19 AĞUSTOS: “DÜNYA ORANGUTANLAR GÜNÜ”
“BİR ORMAN YOK OLURKEN, BİR HAYAT DA YOK OLUYOR”
Nerden çıktı bu “orangutanlar günü” demeyin. Yaptığımız araştırmada ilginç sonuçlara ulaşmış olmamız bu günkü yazımızın konusu oldu. Paylaşalım istedik:
Bazı özel günler vardır; yalnızca bir canlıyı hatırlatmaz, bize bütün bir hayatı yeniden düşündürür.
19 Ağustos Dünya Orangutanlar Günü de böyle bir gündür.
Orangutan denildiğinde aklımıza önce onun kızıl tüyleri, güçlü kolları, zeki bakışları ve ağaçların arasındaki yaşamı geliyor. Fakat bugün asıl konuşmamız gereken orangutanın kendisinden çok, onun yaşadığı ormanlardır.
Çünkü orangutan varsa orman vardır. Orman yoksa orangutanın yaşayacağı bir dünya da yoktur. İşte 19 Ağustos'un asıl mesajı burada saklıdır:
Orangutanları korumanın ilk şartı, onların yuvası olan ormanları korumaktır.
Orangutanlar dünyanın yalnızca Güneydoğu Asya'daki Borneo ve Sumatra adalarının tropikal ormanlarında yaşamlarını sürdürüyor. Hayatlarının büyük bölümünü ağaçların üzerinde geçiriyor, yuvalarını dalların arasında kuruyor, besinlerini yine bu ormanlardan buluyorlar.
Yani orman onlar için yalnızca bir yaşam alanı değil; Evleri, sofraları, sığınakları ve gelecekleridir.
Fakat insanlığın bitmek bilmeyen tüketim ihtiyacı, bu ormanları her geçen gün biraz daha küçültüyor. Çıkan yangınlar ise tuzu biberi oluyor.
Ağaçlar kesiliyor. Ormanlar tarım alanlarına dönüştürülüyor. Yangınlarla binlerce hektarlık doğal alan yok oluyor.
Madencilik ve yol yapımı ormanların içine kadar ilerliyor.
Bunun sonucunda orangutanların yaşam alanları parçalanıyor, yiyecek bulmaları zorlaşıyor ve birbirlerinden kopuk küçük yaşam alanlarına sıkışıyorlar.
Bir başka ifadeyle, orangutanların karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlike ormanın yok olmasıdır.
Bir ağacın değerini bilmek
İnsan bazen bir ağaca yalnızca gövdesinden ve kerestesinden bakıyor.
Oysa bir ağaç, bir ormanın parçasıdır. Bir orman ise sayısız canlının evidir. Orangutanın yuvasıdır. Kuşun dalıdır. Böceğin yaşam alanıdır. Toprağın koruyucusudur.
Suyun kaynağıdır. Havanın temizleyicisidir.
İşte bu nedenle bir ağacın kesilmesini yalnızca “bir ağaç eksildi” diye değerlendiremeyiz.
Belki bir kuş yuvasını, belki bir böcek türünün yaşam alanını, belki bir orangutan ailesinin yuvasını kaybetmiştir.
Bir ağaç gider; arkasından koca bir hayat zinciri zarar görür.
Orangutanı Korumak Ormanı Koumak Demektir
19 Ağustos'ta dünyanın çeşitli yerlerinde orangutanların korunmasına yönelik farkındalık etkinlikleri düzenleniyor.
Çocuklara orangutanlar anlatılıyor. Doğanın önemi anlatılıyor. Hayvan sevgisi işleniyor.
Koruma çalışmalarına dikkat çekiliyor. Bunların hepsi çok değerli.
Ancak bu günün bize bırakacağı en önemli düşünce şudur:
Orangutana yardım etmek istiyorsak, önce ormana yardım etmeliyiz.
Çünkü orman yoksa rehabilitasyon merkezlerinde kurtarılan orangutanları nereye bırakacağız?
Yavruları kurtarsak bile onları hangi ormana götüreceğiz? Onlara yiyecek verebiliriz. Onları tedavi edebiliriz. Kaçak hayvan ticaretinden kurtarabiliriz.
Fakat yaşam alanlarını kaybedersek, onlara gerçek anlamda bir gelecek veremeyiz.
Bu nedenle orangutanların geleceği, yalnızca hayvan koruma merkezlerinde değil; ormanların geleceğinde belirlenmektedir.
Dünyanın Öbür Ucundaki Orman Bizi İlgilendirir mi?
“Borneo'daki orman bize ne?” diye düşünenler olabilir. Aslında çok şey.
Çünkü dünya, birbirinden kopuk ülkelerden oluşan bir harita değildir. Doğa sınır tanımaz.
Bir yerde ormanların yok edilmesi, yalnızca o bölgede yaşayan canlıların sorunu değildir. İklimden su döngüsüne, biyolojik çeşitlilikten toprağın korunmasına kadar bütün dünyanın doğal dengesi bundan etkilenir. Üstelik mesele yalnızca Borneo ve Sumatra ile de sınırlı değildir.
Dünyanın her yerindeki orman aynı değeri taşır.
Amazonlar'da da…Kafkaslar'da da…Anadolu'da da…Karadeniz'in yemyeşil dağlarında …
Bizim ormanlarımız da korunmak zorundadır.
Çünkü ormanları koruma bilinci, harita üzerinde sınırlandırılabilecek bir bilinç değildir.
Bir yerde ağacı koruyan insan, dünyanın başka bir yerindeki ormanın değerini de bilir.
19 Ağustos, Bir Hatırlatmadır
Belki de 19 Ağustos'u “Orangutanlar Günü” diye değil, “Ormanları koruma günü” diye de okumalıyız. Çünkü orangutan bize çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor:
Bir canlıyı korumak, onun yaşam alanını korumadan mümkün değildir.
Bugün orangutanın yuvası olan ormanları koruyamazsak, yarın başka canlıların yaşam alanlarını da kaybederiz.
Sonra bir gün dönüp çocuklarımıza: “Eskiden bu ormanlarda orangutanlar yaşardı.” demek zorunda kalabiliriz.
Bunu söylemek istemiyorsak bugünden başlamalıyız. Daha az tüketmeye…Doğayı daha çok düşünmeye…Ormanları yalnızca ekonomik kaynak olarak görmemeye…Çocuklarımıza ağacın, ormanın ve canlıların değerini öğretmeye…Çünkü doğa bize miras kalmadı.
Biz doğayı çocuklarımızdan ödünç aldık.
19 Ağustos Dünya Orangutanlar Günü vesilesiyle bir kez daha hatırlayalım:
Orangutanların yuvası ormandır.
Ormanı korursak orangutanı da koruruz. Orangutanı korursak doğanın bir parçasını koruruz. Doğayı korursak…Kendi geleceğimizi koruruz.
Yusuf SADIK
Eğitimci, Yazar, Gazeteci, Emekli Millî Eğitim Müdürü