüşhane’nin geleceğidir.
Şehir artık yeni sloganlardan çok sonuç görmek istiyor.
Yeni vaatlerden çok açılan kapılar görmek istiyor.
Çünkü Gümüşhane’nin problemi kapalı bir mağara, kapalı bir kale veya kapalı bir otelden ibaret değildir.
Asıl problem, kalkınmaya açılması gereken kapıların bir türlü açılamamasıdır…
23.06.2026 Av. Ali Haydar DERELİ