TRABZONSPOR’UN KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞUŞU
Bazı sevdalar vardır; zaman geçse de eskimez, yıllar geçse de gönülden silinmez.
Trabzonspor sevgisi de işte böyle bir sevda…
Yıllar önce yaşadığımız o büyük şampiyonluğu hatırlıyorum. Trabzon, adeta tek yürek olmuştu. Sokaklar insan seline dönmüş, binlerce, hatta yüz binlerce insan şampiyonluk coşkusunu paylaşmıştı. Demet Akalın’ın şarkıları eşliğinde yaşanan o görkemli kutlamalar yalnızca Trabzon’da değil, Türkiye’de ve dünyada da yankı bulmuştu.
UEFA ve FIFA başta olmak üzere dünya futbolunun önemli kuruluşları ve televizyonları, Trabzon’daki o büyük şöleni ekranlarına taşımıştı.
Ve en güzeli neydi biliyor musunuz?
Kimsenin burnu kanamamıştı.
Coşku vardı ama taşkınlık yoktu. Sevinç vardı ama düşmanlık yoktu. Binlerce insanın bir araya geldiği o büyük gecede Trabzon insanı dünyaya çok güzel bir mesaj vermişti:
“Biz futbolu severiz ama kardeşliği daha çok severiz.”
Şimdi yıllar sonra sanki o büyük günlerin yeniden habercisi olan bir heyecan yaşıyoruz.
SAHNEDE SALAH, TRİBÜNLERDE TRABZON
Muhammed Salah’ın Trabzonspor’u tercih etmesi, Trabzon’a gelmesi ve imza töreninde yaşananlar bana göre sıradan bir futbol olayı değil.
Stadyumu dolduran binlerce taraftarın hep bir ağızdan yükselttiği:
“Ya Allah, Bismillah, Muhammed Salah!”
sloganı, Trabzonspor taraftarının yeniden ayağa kalktığının göstergesiydi.
Ardından tribünlerde Salah için uyarlanan şarkılar…
Ritim…
Coşku…
Bayraklar…
Flamalar…
Kombineler…
Bütün bunlar bize bir şeyi gösteriyor:
Trabzonspor’un uyuyan hücreleri yeniden hareketleniyor.
Belki de uzun zamandır beklediğimiz o büyük heyecan yeniden doğuyor.
“YAŞLI” DİYENLERE EN GÜZEL CEVAP SAHADA VERİLİR
Elbette Salah’ın Trabzonspor’a gelmesinden rahatsız olanlar, onun yaşını gündeme getirenler, “Trabzonspor’da iş yapamaz” diyenler olacaktır.
Bunları da çok büyütmüyorum.
Çünkü Anadolu’da güzel bir söz vardır:
“Kedi uzanamadığı ciğere murdar dermiş.”
Dünyanın önemli futbolcularından birisinin Trabzonspor’u tercih etmesini küçümsemek yerine, biraz da bu transferin neden gerçekleştiğini düşünmek gerekir.
Çünkü en güzel cevap sahada verilir.
Attığı gollerle…
Yaptığı asistlerle…
Takım arkadaşlarına vereceği katkıyla…
Ve en önemlisi Trabzonspor formasının hakkını vererek…
İnşallah Muhammed Salah, kendisi hakkında konuşanlara en güzel cevabı yeşil çimlerin üzerinde verir inşaallah.
TRABZONSPOR'UN EN BÜYÜK GÜCÜ: TARAFTARI
Trabzonspor hiçbir zaman İstanbul takımlarıyla aynı ekonomik imkânlara sahip olmadı.
Ama Trabzonspor’un başka bir sermayesi vardı:
Taraftarı.
Anadolu insanı bazen evinin bütçesinden kısarak bilet aldı.
Kuyruklara girdi.
Formasını aldı.
Çocuğunun elinden tuttu, stadyuma götürdü.
Yağmur demedi, kar demedi, uzaklık demedi.
Çünkü Trabzonspor onun için sadece bir futbol kulübü değildi.
Bir şehrin gururuydu.
Bir nesilden diğerine aktarılan bir emanetti.
Bugün kombine satışlarının, forma satışlarının ve özellikle Muhammed Salah’ın oluşturduğu büyük ilginin Trabzonspor’a ekonomik olarak da önemli katkı sağlaması mümkün.
Bu fırsat iyi değerlendirilirse güzel olur.
Trabzonspor artık sadece maç kazanan bir takım değil, Trabzon’un ekonomik ve turistik tanıtımına katkı sağlayan büyük bir marka hâline gelmeli.
TRABZON SADECE FUTBOLUYLA DEĞİL, GÜZELLİĞİYLE DE KONUŞULMALI
Trabzon zaten doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle dünyanın ilgisini çekebilecek bir şehir.
Eğer Trabzonspor Avrupa’da başarılı olursa bunun Trabzon’a yansıması çok daha büyük olacaktır.
Avrupa’dan gelecek taraftarlar…
Yerli turistler ve yabancı turistler…
Forma satışları…
Stadyum atmosferi…
Şehrin tanıtımı…
Otelinden restoranına, ulaşımından esnafına kadar birçok sektör bundan faydalanabilir.
Bir futbol kulübünün başarısı, doğru yönetildiğinde bir şehrin ekonomik ve kültürel tanıtımına da katkı sağlayabilir.
İşte Trabzonspor’un önündeki fırsat bu.
FUTBOL DÜŞMANLIK DEĞİL, KARDEŞLİKTİR
Fakat bütün bunların yanında bir şeyi asla unutmamalıyız:
Futbol sadece kazanmak değildir.
Futbol barıştır.
Futbol kardeşliktir.
Futbol centilmenliktir.
Rakibin gol attığında üzülürsün.
Kendi takımın gol attığında sevinirsin.
Ama rakibine düşman olmazsın.
Bu sezon farklı şehirlerden takımların aynı liglerde mücadele etmesi, Türkiye'nin birlik ve beraberliği açısından da güzel bir fırsat olabilir.
Özellikle tribünlerde provokasyon yapmak isteyenlere karşı dikkatli olmalıyız.
Trabzonspor taraftarını kışkırtmaya çalışanlar çıkacaktır.
Sosyal medyada, televizyon ekranlarında veya gazete köşelerinde ortamı germeye çalışanlar da olacaktır.
Bırakalım konuşsunlar.
Biz çok takılmayalım.
Bizim cevabımız tribünde değil, centilmenlikte olsun.
Bizim cevabımız küfür değil, tezahürat olsun.
Bizim cevabımız kavga değil, futbol olsun.
Gol olduğunda sevinelim.
Gol yediğimizde üzülelim.
Ama maç bittiğinde rakibimizin elini sıkmayı bilelim.
Çünkü Türkiye'nin buna ihtiyacı var.
Şimdi önümüzde yeni bir sezon var.
İyi bir teknik direktör…
Birkaç önemli transfer…
Avrupa'da başarılı olacak güçlü bir kadro…
Ve de yıllardır özlediğimiz şampiyonluk…
Neden olmasın?
Neden Trabzonspor yeniden ayağa kalkmasın?
Neden Avrupa'da ses getirmesin?
Ben inanıyorum ki Trabzonspor, doğru yönetim, doğru kadro ve doğru bir futbol anlayışıyla küllerinden yeniden doğabilir.
Ve biz taraftarlar olarak üzerimize düşeni yapmalıyız.
Tribünleri doldurmalıyız.
Formamızı giymeliyiz.
Takımımızı desteklemeliyiz.
Ama en önemlisi, Trabzonspor’un büyüklüğünü sadece kazandığı maçlarla değil, gösterdiği centilmenlikle de dünyaya anlatmalıyız.
Dilerim bu sezon sadece Trabzonspor için değil, Erzurumspor başta olmak üzere bütün Anadolu takımları için güzel bir sezon olur.
Dilerim sahalarda futbol konuşulur.
Tribünlerde kardeşlik konuşulur.
Şehirlerimiz başarılarıyla anılır.
Türkiye, futboluyla dünyaya güzel mesajlar verir.
Ve sonunda…
Centilmenlik kazanır.
Kardeşlik kazanır.
Dostluk kazanır.
Futbol kazanır.
Ve gönlümüzden geçen de gerçekleşir:
TRABZONSPOR ŞAMPİYON OLUR!
Trabzon için…
Anadolu için…
Türk futbolu için…
Ya Allah, Bismillah!
Haydi Trabzonspor!