Gümüşhane
Parçalı az bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,4424 %-0.00
56,3408 %0.17
6.857,10 %-0.61
KPSS, UMUT ve ÖTESİ

KPSS, UMUT ve ÖTESİ

YAYINLAMA:

6 Eylül 2026 Pazar günü Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Lisans KPSS sınavında görev aldım.

ÖSYM'nin yaptığı sınavlarda ilk kez görev aldığım için sınav öncesinde biraz heyecanlıydım. Karekod okutma, farklı zarflar ve evraklar, giriş-çıkış saatleri gibi uygulamaların açıköğretim sınavlarından farklı olduğunu gördüm. Ancak sınavın teknik ayrıntılarından çok, salondaki adayların hâli beni düşündürdü.

50 kişilik salonda adayların yaklaşık yarısı kadındı. Yaş ortalamalarının 30 civarında olduğunu tahmin ediliyorum. Aralarında evli ve çocuk sahibi olanlar da bulunuyordu. Dışarıdan zaman zaman çocuk sesleri geliyordu. Baba anne başarılar sesleri beni duygulandırdı.

Bu insanların birçoğu için KPSS yalnızca bir sınav değildi. Belki de hayatlarını değiştirecek bir umut kapısıydı.

Fakat salonda hâkim olan sessizlik ve sınav sonrasındaki sakinlik beni düşündürdü. İnsanların yüzlerinde büyük bir umut ve heyecandan çok, yorgunluk ve kararsızlık seziliyordu.

Bir eğitimci olarak kendime şu soruyu sordum:

Biz çocuklarımızı gerçekten geleceğe mi hazırlıyoruz, yoksa sadece bir sonraki sınava mı?

Yıllardır çocuklarımıza “Oku, üniversiteyi bitir, meslek sahibi ol.” diyoruz. Elbette eğitim çok önemli. Ancak üniversite mezunlarının iş bulmakta zorlandığı, buna karşılık sanayide nitelikli eleman sıkıntısının yaşandığı bir dönemde eğitim politikamızı yeniden düşünmemiz gerekiyor.

Her Çocuk Üniversiteye Gitmek Zorunda Değil

Her çocuğun yeteneği ve ilgisi aynı değildir.

Kimi akademik alanda başarılıdır, kimi teknik işlerde, kimi tarımda, kimi teknolojide, kimi sanatta…

Bu nedenle çocuklarımızı tek bir eğitim yoluna yönlendirmek yerine, yeteneklerini küçük yaşlarda keşfetmeli ve onları uygun mesleklere yönlendirmeliyiz.

Meslek liselerini ve teknik eğitimi güçlendirmeli, meslek sahibi olmayı üniversite mezunu olmaktan daha değersiz görmemeliyiz.

Çünkü ülkenin yalnızca akademisyenlere, öğretmenlere, doktorlara ve mühendislere değil; iyi yetişmiş ustalara, teknisyenlere ve üretici insanlara da ihtiyacı var.

Bugün birçok üniversite mezunu için KPSS adeta bir son umut hâline gelmiş durumda. Yıllarca okuyan, ardından iş bulamadığı için sınavdan sınava koşan insanlar var. Yaş ilerliyor, aile kuruluyor, sorumluluklar artıyor ama devlet kadrosuna girme umudu devam ediyor.

Bu insanları suçlamak yerine, onları bu noktaya getiren sistemi sorgulamalıyız.

Çözüm gençleri üniversiteden uzaklaştırmak değil; akademik eğitimle mesleki eğitimi dengeli biçimde güçlendirmektir.

Çocuklarımıza sadece diploma değil, meslek, beceri, üretme kültürü ve gelecek umudu kazandırmalıyız.

Sınavdan çıkarken  umutsuz insanların yüzleri vardı.

Ve düşündüm:

Eğitimin amacı yalnızca sınav kazanan insanlar yetiştirmek değil, hayata hazırlanmış ve geleceğe umutla bakabilen insanlar yetiştirmek olmalıdır.

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız