Kavalın Sesi ve Yolun Sonu
Sümerlere ait özlü bir söz şöyle demektedir:
"Kavalın sesine uyanıp yaylaya gideceğini sanan koyunlar, mezbahaya gittiklerini hiçbir zaman öğrenemediler."
Bazı sözler vardır; yüzyılları aşar, her döneme yeniden seslenir. Çünkü insan değişse de, insanın zaafları pek değişmez.
İlk bakışta bu sözün koyunları küçümsediği düşünülebilir. Oysa mesele koyun değildir.
Koyun; sadakatiyle, düzeniyle, uyumuyla ve insana sunduğu nimetlerle değerli bir canlıdır. Eleştirilen, onun tabiatı değil; insanın bazen düşünmeden, sorgulamadan ve sadece başkalarını takip ederek karar vermesidir.
Kaval ise burada bir müzik aleti olmanın çok ötesindedir.
Kaval; çağrıdır…
Kimi zaman etkileyici bir konuşmadır.
Kimi zaman parlak bir vaat…
Kimi zaman sosyal medyada oluşturulan bir algı…
Kimi zaman da kalabalıkların coşkusudur.
İnsan, kulağına hoş gelen sese kapılabilir. Fakat akıl sahibi insan, sesin güzelliğine değil, yolun nereye çıktığına bakar.
Ne yazık ki çağımızın en büyük problemlerinden biri, düşünerek karar vermek yerine kalabalığa bakarak karar vermektir.
Bir fikrin çok konuşulması, onun doğru olduğunu göstermez.
Bir düşüncenin milyonlar tarafından paylaşılması, haklılığını ispat etmez.
Bir meydanın dolu olması, bir tribünün coşması ya da bir sloganın dillerden düşmemesi, gerçeğin ölçüsü olamaz.
Çünkü çoğunluk, her zaman haklı değildir.Örneğin: Galile “dünya Dönüyor” dedi. Çoğunluk “dönmüyor” diyerek Galleo’ yu astılar.
Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.
Dün doğru diye alkışlanan nice düşünceler bugün unutulmuş; dün yalnız kalan nice insanlar ise zamanın haklı çıkardığı isimler olmuştur. Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey gibi. (Tehcirde devletin kanununu uygulayan Kemal Bey dar ağacını boylar ama heykeli bugün Beyoğlu’ndadır).
İnsanlık, çoğu zaman kalabalıkların değil; gerçeğin peşinden gidenlerin sayesinde ilerlemiştir.
Hayatın her alanında aynı gerçeği görürüz.
Siyasette…Ticarette…Sosyal hayatta…Sporda…Hatta aile içinde bile…
İnsanlar bazen sonunu düşünmeden, sadece başkaları öyle yaptığı için aynı yolu seçerler.
Oysa akıl, başkalarının attığı adıma değil; atılacak adımın sonucuna bakar.
Karar vermeden önce sorulması gereken soru şudur:
"Bu yol beni nereye götürecek?"
İşte bütün mesele bu soruyu sormaktır.
Çünkü insanı yanıltan şey, duyduğu ses değildir.
İnsan, o sesi sorgulamadan doğru kabul ettiğinde yanılır.
Kalabalıklar alkışlayabilir.
Meydanlar coşabilir.
Sloganlar dillerden düşmeyebilir.
Ama hakikat, ne alkışla büyür ne de sessizlikle küçülür.
Hakikat, olduğu gibidir.
Bu yüzden düşünen insan; kulağıyla duyduğunu aklıyla tartar, vicdanıyla değerlendirir ve sonucunu hesap ederek karar verir.
İşte gerçek özgürlük de burada başlar.
Sürünün içinde yürümek kolaydır.
Zor olan, yürüdüğün yolun doğru olup olmadığını sorgulayabilmektir.
Hayatta her çağrıyı dinleyebilirsiniz; fakat hiçbir çağrıyı, sizi nereye götüreceğini sorgulamadan takip etmeyin. Çünkü insanı felakete götüren, kavalın sesi değil; aklını susturmasıdır.
Yusuf SADIK, Eğitimci, Yazar, Gazeteci, GGC Onursal Başkanı
Not: Yazılarımız beğenilsin diye değil, okunsun diye yazılmaktadır