EĞİTİMCİLER, 8 EYLÜL’Ü BİLİYOR MUSUNUZ?
Okullar açıldı; şimdi biraz da okuryazarlığı konuşalım…
Okullarımız açıldı. Sınıflarımız çocuk sesleriyle yeniden doldu. Öğretmenlerimiz öğrencileriyle buluştu. Uyum için ders başı yapan yavrularımıza hayırlı olsun hoş geldiniz diyorum.
Tam da böyle bir haftada, Anadolu’yu Aydınlatan fertlerden birisi olarak, eğitim camiasına bir soru sormak istiyorum:
-“Eğitimciler, 8 Eylül’ü biliyor musunuz?”
8 Eylül, Dünya Okuryazarlık Günü’dür.
Acaba kaç okulumuz bu önemli gün için tören düzenleyecek?
Kaç eğitim yöneticimiz öğrencilerine okuryazarlığın anlamını anlatacak?
Doğrusu, yıllardır eğitim camiasının içinde bulunan biri olarak söyleyeyim: Bugünü bilen ve önemseyen eğitimcilerin sayısı sanıldığından çok daha az.
Ben ise 8 Eylül’ü 1985 yılından beri bilirim.
Gümüşhane İl Millî Eğitim Müdürü olarak 1985 yılında Dünya Okuryazarlık Günü’nü törenlerle kutlamaya başladım.
Sonraki yıllarda görev yaptığım Eskişehir, Tunceli, Siirt, Bingöl ve Ağrı’da da aynı uygulamayı sürdürdüm.
Hatta bir 8 Eylül töreni için dönemin İl Valisi’ni bizzat davet ettim.
Valimiz şaşırdı ve:
“Bu da nereden çıktı?” diye sordu. Davetimize katılmadı. O gün belki yadırganmıştı.
Ama ben eğitim yöneticisi olarak ne yaptığımı biliyordum.
Çünkü 8 Eylül, sıradan bir gün değil; insanlığın karanlıktan aydınlığa çıkışının sembollerinden biridir.
ATATÜRK’ÜN BÜYÜK DAVASI: OKURYAZAR BİR MİLLET
Mustafa Kemal Atatürk, 1928 Harf Devrimi’ni gerçekleştirirken meselenin yalnızca alfabe değiştirmek olmadığını biliyordu. Mesele, milleti cehaletin karanlığından çıkarıp bilgi ve aydınlanma yoluna taşımaktı.
O dönemde ortaya konulan düşünceyi anlatan şu söz, bugün de anlamını koruyor:
“Bir milletin yüzde 90’ı okuma-yazma bilmiyor, yüzde 10’u biliyorsa bu ayıptır. İnsan olanın bundan utanması lazım.”
İşte mesele tam da budur.
Okuryazarlık, bir milletin geleceği meselesidir.
Okuryazarlık yalnızca harfleri tanımak, adını yazmak değildir.
Okuryazarlık; okumak, anlamak, düşünmek, sorgulamak ve doğruyu yanlıştan ayırabilmektir.
Bugün bu kavramın anlamı daha da büyümüştür.
Çocuklarımız kitap okumalı; ama aynı zamanda bilgiyi, medyayı, teknolojiyi ve dijital dünyayı da doğru okuyabilmelidir.
İşte okullarımızın açıldığı bu hafta, bütün eğitimcilerimize küçük bir çağrım var:
8 Eylül’ü takvim yaprağı olarak bırakmayalım.
Bir tören yapalım. Bir kitap açalım. Bir çocuğa kalem verelim.
Okumanın ve öğrenmenin değerini anlatalım.
Bendeniz İl Millî Eğitim Müdürü olarak ,1985’te Gümüşhane’de başlattığım bu uygulamanın, bugün çok daha güçlü bir şekilde yaşatılması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü eğitim yalnızca ders kitabından, sınavdan ve nottan ibaret değildir.
Eğitim, insanı hayata hazırlamaktır.
Ve hayatı doğru okuyabilmenin ilk şartı da okur-yazar olmaktır.
Öyleyse gelin, bu 8 Eylül’de hep birlikte hatırlayalım:
8 EYLÜL, DÜNYA OKURYAZARLIK GÜNÜDÜR.
Bilmeyen eğitimci öğrensin; bilen eğitimci anlatsın.
Çünkü bazen bir günü hatırlatmak da eğitimdir.
YUSUF SADIK
Eğitimci, Yazar, Gazeteci, Emekli Millî Eğitim Müdürü