SUNİ TENEFFÜSLE YAŞAM
Gümüşhane’nin en büyük problemi hızla azalan nüfusu. En fazla göç veren, en düşük evlenme oranına sahip olan, en düşük ekonomik göstergeye sahip olan şehrimizde, aktif yaşayan insan sayısı da hızla erimekte…
Torul Belediye Başkanı Evren Evrim Özdemir’in geçtiğimiz günlerde yaptığı “Nüfusu ilçede tutamıyoruz” açıklaması, yalnızca Torul’un değil, Gümüşhane’nin tamamının üzerinde düşünmesi gereken bir meseleye işaret ediyor.
Çünkü insanlar gidiyor.
Özellikle gençler eğitim ve iş için başka şehirlere yöneliyor; önemli bir bölümü de geri dönmüyor. Böylece şehir yalnızca nüfus değil, aynı zamanda üretim gücünü, tüketici kitlesini ve geleceğini kaybediyor.
Bu tablo karşısında çeşitli suni tedbirler geliştiriliyor. İkametini Gümüşhane’ye taşıyanlara yönelik kampanyalar, su indirimi gibi teşvikler, bunlardan bazıları.
Gümüşhane’nin bugün yaptığı bu uygulamalar bu anlamda sadece günlük çözüm olup, bunları asıl çözüm olarak görmek, sorunun kaynağını gözden kaçırmak olur.
Bir şehre köylerden geçici olarak nüfus kazandırabilirsiniz. Kamu kurumlarına geçici yeni personel atayabilirsiniz. Üniversite öğrencilerini kısmen artırabilirsiniz. Çeşitli teşviklerle insanları belli bir süre şehirde tutabilirsiniz. Sosyal desteklerle, hibelerle ekonomik sıkıntıyı hafifletebilirsiniz.
Burada asıl sorulması gereken, bu yapılanlar Gümüşhane’nin ekonomik hayatını mı kurtarıyor, yoksa sadece mevcut durumu bir süre daha mı sürdürüyor?
Çünkü suni teneffüs ile normal solunum aynı şey değildir.
Tıpta suni teneffüs, kişinin kendi başına yeterli nefes alamadığı durumda dışarıdan müdahaleyle akciğerlerine hava verilmesidir. Amaç, hayati organların oksijensiz kalmasını önlemek ve asıl tedavi yapılıncaya kadar hastaya zaman kazandırmaktır.
Suni teneffüs hastaya zaman kazandırır; fakat tedavinin yerini tutmaz.
İşte tam bu noktada “nüfusu tutmak” ile “insanı tutmak” arasındaki fark ortaya çıkıyor.
Birincisi geçici bir rahatlama sağlayabilir. İkincisi ise kalıcı çözümün kendisidir.
Asıl soru şudur:
Bir genç neden Gümüşhane’de kalmalı?
Bu soruya yalnızca “memleketini sevdiği için” cevap veremeyiz.
Sevgi, insanı memleketine bağlar; fakat hayatını orada kurabilmesi için iş, gelir, eğitim, sosyal hayat ve gelecek umudu gerekir.
Genç insana “Burada kal” demek kolaydır. Zor olan, kalması için makul bir sebep ortaya koymaktır.
Bunun yolu da bellidir: Üretimi artırmak, istihdam yaratmak, yatırımın önünü açmak, turizmi ekonomik değere dönüştürmek, üniversitenin şehirle bağını güçlendirmek, ulaşım imkânlarını geliştirmek ve gençlerin burada bir gelecek görebileceği sosyal ortamı oluşturmak.
Çünkü insanı şehirde tutan şey bir indirim kampanyası değil, hayat kurabilme ihtimalidir.
Asıl tedavi yapmazsak hastayı kaybedeceğiz. Yatırımları getiremezsek insanımız gidecek. Tünelleri yapmazsak şehir gelişmeyecek.
Madenleri burada işleyemezsek sadece tahrip edilmiş doğa kalacak.
Demiryolu gelmezse ağır sanayi gelmeyecek. Yolları yapmazsak turist uğramayacak.
Üstelik nüfus kaybı yalnızca demografik bir mesele değildir. Genç nüfus azaldıkça okul, esnaf, konut, yatırım ve sosyal hayat bundan etkilenir. Şehir küçüldükçe ekonomik hareketlilik de zayıflar. Bu da yeni göçleri beraberinde getirir.
Yani mesele bir kısır döngüye dönüşür.
Bu nedenle Torul’dan yükselen “nüfusu tutamıyoruz” sözü, üzerinde siyasi polemik yapılacak sıradan bir açıklama olarak görülmemeli.
Gümüşhane’nin artık suni teneffüsle yaşamaya değil, kendi başına nefes almaya ihtiyacı var.
Gümüşhane’nin artık yıllardır gerçekleşmeyen boş vaatlere değil, ciddi yatırımlarla ekonomik ölülüğü üzerinden atmaya ihtiyacı var.
İnsanımıza Gümüşhane’de kalmak için gerçek bir gelecek sunmak zorundayız.
Hastayı tamamen kaybetmeden…
08.09.2026 Av. Ali Haydar DERELİ