NEDEN ÖĞRETMEN?
Doğan her çocuğun zaman ilerledikçe ilk örneği ve olmak istediği modeli ilkin babası ve annesi gibi olmaktır. Daha sonra büyümeye başladığında gördüğü meslekleri icra edenlerin onlarda bıraktığı izlerle anne ve babasından sonra ilk gördüğü öğretmeni ve daha sonrasında polis, pilot, mühendis, doktor, hemşire gibi mesleği icra edenler olmaktadır.
İnsanın ileride pişman olduğu iki şey nedir diye sorduğumuz zaman genelde yanlış okula bağlı meslek seçimi, yanlış ve acele bir kararla yaptığı evlilik ön plana çıkmaktadır.
Bir sokak röportajında bana sorulan çocukken ne olmayı isterdiniz ve bugün o emelinize ulaştınız mı sorusuna bana uzatılan mikrofona aynen şunları demiştim;
Hayatımda ilk hatamı ortaokuldan sonra yanlış bir tercihle, daha doğrusu rehber öğretmenim ve beni yönlendirebilecek kimsem olmadığı için gittiğim Trabzon Endüstri Meslek Lisesi Motor Bölümü ile yaptım. Zira daha okulun ilk haftasında ilk atölye dersinde adını, sanını, işlevini bilmediğim karpit kazanının musluğunu kapatarak neredeyse büyük bir faciaya sebep olacağım olay ile yaşadım. Motor Öğretmeni İsmail Beşir’den yediğim yarım saatlik dayak ile aklım başıma gelse de artık dönülmez bir akşamın ufkuna doğru yol almıştım zira.
İlk ve ortaokulda okulun derece bakımından ilk üçüne giren öğrencisi lisenin daha ilk sınıfın ilk yarısı sonunda hayatında gördüğü rakamla 1, yazıyla da (Bir) notundan tam yedi tane vardı karnesinde. Motor Bölüm Şefi Hüseyin Avni Tekin öğrencilerin önüne çıkardığında yüzü kıpkırmızı olmuş başı önünde ayakkabılarının ucuna bakıyordu yarı ağlamaklı bir şekilde.
Şefin hakaret dolu konuşması gururunu yerle yeksan etse de inancını ve hırsını epey kamçılamaya yetmişti. Zira Trabzon Kaymaklı Mahallesi’nden Kavakmeydanı’na her sabah ve her akşam yürüme giden, cebindeki bir lira ile öğle arasında ekmek arası domates yiyen İsmail’in ruh halinden kimse anlayamazdı.
İnat etti ve o ara dönemde öylesine derslerine çalıştı ki aynı yılın sonunda karnesinde yer alan yedi tane olan o utanç çubuklarından kurtuluvermişti. Aynı Bölüm Şefi bu sefer onu öğrencilerin önüne çıkardığında başı dimdik arkadaşlarına ve öğretmenlerine gururla bakıyordu. O gün öğrencinin ilk hatasında o hain dayağı atan öğretmeni ve yine bölüm önünde hakaret eden bölüm şefi yüzünden öğretmen hem de rehber öğretmen olmaya karar vermişti.
9,15 gibi ortaokul diploma notuyla girdiği liseden 5,77 gibi diploma notuyla mezun olsa da sınıfından üniversiteyi kazanan 3-5 kişiden biriydi.
Evet, hayalindeki öğretmenlik mesleğine daha birinci sınıfta Trabzon Üniversite İlkokulu’na Gümüşhane’den 2 ay geç geldiği için sınıfına almayan Yunus Şişman, lisede daha ilk dersinde hayatının şokunu yaşatan İsmail Beşir ve Hüseyin Avni Tekin gibi olmamak için yemin etmiştim.
İlkokul birinci sınıf kapısında salya sümük ağlarken başımı okşayarak ilk öğretmenim Yunus Şişman’a;
“Sen okumak için bu şekilde ağlayan bir çocuğu nasıl sınıfa almazsın. Bu çocuğun kefili benim, o kadar” diye rest çeken boyu küçük ama yüreği koskocaman Okul Müdürüm Rahmetli Osman Nuri Tonyalı ve hayatımda babamdan sonra idol olarak aldığım tek insan İsmail Kılıç gibi öğretmen olmak için ve ilk hatasında öğrenciyi haince dövmemek için, beyinlerinden önce kalplerine girmek için 33 yıldır yaptığım öğretmenlik mesleğini seçtim. İyi ki de seçmişim ve yine dünyaya gelsem yine öğretmenlik mesleğini seçmek isterim.
Ama bugün sınıfta dersini anlatan mini etekli, saçı sakalı karmakarışık, altında kot pantolonu, saçında ve sakalında tokası, boncuğu, kılık kıyafetiyle öğretmenlik mesleğiyle bağdaşmayan öğretmen profili istemiyoruz.
Bu yıl kılık kıyafet konusu yeniden gündeme geldi ve her öğretmen saçı, sakalı, giyim kuşamı ve en önemlisi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından dağıtılan logolu öğretmen önlüğü ile derslere girecek. Devletin verdiği para ile sendikacılık yapan bizlerin sivil itaatsizlik adı altında protesto yerine öğretmenin saygınlığının yeniden kazanılması için topluma, öğrenciye ve velilere en güzel örneği olmalıyız.
Diğer yanda maddi anlamda da her mesleği yetiştiren biz öğretmenlerin maaşı ve sosyal hakları yeniden düzenlenmeli, uzman ve başöğretmenlik tazminatlarının emekli olduğumuzda kesilmemesi en büyük temennimizdir.
