ADAM ARIYORUM
Sinoplu filozof Diyojen (MÖ. 412-323) elinde fener “adam” arıyordu. Kinik felsefenin temsilcisi olan Diyojen, ortada “adam” bulamamaktan yakınıyordu.
Ahir zaman dedikleri bu olsa gerektir ki gittiğim her yerde, yaşadığım şehirde, bir ay tatilimi geçirdiğim köyümde bende Diyojen misali elimdeki fenerle inanın adam arıyorum.
Köyde eşeğe binemeyenler gittikleri yerlerde şanslarının da etkisiyle kazandılar. Ve doğdukları köye kaç milyonluk arabalarla ve sırtlarına yükledikleri kibirleri ile döndüler.
Özünü ve sözünü unutanlar dillerinde emanet duran sözcüklerle konuşmaya başladılar. Kibir ve gururları devenin hörgücü misali koskocaman oldu.
Köylerde herkes kapısından içeri, akrabalık ve komşuluk haklarını unutmuş ve hatta kardeşler bile küçücük dünyalıklar için kardeşine bıçak çekmekte, jandarmayı aramakta, arkasından kuyusunu kazmanın peşinde.
Ne oldu da biz bu hale geldik? Bizler eğitimciler, ebeveynler olarak nerelerde yanlışlar yaptık.
Güzel ülkemizde devletin valisi, hakimi, savcısı, polisi bile suça iştirak edebilmekte iken bizler kime ve nasıl güveneceğiz?
Kadın elindeki çakmakla üzerinde şehitlerimin kanı sembol olan milli gururumuz bayrağımızı yakabilmekte.
İtin biri 85 yaşındaki anasını sopalarla dövebilmekte.
Adına dini cemaat diyenler bile 100 milyarı yurt dışına kaçırabilmekte.
Milletin seçtiği bir vekil bir bayanı taciz etmekte ve tekme tokat dayak yiyebilmekte.
Evet, altın kalpli insanların yaşadığını sandığımız Gümüşhane'de bile öylesi olaylara şahit oluyoruz ki resmen akıl tutulması yaşıyoruz.
Soyunmayı medeniyet, hırsızlığı uyanıklık, askerden kaçmayı başarı, liyakatsizliğine rağmen işe girmeyi meziyet sanan bizler elbette her alanda geri kalmaya mecburuz.
Masa, kasa ve nisa sınavını veremeyenler kendilerini adam sanarak yaşamaya devam ediyorlar.
Hayatınızda her daim karşınıza gerçekten adam gibi adamlar çıkması ümidiyle.